T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1563 - 2025/1803
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1563
KARAR NO : 2025/1803
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/10/2019
NUMARASI : 2018/195 E. - 2019/431 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2019 tarih ve 2018/195 E. - 2019/431 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı Şirketin 2016/101839 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince adına tescilli "...", "...", "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu YİDK kararının 556 sayılı KHK’nın 7/A ve SMK’nın 5/1-a ve 5/1-b maddelerine aykırı olduğunu, "..." ibaresinin, "formda olan", "zinde olan" anlamlarına geldiğini, dava konusu marka kapsamındaki 28. 41. ve 44. sınıflar için bu ibarenin tek başına ayırt edici vasfı bulunmadığını, piyasada sıklıkla kulanılan bu ibarenin tek bir gerçek veya tüzel kişinin kullanımına hasredilmesinin hukuken mümkün olmadığını, 556 sayılı KHK’nın 7/C ve SMK’nın 5/1-c maddeleri ile kullanılacağı hizmetin vasfını, çeşit ve amacını gösteren kelimelerin tek başına marka olarak tescilinin engellendiğini, dava konusu markanın özellikle spor ve sağlık sektöründe faaliyet gösteren tüm kurumlar ve spor yapan tüm bireyler bakımından herkesin kullanımına açık ve amaç ihtiva eden bir işaret olduğunu, bu ibarenin tek bir kişinin inhisarına bırakılmasının hukuka aykırı bulunduğunu, 556 sayılı KHK’nın 8/a ve SMK’nın 6/1 maddeleri anlamında dava konusu YİDK kararının yerinde olmadığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve fonetik anlamda ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğunu, bu durumun markada teklik ilkesine aykırı bulunduğunu, taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin aynı olduğunu, dolayısı ile davacı faaliyetleri ile aynı alanda ve sektörde kullanılabilecek olan “...” ibareli dava konusu markanın direkt olarak müvekkili hizmetleri ile ilişkilendirileceğini, taraf markaları arasında iltibas ihtimalinin bulunduğunu, bir markanın diğer bir markaya olan benzerliği sebebi ile reddedilmesi için iltibasın mevcudiyeti değil ihtimalinin dahi yeterli olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış marka seviyesinde bulunduğunu, 556 sayılı KHK’nın 8/3 ve SMK’nın 6/5 maddeleri kapsamında dava konusu marka başvurunun reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek, YİDK’in 2018-M-2316 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının "..." ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacıya ait "..." ibareli markaların ayırt edici niteliğinin düşük bulunduğunu ve önceki markanın ayırt edici gücünün karıştırılma ihtimalinin belirlenmesinde esas olduğunu, davacının diğer iddialarının de yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2016/101839 sayılı marka başvurusu ile davacının mesnet markaları arasında 28, 41 ve 44. sınıf kapsamındaki bir kısım mal ve hizmetler için 6769 SMK’nın 6/1 maddesi anlamında emtia benzerliği gerçekleşmiş olmasına rağmen işaret benzerliği bulunmadığı, davacının markalarının davalının markası ile benzerlik gösteren kısmını oluşturan “...” kelimesinin zayıf marka niteliğinde olduğu, zayıf marka sahibi davacının kendi markalarında kullandığı kelimeye küçük de olsa birtakım değişiklikler yapılmak suretiyle aynı bildirici sözcüklerin kullanıldığı başkalarına ait yeni markalara engel olabilme olanağının daha baştan itibaren ortadan kalktığı veya zayıfladığı, markalar arasında iltibas tehlikesi olmadığı, SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7/a maddesine ve 6769 sayılı SMK’nın 5/1-a ve 5/1-b maddelerine aykırılığı hususunda mahkemece herhangi bir inceleme yapılmadığını, buna ilişkin iddialarının değerlendirme dışı bırakıldığını, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında görsel, işitsel ve fonetik açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, markalar arasında benzerliğin yanı sıra markaların kapsadığı sınıflar bakımından da ayniyetin söz konusu olduğunu, dava konusu marka için iltibas koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı tarafça, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemi ile açılan davada, dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7/a ve SMK'nın 5/1-a,b maddeleri kapsamında tescilinin mümkün olmadığı ve markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince bu yönden olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. Öte yandan, dava konusu marka başvurusu İngilizce yapılmış olup, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin Türkçe'ye tercümesi yapılmadan, emtia benzerliğine ilişkin koşulun kısmen gerçekleştiği açıklanmıştır. Ancak, bu haliyle anılan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu söylenemez. Bu nedenle, öncelikle başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin Türkçe'ye tercüme edilmesi ve denetime elverişli olacak biçimde mal ve hizmet karşılaştırılmasının yapılması için yeni bir bilirkişi raporu aldırılması gerektiğinden, Dairemizce bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle somut uyuşmazlığın çözümünde, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususların araştırılması, işbu dava yönünden esasa etkili delil niteliğinde bulunduğundan, anılan hususlar değerlendirildikten sonra yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2019 gün ve 2018/195 E. - 2019/431 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.