T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1547
KARAR NO : 2025/1848
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/07/2020
NUMARASI : 2019/68 E. - 2020/136 K.
DAVANIN KONUSU :Markaya Tecavüzün Tespiti ve Önlenmesi, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/07/2020 tarih ve 2019/68 E. - 2020/136 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin gazetecilik hizmetleri ve basım yayın sektöründe faaliyet gösterdiğini, iştigal alanı olan habercilik konusunda müvekkili tarafından yaratılan "..." markasının 14.03.2007 tarihinde tescillendiğini, tescil edilen "..." markası ile ... Gazetecilik Matbaacılık Reklamcılık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde faaliyet gösterildiğini, müvekkiline ait markanın Nice sınıflarının 5, 16, 21, 35, 40 ve 41 olduğunu, davalının, müvekkilinin de Nice sınıfları içerisinde yer alan ve "Radyo ve televizyon yayın hizmetleri."; "Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil)" ve "Haber ajansı hizmetleri"ni ifade eden 38. sınıfta tescil edilmek üzere “... TV” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkiline ait tescilli "..." markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olması nedeniyle marka başvurusuna yapmış oldukları itirazın 2018-M-10519 numaralı YİDK kararı ile reddedildiğini, ilgili markanın tescil sürecinin hali hazırda 38. sınıftaki hizmetlerde devam ettiğini, davalının tescil ettirdiği "... TV" markasının ana unsuru olan "..." ifadesinin tümüyle müvekkiline ait olup on yıllardır aktif şekilde kullanıldığını, kaldı ki davalının müvekkili ile aynı konuda faaliyet gösterdiğini, somut olayda, her iki markanın aynı/benzer emtia sınıfında kullanılması söz konusu olup, her ikisinin de aynı olduğunu, müvekkili firmanın kendisine ait markalara yapmış olduğu yatırımlar ve faaliyet gösterdiği sektör dikkate alındığında, davalıya ait "..." kelime unsuru ile oluşturulan markanın 38. sınıfta yer alan hizmetler bakımından başvuruda bulunulmuş olmasının marka sahiplerinin kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkiline ait markanın esas unsurunu ve ticaret unvanının kök unsurunu oluşturan “...” unsurunu bu özellikleri sebebiyle müvekkili bakımından ayırt edicilik niteliği kazandırıldığını ileri sürerek, müvekkilinin markasına tecavüzün tespit ve önlenmesine, davalı adına tescilli "..." markasının hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, "www...com/" internet sitesinin erişime kapatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, dava konusu "..." markası ile ilgili olarak müvekkili şirketin "... TV", "..." ve "... ..." markalarının tescil edilmiş olup, ayrıca "... ..." olarak bir de şekil tescili olduğunu, davacı tarafın tescilli markası "..." olup, tescil sınıfları incelendiğinde, müvekkili şirketin "... TV" markasının 38. sınıf kapsamında olduğunu, davacı şirketin markasının tescil sınıfları içerisinde 38. sınıfın bulunmadığını, ayrıca iddia edildiği gibi tanınmışlık ve kötüniyetin unsurlarının olmadığını, davacı tarafın kendi markalarının tanınırlığını ve müvekkilinin kötüniyetli olduğunu ispatlayamadığını, uzun süredir söz konusu markaları ile İzmir ve Ege Bölgesi kapsamında faaliyette bulunan ve sektöründe önde gelen isimlerden biri haline gelen müvekkili şirketin itham edilen iddialarla mağdur edilmesinin kabul edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait marka ile mesnet gösterilen marka arasında 6769 S. SMK’nın 5/1-ç maddesindeki koşulların oluşmadığı, davalıya ait marka ile mesnet gösterilen marka arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, tarafların kapsamlarının birbirleriyle ilişkili olması nedeniyle, 38. sınıfta yer alan hizmetler bakımından 6769 S. SMK’nın 6/1. maddesindeki hükümsüzlük ve sicilden terkin koşullarının somut davada vücut bulduğu, muhatabın fiili kullanımlarının, davacının markalarına tecavüz oluşturacak nitelikte olduğu, kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesi ile davacı markasına tecavüzün tespitine ve önlenmesine, davalı adına 2018/513 sicil numarası ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, "www...com"ibareli internet sitesinin erişime kapatılmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karar duruşmasına pandemi döneminde yaşanılan sağlık sorunu nedeniyle gönderilen mesleki mazeret bildiriminin duruşmada kabul edilmiş olmasına rağmen yoklukta dosyanın karara çıkarıldığını, son sözlerin ve sözlü savunma yapma hakkının kullandırılmadığını, alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlar değerlendirilmeden ve bu konuda ek rapor veya yeni bir rapor alma gereği görülmeden tek bir delil üzerinden karar verildiğini, teknik anlamda hatalarla dolu ve kendi içinde çelişkili tek bir raporda yer alan cümlelerin aynen kopyalanarak yapıştırılma yapılan gerekçeli kararın usulen hatalı ve eksik bulunduğunu, davacı tarafın tescilli markasının "..." olduğunu, tescil sınıfları incelendiğinde "Radyo ve Televizyon Yayın Hizmetleri" alanını