T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/2172 - 2025/1872
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/2172
KARAR NO : 2025/1872
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/09/2023
NUMARASI : 2022/66 E. - 2023/481 K.
DAVANIN KONUSU : Cezai Şart, Maddi-Manevi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2023 tarih ve 2022/66 Esas - 2023/481 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, davalının müvekkili şirkette 2015 yılından beri çalıştığını, davalının iş akdinin istifa ile sonlandırmasının ardından taraflar arasındaki yazılı iş sözleşmesine aykırı olarak müvekkili davacıya ait iş yerinin yan kapısında ve bire bir aynı faaliyet alanında iş yeri açarak ve müvekkilin kayıtlı müşterileri ile çalışarak iş sözleşmesinin 14. maddesinde düzenlenen gizlilik yasağını, 16. maddesi ile düzenlenen rekabet yasağı ve 17. maddesindeki “ayrıldıktan sonra....işverene bağlı olarak çalıştırdığı müşterilerini hiçbir şekilde ne sıfatla olursa olsun çalıştıramaz.” hükümlerini ihlal ettiğini, 30 Haziran günü müvekkilinin hemen yan giriş kapasında aynı alanda spor merkezi açtığını öğrenilen davalıdan yazılı savunma istenildiğini davalının kabul etmemesi üzerine hakkında tutanak tutulduğunu, aynı gün 01/07/2021 tarihinde davalının istifa ettiğini bildirip işten ayrıldığını, davalının müvekkilinin iş yerinde çalışır iken müvekkilinin müşterilerin sadece ad ve soyadları, meslekleri, adresleri, telefon veya faks numaraları, işyeri ile yaptıkları alışverişin cins ve miktarı ile zamanı ve parasal boyutunu, iç işleyişini, öğrenmekle kalmayıp, işten ayrılırken 2015 yılından bu yana elinde olan bu kayıtları müvekkiline vermediğini müşterileri kendi arayıp kendi yeni kurduğu iş yerine çağırıp daha lehe imkanlarla yönlendirdiğini, davalının bu bilgileri kendi ve yeni işletmesi adına ekonomik menfaat elde edebilecek şekilde kullanmayı amaçladığını, ayrıca davalının haksız dedikodu, söylem ve eylemleri ile müvekkilini çalışanları, üye çevresi ve aynı sokaktaki iş çevresi nezdinde küçük düşürerek ticari itibarını sarstığı ileri sürerek, gizlilik yasağının ihlali nedeniyle son brüt ücretinin 5 katı tutarında olmak üzere 14.715 TL, rekabet yasağının ihlali nedeni ile son brüt ücretinin 10 katı tutarında olmak üzere 29.430,00TL, sözleşmenin 17. maddesinin ihlali nedeniyle 50.000 TL cezai şartın, ayrıca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin 22 üyesini kendi iş yerinde çalıştırmaya başlaması sebebiyle müvekkilinin uğradığı zarar nedeniyle şimdilik 10.000 TL maddi tazminatın ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu, taraflar arasındaki iş sözleşmesine dayanarak davanın açılmış olduğunu, ayrıca davacının iş hukukundan kaynaklı dava şartı arabuluculuğa başvurduğunu, müvekkilinin iş yerinde spor eğitmeni olarak göreve başladığını, müvekkilinin taraflar arasındaki iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, belirsiz süreli iş sözleşmesinin içerisine gizlenmiş olan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin genel işlem koşullarının aykırı olup geçersiz bulunduğunu, rekabet yasağındaki yer bakımından getirilen sınırlamanın işçinin ekonomik hayatı bakımından sonucundan ağır sonuçlar içerdiğini, müvekkilinin çalışma hakkını ihlal eden hükmün geçersiz olduğunun Yargıtay kararları ile de kabul edildiğini, iş sözleşmesinde kararlaştırılan ceza şart miktarlarının müvekkilin ekonomik geleceğinin tehlikeye düşürecek derecede fajiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, her ne kadar davalı tarafından görev itirazında bulunulmuş ise de Yargıtay 11. HD'nin 2021/1534 Esas 2021/6811 Karar sayılı ilamına göre haksız rekabetten kaynaklı davalar işçi sözleşmesinden de kaynaklansa TTK'nun 4. maddesine göre TTK'da düzenlenen haksız rekabete girdiğinden mutlak ticari dava olduğundan davalı vekilinin görev itirazının yerinde olmadığı, davalının rekabet yasağını ihlal etmesinin işverenin önemli ölçüde zararına sebep olması gerektiği, salt yasağın ihlali yeterli görülmediği, dava dosyasında davacının önemli bir zarara uğradığını ispatlayan somut bir delile de rastlanmadığı, sözleşmede yer alan gizlilik yasağının ihlali bakımından dava dosyasında yeterli somut delilin bulunmadığı, sözleşmenin 17/i maddesindeki cezai şart maddesinde ise , 3 yıl gibi uzun bir süre aynı sektörde çalışmamaya yönelik cezai şart maddesinin uygulanma şartlarını taşımadığı gibi duruşmada dinlenen davacı tanıklarının beyanları bizzat görgüye değil duyuma dayalı beyanlar olduğu, dosyada bulunan davalıya ait SGK ve Vergi Dairesi resmi yazışmalara göre davalının işleten olmadığı babası ... ve ... adi ortaklığı tarafından işletilen spor salonunda sigortalı olarak çalıştığı, açıklanan nedenlerle davacının iddialarının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalının müvekkili nezdinde spor hocası olarak çalışırken müvekkilinin iş yerinden istifa ederek müvekkilinin spor salonun yan binasında yan kapısında kendi spor salonunun açtığını, davalının müvekkilinin üyelerini arayıp kendi iş yerine gelmeye ikna ettiğini, davalı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerini bildiğinden, spor salonunı babası ile müvekkilinin eski çalışan olan ...'