T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1574 - 2025/1885
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1574
KARAR NO : 2025/1885
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/03/2023
NUMARASI : 2022/242 E. - 2023/125 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/03/2023 tarih ve 2022/242 E. - 2023/125 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "...", ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibaresinin 16 ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı ...'e başvurduğunu, başvuruya yaptıkları itirazın 2022-M-6375 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın iltibasa sebebiyet vereceğini, müvekkili markalarının 16 ve 35. sınıflarda da tescilli olduğunu, benzer marka başvurularının reddedildiğini, müvekkilinin sektörel tanınmışlığının yapılan yargılamalarda kabul edildiğini ileri sürerek, ... YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzer olmadığını, müvekkilinin markası kapsamında gıda ürünü bulunmadığını, süpermarket ve hipermarket olarak de hizmet vermediğini, müvekkili markasında logonun ön planda olduğunu, davacı şirketin tanınmışlık başvurusunun reddedildiğini, tanınmışlık şartlarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu marka başvurusu kapsamında; 16. sınıfta tüm alt gruplarda yer alan malların davacı şirkete ait 2020/99855, 2019/113713, 2019/11844 sayılı markaların tescili kapsamında 16. sınıftaki mallar ile aynı/aynı tür olduğu, 35. sınıfta tüm alt gruplarda yer alan hizmetlerin davacı şirkete ait 2020/99855, 2014/71536, 2014/75161, 2011/93850, 2012/99242, 2019/113713, 2012/05935 sayılı markaların tescili kapsamındaki 35. sınıftaki hizmetler ile aynı/aynı tür olduğunun tespit edildiği; taraf markaları "..." ibaresini ortak olarak içermekte olduğundan markaların benzer olduğunun iddia edildiği; ancak, davaya konu markada "..." ibareleri ve şekil unsuru bir bütün olarak yer almaktayken ve şekil unsuru markanın esas ve baskın unsurunu oluşturmaktayken, söz konusu markayı parçalara bölmek suretiyle inceleme yapmanın mevzuata ve mevcut uygulamalara aykırılık teşkil edeceği; bununla birlikte, İngilizce "..." ibaresinin Türkçe’de "mutlu" anlamına gelen günlük hayatta ve ticaret hayatında yaygın kullanımı olan, bu nedenle de herkesin kullanımına konu olabilecek bir ibare olduğu, tüketicinin sıklıkla karşılaştığı türden bir ibare olması nedeniyle ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun düşünüldüğü; taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında, davaya konu marka başvurusunda yer alan şekil unsurunun markanın genel görünümü dikkate alındığında; kelime unsuruna göre ön planda olacak şekilde dizayn edildiği ve özgün bir mizanpajı haiz olduğu, başvuru markasının kelime unsurunun ise "..." şeklinde Türkçe "mutlu gün kartları" ibarelerinden oluştuğu; markalarda salt "..." sözcüğünün müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak ilgili tüketici kesimi nezdinde markalar arasında benzerlik bulunduğunun söylenemeyeceği, markalarda yer alan farklı kelime ve şekil unsurlarının markaları ilgili tüketici kesimi nezdinde yeter düzeyde farklılaştırdığı, başka bir deyişle; daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı mal ve hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka ile karşılaştığında, davaya konu markalı mal ve hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı; yapılan incelemede davacı şirketin "şekil + ..." markası için ... nezdindeki 21.06.2018 tarihli tanınmışlık başvurusu ile "..." markası ile ilgili 19.10.2015 tarihli tanınmışlık başvurusunun reddedildiğinin anlaşıldığı; davacı şirketin dosya kapsamına sunmuş olduğu delillerden "... ..." ibareli markanın "süpermarket" sektöründe belirli düzeyde bir bilinirliği olduğu kabul edilse dahi tek başına "..." ibaresinin davacı şirket ile sıkı sıkıya bağlı, toplumun büyük bir kesimi tarafından herhangi bir mal veya hizmet üzerinde farklı kelime veya şekil unsurları ile birlikte görüldüğünde refleks halinde ilişkilendirebilecek düzeyde bir tanınmışlığı bulunmadığının düşünüldüğü; diğer taraftan, 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi kapsamında yapılan inceleme neticesinde "..." ibareli markalar ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığından, SMK'nın 6/5. maddesindeki durumların ortaya çıkacağına ilişkin kanaat oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, emtia benzerliğinin gerçekleştiğini, "..." ibaresinin başlı başına müvekkilinin markası olduğunu, bu ibareyi taşıyan seri markalarının bulunduğunu, markanın ilk kısmında oluşan benzerliğin daha büyük öneme sahip olduğunu, bilirkişiler tarafından müvekkili markasının sektörel olarak tanınmış kabul edildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı; tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." ibareli markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira her iki taraf markasında da "..." ibaresi yer almakta ise de, dava konusu markada "..." ibaresinin görsel olarak öne çıkmadığı, markanın bir bütün olarak algılanıp, anlamsal olarak davacının mesnet markalarından uzaklaştığı, başvurudaki baskın şekil unsurunun da görsel benzerlik oluşmasının önüne geçtiği, bu hale göre tüketicilerin özel bir dikkat göstermeye gerek kalmadan taraf markalarını ayırt edebilecekleri, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2023/1494 E.-2024/4719 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/11/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.