kapsayan 38. sınıfın tescil kapsamında olmadığını, 38. sınıf ile 41. sınıf hizmetlerinin birbirleriyle yakından bağlantılı olduğu, birbirine çağrıştırma yapma yeteneğinin olduğu ve son olarak firmalar arasında bir illiyet bağının kurulacağı yorumunun doğru olmadığını, davacı şirket ile davalı şirketin faaliyet alanlarının farklı bulunduğunu, her iki markanın birbirinden net bir şekilde ayırt edilebildiğini, verilen kararda, müvekkiline ait Ege Bölgesi’nde İzmir Merkezli olarak 2009’dan bu yana faaliyetini sürdüren, bölgenin en etkin haber portalı olarak bilinen, müvekkili şirketin 2008 yılından itibaren ayrıca marka hakkına sahip olduğu "www...com" haber sitesinin de erişime kapatılmasına karar verildiğini, "... ..." markasının müvekkili şirket tarafından 2008 yılından itibaren hem şekil hem sınıf tescili olan, son olarak 2019 yılında süresi 10 yıllığına uzatılmış, daha çok "haber ajansı, radyo-televizyon hizmetlerini" kapsayan 38. sınıftan tescilli apayrı bir marka olduğunu, davacı tarafın açtığı davanın "... Tv" markasına olduğu için "... ..." markasının faaliyet alanı olan "www...com" haber sitesinin de erişime kapatılma kararının hukuki zeminden uzak olduğunu, davacı tarafın 2008’den itibaren müvekkili şirkete ait olan "... ..." markasına değil, 2017 yılından itibaren müvekkili şirket bünyesinde yer alan "... TV" markasına dava açtığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamından davacının taleplerinin, markasına tecavüzün tespit ve önlenmesi, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini ve "www...com/" internet sitesinin erişime kapatılmasına ilişkin olduğu, davalı vekilince, müvekkili şirketin "... TV", "..." ve "... ..." ibareli markalarının tescil edilmiş olup, ayrıca "... ..." olarak bir de şekil markasının tescili olduğunun, uzun süredir söz konusu markaları ile İzmir ve Ege Bölgesi kapsamında faaliyette bulunduğunun savunulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.06.2012 tarih, 2010/8788 Esas, 2012/10516 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, marka hakkı sahibinin, hareket tarzı ile hakkın ihlaline zımnen müsaade ettiği hallerde, markayı uzunca bir süre izinsiz kullanan kişinin bu kullanımına artık karşı çıkamaz. Hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin TMK'nın 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Zira, haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre tecavüze sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere dava açma hakkı tanınmaması gerekmektedir.
Az önce de belirlendiği üzere, davalı vekili savunmasında uzun yıllardan beri kullanımının "... ..." şeklinde olduğunu söylemiş ve bu markasının da tescilli bulunduğunu savunmuş, ancak mahkemece, davalının bu savunmaları üzerinde bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
O halde mahkemece, davacının marka tecavüzü ve internet sitesinin erişime kapatılması yönündeki talepleri bakımından, davalının bu savunmasının üzerinde durularak, davalının dava konusu kullanımlarının ne zamandır devam ettiği, davacının, davalının bu kullanımına sessiz kalıp kalmadığı hususlarının incelenip değerlendirilerek, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken bu yönden bir inceleme yapılmaması yerinde olmamıştır.
Yine somut uyuşmazlıkta davalı vekilince, müvekkiline ait önceki tarihli tescilli markalardan bahsedilmiş, bu markaların hangi ibareli markalar olduğu bildirilmiş, mahkemece davalı vekilinden bu markalarının tescil numaraları sorulmamıştır. Oysa 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi uyarınca hakimin davayı aydınlatma görevi bulunmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece, davalı vekilinden, müvekkiline ait önceki tarihli tescilli markalarının numaralarının sorulması, anılan markaların hükümsüzlüğü istenen dava konusu marka yönünden davalı yararına kazanılmış hak yaratıp yaratmayacağının değerlendirilmesi gerekirken, bu hususta bir inceleme ve değerlendirmenin yapılmaması da doğru görülmemiştir.
Diğer yönden, YİDK iptali davası ile birlikte açılan hükümsüzlük istemlerinde markanın dava tarihinde tescil edilmiş olması aranmamakta ise de, sadece hükümsüzlük istemi içeren davada, dava tarihi itibariyle hükümsüzlüğü istenilen markanın tescil edilmiş olması gerekmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/189 Esas, 2025/4650 Karar). Somut uyuşmazlığın da YİDK iptali istemi içermediği anlaşıldığından, bu husus tartışılmadan dava konusu marka yönünden hükümsüzlük isteminin kabulüne karar verilmesi de yerinde bulunmamıştır.
Bu itibarla mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözden kaçırılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, Dairemizce bu nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/07/2020 tarih ve 2019/68 E. - 2020/136 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4- Davalı tarafından yatırılan 269,85.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/10/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...