T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1527 - 2025/1827
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1527
KARAR NO : 2025/1827
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/06/2023
NUMARASI : 2022/282 E. - 2023/227 K.
DAVANIN KONUSU : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/06/2023 Tarih ve 2022/282 Esas - 2023/227 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 1977 yılından beri bakliyat sektöründe faaliyette bulunan müvekkiline ait "..." markasının, pirinç, nohut, mercimek, barbunya, bulgur, fasulye, börülce, mısır, bakla, bezelye ve buğday ürünlerinde 30 yılı aşkın bir süreden beri kullanmakta olup sektördeki en tanınmış marka olduğunu, hal böyle iken müvekkilinin davalı ...'ın 2020/144919 sayılı "... ..." ibareli markanın 29, 30, 35 ve 43. sınıflarda tescili isteğine yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa ki müvekkilinin markasının asli unsuru olan "..." ibaresinin davaya konu markanın da ayırt edici unsurunu oluşturduğunu, ibarenin ortaklığının markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer yaptığını, markanın müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda tescil edilmek istendiğin, bu haliyle müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını ve müvekkilinin markasına bu düzeyde benzer bir markayı tescil ettirmek isteyen davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-6157 sayılı YİDK kararının iptalini ve tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." ibaresinden oluşan davalı markada sözcüklerin bir çerçeve içinde "..." ibaresi üstte ve "..." ibaresi altta olacak şekilde tasarlanarak bütünsel yapıda "..." ibaresinin öne çıkartıldığı, markada "..." ibaresine tali unsur olarak yer verildiği, davacının dayanak markalarında ise genel olarak düz yazı karakteri ile "..." ibaresinin ön planda tutularak bu ibarenin yanına "..." gibi ibarelerin eklendiği, taraf markalarında şekil, sözcük, renk gibi unsurlarla oluşturdukları kompozisyonlarda ortak olan "..." ibaresinden başka unsurların da yer aldığı, bu itibarla dava konusu markanın bütünsel yapısında "..." ibaresinin ilgili tüketicilerin algısı bakımından arka planda kaldığı, anılan bu hususların ilgili tüketici nezdinde markaların ayırt edilmesini sağlayabilecek düzeyde olup markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzerliğine rağmen markaların ilişkilendirilmesinin söz konusu olmayacağı, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunmadığından tanınmışlık düzeyinden kaynaklanan bir tescil engelinden de söz edilemeyeceği ve davacının kötüniyet iddialarının somutlaştırılmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 1994 yılından beri faaliyette bulunan Türkiye'nin en büyük, Dünya"nın sayılı firmalarından olan müvekkilinin sektöre ait emtialarda kullandığı "..." ibaresinin ortaklığının markaları görsel, işitsel, kavramsal ve bütünsel algı içerisinde ayniyet derecesinde benzer kıldığını, davaya konu markada tali nitelikli " ..." ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen mal ve hizmetlerde müvekkilinin markasının tescilli olduğunu, bilirkişi raporunda "..." ibaresinin benzerliğinin markaları benzer yapmak için yeterli olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de, ibare ortaklığının markalar arasında iltibasa neden olacağının izahtan vareste olduğunu, öte yandan müvekkilinin markasının bakliyat alanında en çok satılan marka olup tanınmış marka niteliğinde olduğunu ve davalının müvekkilinin markasının bu tanınmışlığından haksız kazanç elde etmek amacıyla kötü niyetli olarak başvuruda bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'ın 20/11/2020 tarihinde 2020/144919 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, davacı şirket tarafından "..." ibareli markalara dayalı karıştırılma tehlikesi, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiği, taraf marka işaretleri benzer görülmediğinden nihai olarak YİDK'in 2022-M-6157 sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın 24/5/2002 tarihinde davacıya tebliğ edildiği ve davanın iki aylık süre içinde 20/7/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapılıp yapılmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, ilk derece mahkemesi kararında da tartışıldığı üzere, dava konusu markanın kapsamındaki 29,30,35 ve 43. sınıftaki mal ve hizmetlerin davacının itiraza mesnet yaptığı markaların kapsamında aynı ya da benzer olarak korunduğu, böylece emtia benzerliği şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Taraf markalarındaki işaretlerin benzerliğine gelince; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı ...'ın "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında görsel, sesçil ve kavramsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira, Farsça'da şehirden gelen anlamında olup Türkçe'de de benzer bir kullanım alanına sahip ... ibaresinin somut olayda "..." ibaresini niteleyen bir ibare olduğu, bu haliyle davaya konu markanın asli unsurunun davacının itiraza mesnet markalarının da asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinden oluştuğu, normal, büyük harfle "..." ibaresi üstte ve "..." ibaresi altta olacak şekilde yazılı" ... ..." ibaresini çevreleyen çizgiler ve gri, koyu renkli kare zeminin davaya konu markayı davacının markalarından uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, davaya konu markanın kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin davacının itiraza dayanak markanın kapsamında tescilli olduğu,
ilgili tüketicilerin dava konusu başvuruyu gördüklerinde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/5/2025 tarih ve 2024/5123 E.-2025/3289 K. sayılı kararında "..." ibaresinin, 20/12/2023 tarih ve 2022/3682 E.-2023/7550 K. sayılı kararında "%100 ..." ibaresinin, davacı markalarıyla benzer bulunduğu, dolayısı ile SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının oluştuğu sonucuna varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü ise isabetli bulunmamıştır.
Ayrıca dava konusu marka kapsamındaki tüm mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğu sonucuna varılmakla, davacının ileri sürdüğü tanınmışlık iddiası sonuca etkili bulunmadığından Dairemizce bu hususta ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği gibi, başvurunun kötü niyetle yapıldığına dair somut bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/06/2023 gün ve 2022/282 Esas - 2023/227 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'in 23/5/2022 tarihli ve 2022-M-6157 sayılı kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu 2020/144919 sayılı ve "... ..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.100,00-TL bilirkişi ücreti, 459,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 341,00-TL tebligat ve posta gideri, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 4.638,50-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.799,90-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 09/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.