T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1775 - 2025/2025
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1775
KARAR NO : 2025/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/04/2023
NUMARASI : 2022/185 E. - 2023/167 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17/04/2023 tarih ve 2022/185 E. - 2023/167 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 1991 yılından itibaren tatil alternatifleri üretmek üzere kurulduğunu, yıllar süren yatırımlar sonucu bünyesinde "..., ..." markalarını içerir şekilde faaliyet gösterdiğini, turizm sektöründe pazar lideri olduğunu, halihazırda hizmetlerinin pazarlama ve tanıtımı için "..." ve "....com" esas unsurlu markaların kullanıldığını, davalı Şirketin ise 2020/82156 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun ayırt edicilikten yoksun olduğu gibi kapsamındaki hizmetler yönünden de tanımlayıcı bulunduğunu, dolayısıyla SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri kapsamında başvurunun tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-2966 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvurunun ayırt edici olduğu gibi kapsamındaki hizmetler yönünden de tanımlayıcı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkilinin seyahat acentesi olduğunu, uçak ve otobüs bileti, otel, kredi gibi hizmetleri arayan kimselere kıyaslamalı hizmet sunduğunu, SMK'nın 5-1/b ve c hükümleri kapsamında müvekkiline ait markanın ayırt edici niteliğe sahip olduğunu ve tanımlayıcı da bulunmadığını, zira markanın asli unsurunun şekilden oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "şekil+..." ibareli başvuru markasının, kapsamındaki hizmetler açısından ortalama tüketici kitlesi nazarında marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallarından ayırt ediciliği sağlayacak şekilde algılanacağı, soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, SMK'nın 5/1-b maddesi kapsamında tescil engelinin bulunmadığı, başvuru markasının, kapsamındaki hizmetler açısından cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı bir ibare olmadığını, dolayısıyla SMK'nın 5/1-c maddesi koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece eksik ve hatalı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, dava konusu marka başvurusunda, uçak figürünün hemen alt kısmında bariz bir şekilde "..." ibaresine yer verildiğini, şekil ve kelime unsurları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, "..." ibaresinin, şekil unsurunun önüne geçeceğini, ortalama tüketicinin aklında uçak figüründen çok, "..." sunulduğu bilgisinin kalacağını, başvuruda yer verilen "en" ve "ucuz" ibarelerinin, uçak biletinin kalite ve vasfını belirttiği gibi davalı tarafça sunulan uçak biletine yönelik hizmeti tanımladığını, anılan ibarelerin, markada esas unsur olarak bulunduğunu, bu nedenle SMK'nın 5/1-c maddesi kapsamında dava konusu başvurunun tescilinin mümkün olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu hususa ilişkin yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, rapordaki açıklamaların davalı Kurumun marka inceleme kılavuzu ile çeliştiğini, öte yandan dava konusu başvurunun herhangi bir ayırt edici unsurunun da bulunmadığını, dolayısıyla SMK'nın 5/1-b maddesi anlamında da tescil engelinin olduğunu, başvuruda yer verilen şekil unsurunun, başvuru kapsamındaki hizmetlerle doğrudan bağlantılı bulunduğunu ve bu nedenle ayırt edici niteliğe sahip olmadığını, söz konusu işaretin, sırf renk ve şekil kombinasyonu esas alınarak ayırt edicilik kazandığından söz edilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının idari aşamadaki itiraz dilekçelerinde SMK'nın 5. maddesinde düzenlenen mutlak ret nedenlerine de dayanıldığı, öte yandan mutlak ret sebeplerinin her aşamada dikkate alınması gerektiği, bu itibarla YİDK kararının iptali istemi bakımından da davacının mutlak ret nedenlerini ileri sürebileceği, dava dilekçesinde yalnızca SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddelerine dayanıldığı, bunun dışında anılan Kanun'un 6. maddesi kapsamında bir iddianın ileri sürülmediği, dolayısıyla uyuşmazlığın, SMK'nın 5. maddesi kapsamında dava konusu başvurunun tesciline bir engel bulunup bulunmadığı ile sınırlı olduğu, her ne kadar başvuruda yer verilen "..." ibaresi ayırt edici olmadığı gibi başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden tanımlayıcı ise de başvuruda yer verilen şekil unsurunun, tertip tarzı itibariyle başvurunun asli unsurunu oluşturduğu, özel bir biçimde oluşturulmuş bu şekil unsurunun ayırt edici niteliği haiz bulunduğu ve başvuru kapsamındaki hizmetler yönünden tanımlayıcı da olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.