T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1606 - 2025/1935
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1606
KARAR NO : 2025/1935
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/03/2023
NUMARASI : 2022/63 E. - 2023/101 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali - Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/03/2023 tarih ve 2022/63 E. - 2023/101 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 1930’lu yıllarda kurulmuş ve yaşlanma karşıtı hücre terapisi alanında öncü şirketlerden olduğunu, “...” markasının dünya çapında müvekkiline ait olduğunu, ayrıca Ülkemizde de 93/001701, 93/005138, 2004/26755, 2009/11876, 2010/24374, 2017/102702, 2018/108107, 2009/34657, 2009/34659 sayılı markaların sahibi olduğunu, davalı yanın 2019/128423 ve 2020/05647 sayılı “...” markalarını başvuru konusu ettiğini, anılan markaların müvekkilinin markaları ile karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğunu, ayrıca başvuruların kompozisyonu ile de müvekkili şirketin markalarının kullanıldığı ürünlerin kompozisyonlarının aynı olduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olması gözetildiğinde, davalı tarafın bilinçli bir şekilde müvekkilinin markaları ile karıştırılma ihtimali yaratmayı amaçladığını, davalının kötüniyetli olduğunu, davalı başvurusuna yönelik itirazlarının SMK m. 6/1 uyarınca Kurum tarafından 03. Sınıftaki “sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç)” ve 35. Sınıftaki “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar hariç). Parfümeri, kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” açısından kabul edildiğini, kalan mallar yönünden verilen ret kararının hatalı olduğunu, bunun üzerine bir kez daha itiraz ettiklerini, itiraz sonucunda 2019/128423 sayılı marka başvurusu açısından verilen 2021-M-11147 sayılı karar ile ayrıca 03. Sınıfta “diş bakımı ürünleri; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” ve 35. Sınıftaki “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için diş bakımı ürünleri; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” emtiası bakımından da itirazlarının kabul edildiğini, davalı Kurumun davaya konu 2020/05647 sayılı marka ile ilgili olarak ise 2021-M-12055 sayılı kararı verdiğini, bu kararı iki kere taraflarına tebliğ ettiğini, iki tebliğin içerik olarak farklı olduğunu fark ettiklerini, ilk tebliğde reddedilen emtianın 03. Sınıfta “diş bakımı ürünleri; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” ve 35. Sınıftaki “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için diş bakımı ürünleri; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” şeklinde olduğunu, ikinci tebliğde ise 03. Sınıfta “diş bakımı ürünleri; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları” ve 35. Sınıftaki “müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için diş bakımı ürünleri; diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları. İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)” malları bakımından ret kararı verildiğini, dolayısıyla kararların birbirinden farklı olduğunu, dava konusu 2020/05647 sayılı marka kapsamında 05. Sınıftaki malların perakendeciliği hizmetleri yer almadığı halde, Kurum tarafından hatalı karar verildiğini, dikkate alınması gereken kararın sonu 51 evrak numarası ile biten tebligat olması gerektiğini, esasen davadaki taleplerinin davalı markalarının tümden reddi yönünde olduğunu, bunun temelini de kötüniyet iddiasının oluşturduğunu, davalının müvekkili markalarının fiili kullanımlarını birebir taklit etmekte olduğunu, müvekkilinin markalarında “marka + ülke adı” şeklinde kullanım bulunduğunu, dava konusu markanın da aynı doğrultuda tescil edilmek istenildiğini, yine davalının ürün ambalajlarının müvekkilinin markalarını taşıyan ürünlere benzetilmeye çalışıldığını, davalı yanın www.....com web sitesinde müvekkili ürünleri ile karıştırılabilecek düzeydeki ürünleri kötüniyetli olarak satışa çıkardığını, davalı yanın “...” markası altında “beyaz havyar kremi” isimli bir ürün satışı kullandığını, müvekkilinin tanınmış markalarının da aynı isimli birçok ürünü bulunduğunu, hatta müvekkilinin 2010/24374 sayılı markasının “... ...” şeklinde olduğunu, dolayısıyla davalı yanın fiili kullanımlarında, müvekkili markalarını ihlal ettiğini, davalının bilinçli olarak karıştırılma ihtimali yaratmaya çalıştığını, müvekkili şirketin markalarından yararlanmayı hedeflediğini, dava konusu markanın tescili kapsamında yer alan tüm mallar bakımından reddi gerektiğini, taraf markalarının açıkça benzer olduğunu, benzer harf dizilimleri taşıdıklarını, yalnızca “r “ ve “ı” harfleri bakımından markaların farklılaştığını, ancak bu durumun markaların telaffuzlarını birbirlerinden uzaklaştırmadığını, yine markaların ön seslerinin “la” ve “le” şeklinde unsurlar taşıdığını, davalının başvuruda kullandığı harf karakterlerinin dahi müvekkili markaları ile benzer olduğunu, markaların