T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1551 - 2025/1871
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1551
KARAR NO : 2025/1871
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/07/2023
NUMARASI : 2021/785 E. - 2023/482 K.
DAVANIN KONUSU : Rücuan Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/07/2023 Tarih ve 2021/785 Esas - 2023/482 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, Bakü Tiflis Kars demiryolunun işletmeye açılması ardından Türkiye ile Orta Asya arasındaki yük trafiğinin Kazakistan Demiryolları'na ait konteynerlerin kullanılması ile başladığını, demiryolu organizatörü olan müvekkilinin Türkiye ile Kazakistan arasında Bakü - Tiflis -Kars demiryolu üzerinden konteynerler ile yük taşıma işlerinin organize eden bir şirket olduğunu, Türkiye'den Kazakistan ve aradaki ülkelere göndereceği eşyalar için ihtiyaç olunan konteynerlerin Kazakistan Demiryolları'nın bağlı kuruluşu olan ... tarafından bir sözleşme kapsamında karşılandığını, sonrasında ... A.Ş.'ninde göndericilere konteyner tahsis etmeye başladığını, müvekkili şirketin gerekli konteynerleri ... yada işletmecisi olan ... .AŞ.'den talep ettiğini, ... firmasının Türkiye'ye dolu olarak gelen konteynerlerin boşaltılmasından sonra müvekkiline, boşaldıktan sonra ... A.Ş.'ye verilmesine yönünde meşruhat düşmek suretiyle karşılandığını ve müvekkili şirketin ihtiyacı olan konteynerler boş olarak kendilerine teslim edildiğini, müvekkili şirketin konteynerlerin sahibi işletmecisi veya bunların temsilcisi olmayıp sadece demiryolu ile eşya taşıma organizatörü olduğunu, Kars Gümrük Müdürlüğünün 26/06/2020 tarih ve 88328567-148-08 sayılı yazı ile giriş tescili müvekkili tarafından yapılan ekli listede yazılı 21 adet ... konteynerlerin süresi içerisinde yurt dışı edilmediği gerekçesiyle ceza kararı alındığının, ayrıca bu tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde söz konusu konteynerlerin yurt dışı edildiğinin tevsik edilmemesi durumunda Gümrük Kanunu gereğince konteyner sahibi işletmecisi veya bunların temsilcileri hakkında takibata geçileceğinin bildirildiğini, Kars giriş gümrüğüne geldiğinde konteyner takip formunun giriş tescilleri taşıma belgesi üzerinde vagon sahibi ... Ekspresin meşruhatının gerekçe gösterilmesi sebebiyle konteyner takip formu giriş tescil işlemleri müvekkili şirketin adına yapılarak yurda girişi sağlanan dava konusu 21 adet konteynerden 19 adedinin hiçbir şekilde müvekkiline teslim edilmediğini, bu yazıyı takiben müvekkili şirketin konteynerlerin nerede olduğuna ilişkin araştırma yapmaya başlandığını, TCDD'ye bilgi verildiğini, müvekkilinin bilgisi ve rızası olmaksızın davalıya konteynerlerin teslim edildiğinin öğrenildiğini ..., 16 adet konteynerin 13/12/2019 tarihinde Mersin-Tırmıl TCDD Lojistik Müdürlüğüne tutanak ile teslim edildiğinin tespit edildiğini, 23/07/2020 tarihinde bu hususa ilişkin olarak Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel müdürlüğüne geçici ithalat dairesi başkanlığına sunulan 23/07/2020 tarihli dilekçe ile yapılan bu tespitlerin izah edildiğini, Ankara 15. Noterliğinin 12/08/2020 tarih ve 10487 yevmiye numaralı ihtarname ile davalı şirkete konteynerlerin en yakın gümrük müdürlüğüne teslim edilmesinin bildirildiğini, müvekkilinin 67.000 TL ceza tutarını 06.08.2020, ek olarak tahakkuk ettirilen 7000 TL ceza tutarını da 08.01.2021 tarihinde ödediğini, müvekkilinin izni ve bilgi olmaksızın götürülen konteynerlerin davalı emrinde bekletilerek yurtdışı edilmemesi nedeniyle dava konusu cezaların ödenmek zorunda kalındığını, davalıya teslim edilmekle dava konusu konteynırla üzerinde tasarruf hakkı kalmayan müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek, 67.000 TL'nin 06.08.2020, 7000 TL'nin de 08.01.2021 tarihinden işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, konteyner formları davacı tarafından açıldığından konteynerlerin yurtta bulunma sürelerinin takibinin davacının sorumluluğunda olduğunu, davacı tarafından konteynerlerin yurtta bulunma sürelerinin takip edilmediğini, müvekkili şirketin ihracat yapmak amacıyla 14 adet boş konteynerleri ... A.