T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1643 - 2025/1875
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1643
KARAR NO : 2025/1875
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/07/2023
NUMARASI : 2023/117 E. - 2023/446 K.
DAVANIN KONUSU : Rekabet Yasağına Dayalı Cezai Şart Alacağı
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06/07/2023 tarih ve 2023/117 E. - 2023/446 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 12.07.2018 tarihinde davacı ile aralarında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin yüzme havuzu ve süs havuzları, sauna ve buhar banyoları inşaatı işi ile iştigal ettiğini, havuz inşaatının normal bir inşaat olmayıp, uzmanlık gerektiren, ustalarının ve teknik personelinin bu konuda bilgi sahibi olması gereken bir iş olduğunu, personelin havuz inşaatı işinde çalışması ile iş yerinin teknik bilgilerine sahip olduğunu, davalının da, davacının iş yerinde, teknik personel olarak çalıştığını ve işverenin üretimle ilgili teknik iş sırları hakkında kapsamlı bilgiye sahip bir kişi olduğunu; davalının iş akdinin, davalının 30.08.2022 tarihinde, iş yerinde çalışan başka bir personele yumruk ve tekme ataması ve saldırması sonucunda, iş verenin haklı feshi ile sonlandırıldığını; davalının, rekabet yasağı şartlarına aykırı olarak, davacının direkt rakibi olan, ... ve ... A.Ş.'de çalışmaya başladığını; davalının, davacının işyerinde edinmiş olduğu teknik bilgi ve deneyimi, rekabet yasağı sözleşmesine aykırı olarak, davacı ile aynı konularda iştigal eden ... firmasında kullandığını ve rekabet yasağı sözleşmesine aykırı hareket ettiğini; davacının işten ayrıldığındaki son net maaşı 6.250,00-TL olup, sözleşmenin 13. maddesindeki cezai şarta göre, işten ayrıldığı tarihten dava tarihine kadar geçen süredeki Tüfe endeksleri ile maaş tutarının 7.552,00-TL olduğunu ileri sürerek, cezai şart maddesine göre şimdilik 500-TL cezai şartın dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin rekabet yasağı sözleşmesini özgür iradesi ile imzalamadığını, davacının bu sözleşmeyi işyerindeki çalışanları baskı altında tutmak için kullandığını, müvekkili davacı şirketin müşteri çevresi veya üretim sırları ya da yaptığı işler hakkında bir bilgi edinme imkanına sahip olmadığı gibi, onun önemli bir zararına neden olacak herhangi bir bilgiyi de kullanmadığını, bu nedenle, hukuka aykırı olarak elde edilen rekabet yasağı sözleşmesini kabul etmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, üzerinde baskı kurularak tarafına imzalatılan rekabet sözleşmesindeki cezai şart tutarının son derece fahiş olduğunu ve düşürülmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/13747 E- 2012/356 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti" başlıklı 48 ve devamı maddelerinde herkesin dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğunun, TBK'nın 26. maddesinde bir aktin mevzunun kanunun gösterdiği sınır dairesinde serbestçe tayin olunacağının, TBK'nın 27. maddesinde ise kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğunun düzenlendiği; sözleşmenin tarafları sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde sözleşmenin konusunu belirlemekte özgür iseler de bu özgürlüğün sınırsız ve sonsuz olduğunun söylenemeyeceği; davalının hizmet dökümüne göre havuz imalatı sektöründe çalışması nedeniyle 2 yıl gibi bir süre bu sektörde çalışmamasının davalının ekonomik olarak zor durumda kalmasına sebebiyet vermesinin muhtemel olduğu, davacının davalıya vermiş olduğu bir eğitim veya ticari sırrın da bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafça da ticari sırlar ile müşteri çevresinin davalı işçi tarafından kullandırıldığına ilişkin en küçük bir kanıt sunulmadığı gibi, bu yönde bir iddia de ileri sürülmediği, TBK'nın 444/2. maddesinde işçinin sadece ticari sırlara ulaşması yeterli olmayıp, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olması gerektiği, somut olayda davacı şirketin, davalının bilgileri kullandığının kanıtlanamadığı gibi, bu bilgiler kullanılmış olsa dahi bu bilgilerin kullanılması nedeniyle zarara uğradığı hususunun da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, işverenin somut bir zarar uğramasına gerek bulunmadığını, bunun kanıtlanmasına da gerek olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin TBK hükümlerine uygun olduğunu, alacaklı zarara uğramamış olsa da kararlaştırılan cezanın ifasının gerektiğini, havuz imalatının özel teknik bilgi gerektiren bir yapım işi olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, rekabet yasağı sözleşmesine dayalı cezai şart alacağı istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, TBK'nın 444/2. maddesi uyarınca rekabet yasağı kaydının, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olduğu, ancak davacı tarafça dosyaya sunulan deliller itibariyle bu hususun kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.