T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1569 - 2025/1888
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1569
KARAR NO : 2025/1888
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/03/2023
NUMARASI : 2022/467 E. - 2023/113 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2023 tarih ve 2022/467 E. - 2023/113 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin hem işletme adı hem de markasal olarak "..." ibaresini kullandığını, bu ibarenin sunduğu hizmetler ile özdeşleştiğini ve yoğun kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, müvekkilinin, adına tescilli ... ibareli markaların devamı niteliğinde dava konusu 2020/145993 sayılı "... Teknoloji Geliştirme Sistemleri ve Yapı San.Tic.Ltd.Şti." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalının "..." ibareli markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından bu itirazın kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, oysa davalıya ait markalarla müvekkili markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, SMK'nın 6. maddesi kapsamında taraf markalarının benzer olmadığını, markalarda yer verilen logoların, tüketici zihninde yaptığı çağrışım bakımından önemli rol oynadığının bilindiğini, taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin, genel nitelikte ayırt edici özelliğinin düşük nitelikte bulunduğunu, müvekkili başvurusunun kapsamında yer alan hizmetler üzerinde tescilli "..." ibareli birçok markanın olduğunu, itiraza gerekçe markalar ile müvekkiline ait marka arasında sadece "..." ibaresinin ortak olup bu ortak unsurun ayırt ediciliği zayıf bulunduğundan, anılan ibarenin yanında kullanılacak şekil veya sözcüklerle markaya ayırt edicilik kazandırılacağını, müvekkili başvurusunun da ayırt ediciliği sağladığını, davalı Şirket markalarının, müvekkili marka başvurusunun kapsadığı hizmetlerde kullanılmadığını, taraflar arasında daha evvel de "..." ibareli markaya ilişkin dava sürecinin yaşandığını ve bahse konu davanın müvekkili lehine sonuçlandığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-14093 sayılı kararının iptaline, müvekkili markasının tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkili markaları ile davacının başvurusu arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacı markasının, müvekkilinin "..." ibareli seri markalarından bir olarak algılanabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının kapsamlarında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, markaları oluşturan esas unsurların müşterek olarak "..." sözcüğünden oluştuğu, buna göre daha önce redde mesnet markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra başvuru markasını aynı/aynı tür hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı, redde mesnet markaların serisi zannedebileceği, markaların aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılaması ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı taraf her ne kadar önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hakkı bulunduğunu ileri sürse de davacı yanın önceki tarihli 2010/26237 ve 2014/11938 sayılı "..." esas unsurlu markalarının tescil kapsamlarında davaya konu 37.sınıfta bulunan hizmetlerin bulunmadığı, söz konusu markalardan kaynaklı olarak davacı yanın müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili başvurusu ile davalı markaları arasında SMK'nın 6. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, logoların, markaların tüketici zihninde yaptığı çağrışım bakımından önemli rol oynadığını, ayrıca ayırt ediciliği yüksek olmayan ibareler bakımından sınıfsal benzerliğin bulunması ihtimalinde dahi bunun tek başına karıştırılma ihtimalinin varlığının kabulü için yeterli olmadığını, taraf markalarının benzer olduğu anlamına gelmemekle birlikte, itiraza gerekçe markalardaki "..." ibaresinin, ayırt ediciliği zayıf bir kelime olduğu için yanına eklenecek logo veya sözcüklerle ayırt edicilik kazanacağını, somut olayda da müvekkili başvurusuna ayırt edicilik kazandırıldığını, müvekkile başvurusunda hem şekil unsurunun kullanıldığını hem de "..." ibaresi büyük harflerle yazılarak, bu ibareye vurgu yapıldığını, yazılış tarzı itibariyle müvekkiline ait markada esas unsurun "..." ibaresi olduğunu, redde dayanak markalardan görsel, işitsel ve anlamsal olarak yeteri kadar ayırt edici bulunduğunu, diğer bir deyişle ayırt edilemeyecek derecede benzerliğin ortadan kaldırdığını, markalarda ortak bulunan "..." ibaresinin, ayırt edici özelliğinin düşük olduğunu ve müvekkili başvurusunun kapsadığı hizmetler üzerinde tescilli "..." ibareli birçok markanın bulunduğunu, markalar arasında ilgili tüketici kesimi nezdinde karıştırılma ihtimalinin olmadığını, zira hitap edilen tüketici kesiminin bilinçli tüketici olup, markaların farklı şirketlere ait olduğunu bilebileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... Teknoloji Geliştirme Sistemleri ve Yapı.San.Tic.Ltd.Şti." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira başvurunun tescil edilmek istendiği 37. sınıf hizmetlerin redde mesnet markaların kapsamında da yer aldığı, redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak yer aldığı, dava konusu başvuruda yer alan diğer ibarelerin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu 37. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun söylenemeyeceği, davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.