Ş.'den temin ettiğini, davacının gümrük müdürlüğüne süre uzatım talebinde bulunmadığını, konteynerlerin bulunamamasından dolayı savcılığa bir şikayet dilekçesi de vermediğini, 12/08/2020 tarihli Ankara 15. Noterliğinin 10487 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haberdar oldukları konteynerlerin gümrüklü sahaya derhal teslim edildiğini, davacının müvekkiline konteynerlerin takip formunun açılış tarihlerini bildirmediğini, davacının ödediğini iddia ettiği gümrük cezalarını müvekkili adına fatura etmediğini, temerrüt oluşmadığından faiz isteminin de yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının 1972 Konteynerlerle ilgili Gümrük Sözleşmesinin ve Geçici ithalat Sözleşmesinin Konteynerlerle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 5/k maddesi uyarınca konteyner işleticisi sıfatının bulunduğu, KTF (konteyner takip formu) giriş tescil işlemlerinin davacı adına yapıldığı ,süre aşımı gerçekleşen 21 konteyner için Gümrük Kanunu 238/1m uyarınca 169,995,00 TL ceza tahakkuk ettirildiği uzlaşma tutanağı ile cezanın 67.000,00 düşürüldüğü, Kars Gümrük Müdürlüğü tarafından da 9.867,60 TL ceza tahakkuk ettirildiği uzlaşma sonucu 7.000,00 TL'e ceza tahakkuk ettirildiği, konteynerlerin yurt içinde kaldıkları süreçte konteynerleri takip yükümlülüğünü yerine getirmeyen, yönetmeliğin 7.maddesi gereği süre uzatım talebinde bulunmayan ve tahakkuk edilen ceza tarihinden önce davalıdan iade talebinde bulunmayan , tahakkuk ettirilen ceza tutarları için yansıtma faturası düzenlemeyen davacının konteynerlerin süresinde yurt dışı edilmemesinden tam sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu konteynırların kendi adlarına tescil edilerek, yurda sokulduğunun, Kars Gümrük Müdürlüğü'nün 26.06.2020 tarihli ceza bildirimden sonra öğrendiklerini, bunun üzerine konteynırların nerede olduğunu araştırdığını, bu hususta TCDD'ye bildirim yaptıklarını, haricen yapılan araştırmalar neticesinden konteynırların müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında davalıya teslim edildiğini öğrendiklerini, bunun üzerine hemen davalıya ihtar çekildiğini, davalının da cevap dilekçesinde dava konusu konteynırların kendilerinde olduğunu kabul ettiğini ve ihtarnamelerinden sonra konteynırlar TCDD'ye teslim edildiğinin bildirildiğini, davaya konu konteynırlar üzernde müvekkilinin tasarrufunun bulunmadığının davalının beyanları ile de sabit olduğunu, iş hacminin büyüklüğü dikkate alındığında taşımada aksaklık meydana gelmemesi adına ceza bedelinin uzlaşma yoluyla ilgili gümrük müdürlüğüne ödendiğini, müvekkilinin bahsi geçen konteynırların kendi adına tescil ettirildiğinden haberdar olmadığı için süre uzatım talebinde de bulunamadığını, aksinin kabulünde dahi kusur durumlarına göre rücu durumunun değerlendirilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirket tarafından kullanılan konteynerler üzerinde müvekkilinin tasarruf hakkının kalmadığı, konteynerleri yedinde bulunduran davalının ithalat rejimi nedeniyle idari para cezasının kesileceğini bilemeyeceğinin de düşünülemeyeceğini, davalı şirketin bu duruma kayıtsız kalarak müvekkili şirketin idari para cezasına uğramasına neden olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının klaıdırmasını ve davanın kabulüne karar verilmesni istemiştir.
