T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1676 - 2025/1849
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1676
KARAR NO : 2025/1849
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/11/2022
NUMARASI : 2021/162 E. - 2022/382 K.
DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/11/2022 tarih ve 2021/162 E. - 2022/382 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ilaç sektörünün lider firmalarından biri olduğunu, “...” markası dahil olmak üzere toplam 337 adet markasının bulunduğunu, “...” markalı ilacının etken maddesi deksketoprofen olan ... grubu, çeşitli formlarda üretilen bir ağrı kesici olduğunu, 2004/07602 sayısı ile 05. sınıf emtiada tescilli bulunduğunu, dava konusu 2020/22577 numaralı ... markasına karşı ileri sürdükleri itirazların reddedildiğini, verilen kararın hatalı olduğunu, taraf markalarında “...” harflerinin ortak olduğunu, bu durumun işaretler arasında işitsel benzerlik oluşturduğunu, müvekkilinin markasında "A" harfi olmasının, davalı markasında ise "N,E" harflerinin bulunmasının iki markanın telaffuzunda esaslı bir farklılık teşkil etmediğini, markaların bütünsel olarak birbirleri ile benzeştiğini, görsel olarak da "..." harflerinin her iki markada ortak olduğunu, bu durumda işaretler arasında güçlü bir benzerlik oluştuğunu, dava konusu markanın tesciline izin verilmesinin, müvekkili markasını yıllar neticesinde oluşturduğu ayırt edicilik ve ticari itibardan haksız menfaat teminine yol açacağını, taraf markalarının kapsamlarının aynı olduğunu, 05. sınıfın 01. alt grubundaki mallarının tüketici profilinde doktor, eczacılar bulunmakla birlikte tüketici profili aynı zamanda genel tüketici kitlesi olduğunu, yasal düzenlemeler itibariyle hastaların doğrudan eczaneden ilaç temin edebildiklerini ileri sürerek 2021-M-2617 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın tescili halinde 05 ve 44. Sınıf mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin markası ile davacı yan markası arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını, markaların görsel anlamda birbirlerinden farklı olduklarını, yine işitsel olarak da hiçbir benzerliklerinin bulunmadığını, taraf markalarının dikkat seviyesi yüksek, bilinçli ve hatta çoğu zaman profesyonel alıcılardan oluşan bir tüketici kitlesine hitap ettiğini, davacı yanın her ne kadar "..." ilacının reçetesiz satıldığını dolayısıyla ortalama tüketiciye hitap ettiğini iddia etse de, reçetesiz satılmasının bakkalda, markette, pazarda satılıyor anlamına gelmeyeceğini, reçetesiz satışlarda dahi tüketicinin, işin profesyoneli olan eczacıdan bu ilacı talep edeceğini, taraf markalarının görsel, işitsel ya da kavramsal olarak benzer olmadıklarını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanın önceki tarihli markası kapsamında yer alan 05.sınıf: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar tıbbi amaçlı kimyasal ürünler diş hekimliği için ürünler, hijyenik ürünler, zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler ile dava konusu marka başvurusunda yer alan 5. Sınıf; İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. 44. sınıf: Tıbbi hizmetler emtiaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişki mevcut olduğu gibi yine 44. sınıftaki “tıbbi hizmetler” ile de özellikle “ilaç” emtiası bakımından mal ve malı ticarileştirildiği sektöre yönelik hizmetler arasında benzerlik düzeyinde bir ilişki hali bulunduğu, şu hâlde, SMK'nın 6/1. maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin belirtili emtia yönünden gerçekleştiği, davalının ... ibareli başvurusunun elips/oval yapılı turkuaz renkli bir logonun orta noktasına şekil ile uyumlu bir açıdan beyaz renkte harflerle yazılmış “...” kelimesinden oluştuğu, “...” kelimesinin İngilizce “güçsüz, sakin, serinkanlı” gibi anlamlara gelen bir kelime olduğu, başka bir ifadeyle somut bir anlama haiz yabancı bir sözcük olduğu, bu anlamının ilgili tüketicilerin niteliği düşünüldüğünde bir kısım tüketici açısından bilinebilir olacağı, bir kısım tüketici açısından ise bu anlamının bilinemeyebileceği, buna göre kelimesinin “...” şeklinde yazımına uygun biçimde ya da “...” şeklinde İngilizce telaffuzunun mümkün olacağı, markadaki tek ayırt edici ve asli unsurun bu ibare olduğu, davacının markasının ise “...” şeklinde olup anılan ibarenin bilinen bir anlamının bulunmadığı, yazımına uygun şekliyle “...” olarak üç hecede telaffuz edileceği, her iki taraf markasının da “...” harflerini aynı sıralamayla sözcüklerin son sesi olarak taşıdıkları, dava konusu markanın son sesinde “s” harfinin tekrarlı kullanımının bu algıyı değiştirmediği, bununla birlikte dava konusu markanın başlangıç sesini “NE” harflerinin davacı markasının başlangıç sesini ise “A” harfinin oluşturduğu, her iki ibarenin başlangıç seslerindeki bu farklılığın işaretler arasında görsel, fonetik ve hatta İngilizce bilen tüketiciler nezdinde somut kavramsal farklılıklar oluşmasına neden olduğu, kelimelerin son seslerinin benzerliğine rağmen başlangıç seslerindeki belirgin farklılık hali ile ve ayrıca “...” – “...” şeklindeki telaffuzlarının dahi tamamen farklı oluşlarının işaretlerin birbirinden yeterince ve somut bir şekilde uzaklaşmaları sonucunu doğurduğu, taraf markalarının bütünsel algılarında birbirlerinden somut bir biçimde uzaklaştıkları bu durumda, tüketici kitlelerinin niteliğinin dikkatli, bilinçli ve seçici kimseler mi yoksa ortalama dikkat ve özen seviyesine mi sahip kimseler oldukları konusunun bir önem atfetmediği, zira işaretler arasındaki belirgin farklılık halinin, bu iki işaretin herhangi bir tüketici grubu nezdinde ilişkilendirilme ihtimali halini dahi ortadan kaldırır düzeyde olması sonucunu doğurduğu, zira ortalama bir tüketicinin, taraf markalarının salt birtakım harf dizilimsel benzerlik taşımalarından kaynaklı aralarında bir ilişki kurması mümkün olmadığı gibi “...” şeklinde hiçbir anlam işaret olmayan bu ortak harf dizilimi üzerinden bir algı edinimi mümkün görülmediği, taraf markaları arasındaki bir kısım harfler bakımından oluşan fonetik benzerliğin markaların bütünsel algılarında oluşan belirgin farklılığın önüne geçmeye yeterli olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin ilaç sektöründe bilinen ve prestijli bir firma olduğunu, taraf markaları karşılaştırıldığında '' ... '' harflerinin aynı olduğunu, ...'in, piyasada reçetesiz olarak da satışı yapılan bir ilaç olduğunu, iki marka arasında hem görsel hem de işitsel açıdan neredeyse aynılık bulunduğunu, dava konusu marka ile müvekkili markasının Türkçe okunuşları arasında büyük oranda benzerlik bulunduğunu, ... olarak yazılan davalı markasının müvekkilinin ilaç ve tıp sektöründe tanınmış/bilinen ve tüketiciler nezdinde kabul gören; tercih edilirliği çok yüksek ... markası ile oldukça benzer olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, diğer yandan 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesinin uygulama alanı bulamayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.