T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1520 - 2025/1917
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1520
KARAR NO : 2025/1917
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2023
NUMARASI : 2022/407 E. - 2023/237 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2023 tarih ve 2022/407 E. - 2023/237 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." esas ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 2020/147579 sayılı "... ..." ibareli markasını 03, 05 ve 35. sınıflarda tescil ettirmek üzere TÜRKPATENT'e başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin "..." markalarına dayalı itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu marka ile müvekkilinin markası arasında "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle görsel ve işitsel benzerlik yanında markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden de tam bir sınıfsal benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markası ile bu derecede benzer bir marka seçilmiş olmasının davaya konu markayı taşıyan ürünlerin müvekkili tarafından üretildiği yönünde yanlış bir algıya neden olacağını, müvekkilinin "..." ibareli markasının temizlik amaçlı madde ve parfümeri ürünlerinde tüketiciler nezdinde tanınmışlık kazandığını ve davalının bu ibareyi kendi markasında esaslı unsur olarak tercih etmesinin müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve tanınmışlığından faydalanmaya yönelik olduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-9867 sayılı kararının iptaline ve 2020/147549 başvuru numaralı markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin "..." "..." ibareli seri markaların sahibi olduğunu, davacı şirketin dayanmış olduğu markaları fiilen kullandığını ispat etmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının davacı markaları ile benzer olmadığını, "..." ibaresini içerir markaların 1995 ve "..." ibareli markanın 1994 yılından beri müvekkili tarafından kullanıldığını, markada yer alan diğer unsurların markaya ayırt edecilik kazandırdığını, .../ ... ibaresinin evrensel anlamında olup kullanılan mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu markaların kapsamında bulunan emtialar arasında benzerlik bulunmadığını ve markaların kullanıcılarının bilinç düzeyinin yüksek olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının kapsamında yer alan mal/hizmetlerin aynı/aynı tür mal/hizmetler olduğu, davacı tarafından markalar arasındaki benzerliğin nedeni olarak gösterilen “...” ibaresinin anlamı ve yaygın kullanımı nedeniyle ayırt edici gücünün düşük olduğu, birçok markada kelime unsuru olarak yer aldığı, taraf markalarında ortak olarak yer almasına rağmen davaya konu markada yer alan diğer unsurların markaları birbirinden önemli ölçüde uzaklaştırdığı, davacının tanınmışlık iddialarının yeterli bilgi ve belge ile ispatlanamadığı, belirtilen hususlar dahilinde ortalama tüketiciler nezdinde markaların ilişkilendirilmesi ve karıştırılması ihtimalinin bulunmadığı, tüketicilerin dava konusu “...” markasını davacıya ait “...” ibaresini içeren markaların bir devamı veya serisi gibi algılamayacağı ve marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağ bulunduğu düşüncesine kapılmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı markada "..." harf grubunun öne çıkarıldığını, markadaki yardımcı unsurların ayırt edici olmadığını, "..." ibaresinin ortaklığının markaları görsel ve işitsel anlamda benzer kıldığını, 1995 yılından beri kullanılmakta olan "..." markasının ıslak mendil olmak üzere bir çok kişisel bakım ve hijyen ürününde tanınmış marka niteliğinde olduğunu, dolayısı ile tanınmışlıktan kaynaklanan engel halinin tescilli olduğu mal ve hizmet sınıfları ile sınırlı tutulmasının mümkün olmadığını, "..." ve "..." sözcüklerinden oluşan davaya konu markanın esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, bu ibarenin ortaklığının ortalama tüketiciler nezdinde markaların ilişkilendirilmesi ve karıştırılması ihtimalini doğurduğunu ve bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen rapor bu yönde olmasına rağmen raporun mahkemece değerlendirilmeye alınmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştrir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar taraf markalarında "..." ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı kısmi bir görsel benzerlik bulunmakta ise de, başvuru markasının esas unsurunun bir bütün olarak "..." ibaresi olduğu, zira başvuruda "..." ibaresinin öne çıkması ve algıyı üzerinde toplaması halinin söz konusu olmadığı ve ibarenin bir bütün olarak algılandığı, davaya konu markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktığı izlenim itibariyle davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacı şirketin "..." esas unsurlu itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve hiç düşünmeden algılayabileceği, bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, markalar benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin görülmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.