GEREKÇE :Dava, davacı tarafından ödenen gümrük ceza tutarlarının, cezaya neden olduğu iddia edilen davalıdan rücuan tahsili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere davacı taraf, Kazakistan Demiryolları'nın bağlı kuruluşu olan ... firması tarafından kendilerine tahsis edilen ve bu nedenle konteynırların ülkemize giriş formları davacı adına düzenlenen 21 adet konteynırın süresinde yurt dışı edilmemesi nedeniyle Kars Gümrük Müdürülü'ğü tarafından tahakkuk ettirilen ve davacı tarafından ödenen ceza tutarlarından, bahsi geçen konteynırların davalı tarafından kullanılması, konteynırların süresinde yurt dışı edilememesinin davalıdan kaynaklanması nedeniyle davalının sorumlu olduğunu ileri sürmekte, davalı taraf da dava konusu edilen 14 adet konteynırın dava dışı TCDD tarafından kendilerine teslim edildiğini, konteynırların giriş formları davacı adına düzlendiğinden, yurtta buluma sürelerinin de davacı tarafça takip edilmesi gerektiğini, davacının bu husustaki sorululuğunun yerine getirmediğini, bu nedenlerle dava konusu ceza tutarlarından sorumlu olmadıklarını savunmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu 21 adet konteynırın süresinde yurt dışı edilmediği ve bu nedenle davacı tarafça ödenmek zorunda kalınan cezanın miktarı hususlarında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ayrıca her ne kadar davacı taraf istinaf itirazlarında dava konusu konteynırların giriş formlarının kendi adlarına düzenlendiğinden haber olmadıklarını ileri sürmüşse de gerek dava dilekçesinde gerekse de dava dışı TCDD ile bu husustaki yazışma içeriklerinden dava konusu konteynırların giriş formlarının yanı tescil işlemlerinin kendileri tarafından yapıldığını kabul ettiklerinden davacının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
İlk derece mahkemesi kararınında da kabul edildiği üzere, davacı taraf 1972 Konteynerlerle ilgili Gümrük Sözleşmesinin ve Geçici ithalat Sözleşmesinin Konteynerlerle İlgili Hükümlerinin Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri gereği konteynırların yurda giriş işlemleri kendisi tarafından yapıldığından, konteynırların 6 aylık süre içerisinde ihracından yani yurt dışı edilmesinden gümrük müdürlüğüne karşı sorumlu olup bu süreler uyulmaması halinde gümrük müdürlüğü tarafından ilgili mevzuat gereği tahakkuk ettirilen ceza turalarını gümrük müdürlüğüne ödemek zorunda olsa da, ödediği ceza tutarlarını konteynırların süresinde yurt dışı edilmemesine yani cezaya sebebiyet veren kişiye rücu etmek istemesinde yasal bir engel bulunmamaktadır. Somut olayda da , davacı taraf dava konusu konteynırların kendilerine teslime edilmeyip davalıya teslim edildiğini, davalının tasarrufunda iken yurt dışı edilme sürelerinin geçirildiğini yani cezaya davalı tarafın neden olduğunu ileri sürerek, kendisi tarafından ödenen ceza tutarlarının davalıdan tahsilini istemektedir. Davalı taraf da dava konusu konteynırlardan 14 adedinin dava dışı TCDD tarafından kendilerine teslim ediliğini yani 14 adet konteynırın kendi tasarrufunda bulunduğunu kabul etmektedir. Bu duruma göre her ne kadar davacı taraf yukarıda belirtildiği şekilde ilgili mevzuat gereği, dava konusu konteynırların yurt dışı işlemlerini gerçekleştirmekle yükümlü olsa da, bu konteynırlardan 14 adedinin davalının uhdesinde ve tasarrufunda bulunduğu, davalı tarafça da kabul edildiği üzere bu konteynırların davacı dışında, dava dışı TCDD tarafından davalıya teslim edildiği, bahsi geçen 14 adet konteynırın yurt dışı edilme sürelerinin davalının tasarrufunda iken geçirildiği, uluslararası taşımacılık işi yapan davalının tasarrufunda bulunan konteynırların yurt dışı edilme rejime uymak zorunda olduğu süreyi bilmeyeceğinden bahsedilemeyeceği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının bahsi geçen 14 adet konteynırın süresinde yurt dışı edilmemesi nedeniyle gümrük müdürülüğüne ödendiği ceza tutarını , bu cezaya neden olduğu anlaşılan davalıya rücu isteminin yerinde olduğu kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin akis yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Bu tespitten sonra, davacının davalıya rücu edebileceği miktarın belirlenmesine gelince; davacı taraf 21 adet konteynır nedeniyle ödediği ceza tutarının tahsili istemektedir. Bahsi geçen 21 adete konteynırdan 14 tanesinin davalıya teslim edildiği davalının da kabulünde olup, diğer 7 adet konteynırın davalıya teslim edildiği yani davalının tasarrufunda bulunduğu dosya kapsamı itibariyle ispatlanamamaktadır. Bu duruma göre, davacı taraf ancak davalının da kabulünde olan 14 adet konteynır nedeniyle oluşan ceza tutarının davalıdan rücusunu isteyebilecektir.