ın annesi üzerine kurduğunu, davalının hemen müvekkilinin yan kapısındaki spor salonunun açacağını öğrenince 30.06.2021 tarihinde davalıdan yazılı savunma istenildiğini, bunun üzerine davalının bunu kabul etmeyerek 01.07.2021 tarihinde istifa ettiğini, davalının işten ayrılırken müvekkilinin kendisi ile çalışan üyelerinin tüm bilgilerini içeren belgeleri teslim etmediğini, müvekkilinin 20'yi aşkın üyesinin Temmuz 2021'den itibaren davalı ile çalışmaya başladığını, davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilinin maddi olarak büyük zarar uğradığını ileri sürerek ,ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, taraflar arasında düzlenen hizmet sözleşmesinde kararlaştırılan gizlilik ve rekabet yasağına aykırılık nedeniyle cezai şart, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi, “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmünü içermektedir.
Madde metninde açıkça “…akdin sona ermesinden sonra…” sözcükleriyle ifade edildiği üzere, TBK’nın 444. maddesinde düzenlenen rekabet yasağı, hizmet akdi sona erdikten sonra hüküm doğurur ve hizmet akdi sona erdikten sonra yapılmaması gereken davranışlara ilişkindir. Hizmet akdinin devamı sırasında meydana gelen bir sadakatsizlik, ister bir sözleşme ile düzenlensin ister yasayla düzenlensin, iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır.( (HGK'nun 29.02.2012 tarih ve 2011/11-781 Esas, 2012/109 Karar, 09/03/2016 tarih ve 2014/11-866 Esas 2016/289 Karar sayılı ilamları)
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacının dava ve cevaba cevap dilekçelerinde, davalının, müvekkiline ait iş yerinin yan tarafından birebir aynı faaliyet alanında iş yeri açtığını, davalının taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan rekabet yasağını aşmak için bu iş yerini babası ile yine davacının eski çalışanı olan kişinin annesi adına açtığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Her ne kadar davacı taraf davalının iş akdinden sonra bahsi geçen iş yerini kurduğu iddia edilmişse de dosya kapsamında bulunan belgelerden bu iş yerinin davalının davacı Şirketten istifa ederek ayrıldığı 01.07.2021 tarihinde önce 08.06.2021 tarihinde kurulduğu anlaşılmakta olup, esasen dava dilekçesi içeriğinden de davacının bu durumu taraflar arasındaki hizmet akdi devam ederken öğrendiği bu nedenle davalıdan yazılı savunma istediği anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı tarafça rekabet yasağına aykırılık oluşturduğu iddia edilen eylem, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin devam ettiği zaman dilimi içinde başladığından, somut uyuşmazlık bakımından görevli mahkeme İş Mahkemeleridir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2017 tarih , 2016/3381 Esas 2017/6936 Karar sayılı ilamında da aynı hususlara yer verilmiştir.
Her ne kadar, davadaki davalının iş akdinden sonraki eylemleri için davaya bakma görevi iş mahkemesine ait değil ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesinin düzenlendiği, buna göre hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu, aynı Kanun'un 166. maddesinde de bağlantılı davaların birleştirilebileceğinin öngörüldüğü, HGK'nın 14.02.2019 tarih, 2017/409 Esas, 2019/159 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere bağlantılı davaların daha özel nitelikteki mahkemede görülmesinin, göreve ilişkin usul kurallarına uygun düşeceği hususları birlikte değerlendirdiğinde, bu yönden de davaya iş mahkemesinde bakılması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Nitekim yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2014/31784-33075 E.K. sayılı ilamında da, esasında iş mahkemesinin görevinde olmayan bir davanın, iş mahkemesindeki dava ile arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması halinde, özel görevli iş mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmiştir.
O halde mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesine girişilerek yazılı şeklide hüküm kurulması doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiş, anılan maddenin (a) bendinde açıkça, bölge adliye mahkemesince dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan karar verilebileceği düzenlendiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile aynı Kanunun 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın dosyanın görevli Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, istinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-3. maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20/09/2023 gün ve 2022/66 Esas - 2023/481 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-HMK'nun 353/1-a-3 maddesi uyarınca dosyanın görevli Ankara Nöbetçi İş Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
3-Kararın bir örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
4-İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
5-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davacıya iadesine,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
8-İstinaf kararının tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK'nın 353/1-a-3 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.