T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1585 - 2025/1828
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1585
KARAR NO : 2025/1828
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/05/2023
NUMARASI : 2022/452 E. - 2023/269 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 Tarih ve 2022/452 Esas - 2023/269 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde gerçekleştirdiği 2021/090079 sayılı başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu marka başvurusunun, müvekkili adına tescilli, tanınmış “...” ve "..." markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markanın tescili halinde halk nezdinde iltibas yaratacağını, "..." ibareli markalarının yoğun kullanım sonucu yüksek ayırt edicilik kazandığını, “...” markasının tesciline izin verilmesinin, müvekkillerinin emek ve zaman harcayarak itibar edindirdiği markalarının ayırt edici vasfının zedelenmesine neden olacağını, müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan “...” ibaresinin tesadüfen seçildiği düşünülemeyeceğinden başvurunun kötüniyetle yapıldığını ve davaya konu markanın Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, YİDK'nun 2022-M-11621sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/090079 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bıraktıkları izlenim dikkate alındığında markaların karıştırılacak ölçüde benzer markalar olmadığını, müvekkile ait marka başvurusu ile itiraza mesnet markaların yazılış, okunuş, anlam ve şekilsel olarak tamamen farklı olduğunu, davacının markasının zayıf marka niteliğinde olduğunu, zira “...” ibaresinin tek başına kelime olarak 5/1(b) ve 5/1(c) kapsamında marka olma özelliğine haiz olmadığını, markaların bir bütün olarak dikkate alınması ve itiraza gerekçe markanın içerdiği ibarelerin anlamsal olarak ayırt ediciliğinin bulunmaması nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve markaların parçalara bölünerek benzerlik değerlendirmesine tabi tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerin, davacıya ait markalarda aynen yer aldığı, taraf markaları arasında sınıfsal olarak ayniyet oluştuğu, davacının “...” kelimesinin önüne getirilen farklı kelime unsurları ile bir seri marka ailesi yarattığı, dava konusu markanın davacı markalarında olduğu gibi “...” kelimesinden önce getirilmiş bir kelime unsuru içerdiği, her ne kadar taraf markalarında yer alan ikinci kelime unsurunun görsel ve işitsel olarak benzer olduğu söylenemeyecekse de, dava konusu markada yer alan “...” kelimesinin, davacının seri markalarında yer alan “zeka, kariyer, gençlik, değer, gelişim” gibi kelimeler ile benzer algıya sebep olduğu, bu kelimelerin tamamının soyut kelimeler olduğu, davacının “...” kelimesi ile oluşturulmuş seri markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” ibareli markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ve karıştırmasının ihtimal dahilinde olduğu, davacı yana ait “...” ibareli markanın tanınmış marka olduğu, fakat markanın tanınmış olduğu sektör ile davalının markası kapsamında yer alan 41. sınıf hizmetlerin birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu ve davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olguların ortaya konulamadığı gerekçeleriyle davanın kabulü ile 2022-M-11621 sayılı YİDK kararının İPTALİNE ve dava konusu 2021/090079 sayılı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünü itibariyle bıraktıkları izlenim dikkate alındığında karıştırılacak ölçüde benzer olmadığını, müvekkiline ait marka başvurusu ile itiraza mesnet markaların yazılış, okunuş, anlam ve şekilsel itibari ile tamamen farklı olduğunu, davacının itiraza mesnet markasının zayıf marka niteliğinde bulunduğunu, zira “...” ibaresinin tek başına kelime olarak 5/1(b) ve 5/1(c) kapsamında marka olma özelliğine haiz olmadığını, itiraza gerekçe markanın içerdiği ibarelerin anlamsal olarak ayırt ediciliğinin bulunmaması nedeniyle, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ve markanın parçalara bölünerek benzerlik değerlendirmesine tabi tutulamayacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, istinafa konu mahkeme kararının aksine, kuruma itiraz aşamasında ileri sürülen marka ile başvuru konusu marka arasında kabule konu mal ve hizmetler yönünden “...” ibaresinin zayıf bir ibare olduğu dikkate alındığın markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan herhangi bir benzerlik/karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, uyuşmazlık konusu “...” ibaresinin günlük hayatta yaygın kullanımı, anlamı ve tasviri niteliği de dikkate alındığında tescil kapsamında yer alan hizmetlerde, ayırt edici niteliğinin doğuştan düşük olduğunu, dava konusu markada “...” ibaresine vurgu yapılmadan “...” ibaresi ile markaya yeterli bir ayırt ediciliğin kazandırıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'in 18/6/2021 tarihinde 2021/090079 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, davacı şirket tarafından "..." ibareli markalara dayalı karıştırılma tehlikesi ve tanınmışlık gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiği, taraf marka işaretleri benzer görülmediğinden nihai olarak YİDK'in 2022-M-6157 sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın 4/10/2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve davanın iki aylık süre içinde 2/12/2022tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ... öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi bir işaret zamiri olduğundan ayırt ediciliği düşüktür. Ayırt ediciliği düşük bu tür zayıf ibarelerinin ortaklığı ise tek başına iltibasa sebebiyet vermez. Davacının itirazına mesnet markalarının ise "..." ve "..." ibareleri etrafında oluşturulmuştur. Bu hale göre, taraf markalarında zayıf nitelikteki "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, davacının mesnet markalarında "..." ibaresinin öne çıktığı, "..." markasının tanınmış olduğu, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında iltibasa sebep olmadığı, zira markalardaki ilave unsurların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarih ve 2024/3416 E.-2025/1775 K. sayılı kararında "... ....com" ibaresi ve 5/5/2025 tarihli 2024/5000Esas, 2025/3068 Karar sayılı ilamında "... ..." ibaresi davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmamıştır.
Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olması da sonuca etkili bulunmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinde YİDK iptaline ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 24/05/2023 gün ve 2022/452 Esas - 2023/269 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
8-Davalı şahıs ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine,
9-İstinaf aşamasında davalı ... ve davalı şahıs tarafından yapılan 738,00'er-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı ... ve davalı şahısa verilmesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.