Dosya kapsamında yer alan ceza tahakkuku belgelerinden ve mahkemece davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde incelme yapma suretiyle hazırlanan bilirkişi raporundan, davacının 21 adet konteynırın süresinde yurt dışı edilmemesi nedeniyle uzlaşma yoluyla 67000 TL ceza tutarını 06.08.2020 tarihinde, 21 adet konteynır içerisinde yer alan 16 adet konteynır için ek ceza tahakkuku nedeniyle ayırca 7000 TL ceza tutarını 08.01.2021 tarihinde ödediği anlaşılmakta olup gerek 67000 TL olarak ödenen gerekse de 7000 TL olarak ödenen ceza tahakkuku belgelerinde belirtilen 14 adete konteynır, davalının kabulünde olan ve cevap dilekçesinde numaralarını belirttiği 14 adete konteynırla aynıdır. Yine bahsi geçen belgelerden her bir konteynır için eşit oranda ceza tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
O halde, davacının 21 adet konteynır için, her bir konteynır yönünden eşit miktarda olmak üzere, toplam ödediği 67000 TL ceza tutarından davalının uhdesinde bulunduğu kabulünde olan 14 adet konteynıra isabet eden (67000/21x14=) 44.666,66 TL'yi ödeme tarihi olan 06.08.2020 tarihinden, 16 adete konteynır için, her bir konteynır yönünden miktarda ödediği toplam 7000 TL ceza tutarından davalının uhdesinde bulunduğu kabulünde olan 14 adet konteynıra isabet eden (7000/16x14=) 6.125 TL'yi 08.01.2021 ödeme tarihinden itibaren, uyuşmazlığın niteliği itibariyle, avans faiziyle tahsilini isteyebileceği sonucuna varılmış, davacının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının uhdesinde ve tasarrufunda bulunan 14 adet konteynırın süresinde yurt dışı edilmemesi nedeniyle davacı tarafından ödenmek zorunda kalınan toplam (44.666,66+6.125,00=) 50.791,66 TL ceza tutarından, bu konteynırların süresinde yut dışı edilmemesine neden olan davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05/07/2023 gün ve 2021/785 Esas - 2023/482 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Davanın KISMEN KABULÜ ile 44.666,66 TL'nin 06.08.2020 tarihinden, 6.125,00 TL'nin 08.01.2021 tarihinden işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 3.469,58-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.263,74-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.205,83-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca hesaplanan 23.208,34-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 4.000,00-TL bilirkişi ücreti, 102,60-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 167,00-TL tebligat ve posta gideri, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere hesaplanan toplam 5.007,60-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan takdiren 3.437,08'TL'ye, 59,30-TL başvurma harcı, 1.263,74-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan 4.760,12-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 98,00-TL posta giderinden oluşan yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan takdiren 30,73-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,
9-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT'nin birinci kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.320,00-TL'nin kabul oranına göre hesaplanan 414,00-TL'sinin davacıdan, 906,00-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
11-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/11/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.