işitsel ve görsel olarak son derece benzer olduklarını, müvekkilinin markalarının SMK m.6/4 ve 6/5 uyarınca tanınmış markalar olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek 2021-M-11147 ve 2021-M-12055 sayılı YİDK kararlarının iptali ve dava konusu 2019/128423 ve 2020/05647 sayılı markaların tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı ve davalı markasının “işaret” bağlamında aynı veya benzer olup olmadığı konusunda müvekkili Kurum tarafından varılan sonucun da, davacı vekilinin iddiaları ile kısmen aynı doğrultuda olduğunu, başvuru konusu markalar ile itiraza gerekçe olarak gösterilen 2009 34660, 2009 34657, 2018 108107, 2017 102702, 2010 24374, 2009 11876, 2004 26755, 144390, 143199, 2009 34659 sayılı markaların benzer olduklarını ve kısmen aynı/aynı tür malları/hizmetleri kapsadıklarının tespit edildiğini, ancak başvuru konusu markaların eşya listesinde kalan mallar ve hizmetler açısından karıştırılma ihtimali oluşmayacağını, davaya konu başvuruların 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığını, davalı başvurularının 6769 sayılı SMK’nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 2019/128423 sayılı dava konusu marka kapsamında yer alan 35. Sınıftaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” emtiası bakımından taraf markaları arasında var olduğu değerlendirilen benzerlik ilişkisi ile birlikte yine davacı yanın özellikle "... switzerland" ve "..." şeklindeki markaları ile dava konusu marka arasındaki görsel, işitsel ve bütünsel mizanpajlar itibariyle var olan benzerlik birlikte değerlendirildiğinde, taraf markaları arasındaki farklılıkların işaretlerin birbirlerinden somut olarak uzaklaşmaları sonucuna yol açmayacağı, nitekim Kurum tarafından verilen kararlarda da taraf markalarının esasen karıştırılabilecek düzeyde benzer olarak görüldüğü, her ne kadar benzerliği tespit olunan emtianın ilgili tüketici kitleleri ortalamanın daha üstü bir dikkat, özen ve bilgi seviyesine sahip seçici kimseler ise de, bu durumun ilgili tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalini tamamen ortadan kaldırır bir etken olmadığı, anılan tüketici grubunun da daha evvelden davacı markalarından yararlandığı bir durumda, dava konusu marka ile benzer mal veya hizmetlerle karşılaştığında, bu işaretin “...” mi yoksa “...” mi olduğu tereddütünü yaşayabileceği, bu durumun ise işaretler arasında imaj transferine yol açabileceği, davacı yanın işlem dosyaları kapsamında tanınmışlık iddialarını desteklemek adına sunulan delillerden davacı markalarının Ülkemiz tüketicisi nezdinde tanınmış marka statüsünde kabul edilmesi gerektiği yönünde bir kanaate varılamadığı, ancak davacı markalarının özellikle “kozmetik” ürünleri ile sınırlı olarak belirsiz bir düzeyde bilinirliğinin bulunabileceği, bu durumun ise taraf markaları arasında halihazırda benzerliği tespit olunan emtia bakımından karıştırılma ihtimalini pekiştireceği, ancak sair emtialar açısından davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı, davalı yanın fiili kullanımlarında davacı yana ait “... ...” şeklindeki markasında yer alan “...” ibaresini dahi ürün ambalajlarında kullandığı görülebilmekte ise de, davalı yanın bu şekildeki kullanımının başvuru konusu marka görselinde yer almadığı, fiili kullanımlarının kendisinin ise dava konusu markaların başvuru tarihinden önce mi sonra mı olduğu konusunda mutlak bir tespitin yapılamadığı, esasen bu kullanımların başvuru aşamasından önce gerçekleştirildiğinin somut olarak delillendirildiği bir durumda, davalı yanın davacı taraf markaları yanı sıra fiili kullanımlarından da haberdar olduğuna normal şartlarda karine teşkil edebileceği yönünde bir karine oluşturabileceği, taraflar arasında önceye dayalı bir ticari ilişkinin mevcut olduğu yönünde bir kanaate ise varılamadığı, bununla birlikte davalı yanın, dava konusu markalardan başvuru aşamasında çıkartılmasına karar verilen mallar (doğrudan kozmetik sektörüne yönelik olan) ve yine davacı tarafça dosyaya sunulan sair deliller gözetildiğinde, davacı yan ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğinin açık olduğu, davacı markalarının çok uzun yıllardır gerek ülkemizde gerekse de birçok ülkede tescilli olduğu, bu nedenle aynı sektörde faaliyet gösteren davalının basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü altında bulunduğu da dikkate alınarak, davacının önceki tescillerini bilme yükümlülüğü altında olduğu veyahut tercih ettiği kompozisyonda, davacı markalarının kompozisyonunu büyük ölçüde taklit etmesinin bilinçli olarak yapılmış ve davacı markalarından yararlanma amacı taşıyan bir eylem olarak değerlendirilebileceği, davalı yanın, davaya konu marka tescil başvurularında bulunurken kötü niyetli olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile; 2021-M-11147 ve 2021-M-12055 sayılı YİDK kararlarının davacının itirazlarının reddine ilişkin kısımlarının iptaline, dava konusu 2019/128423 ve 2020/05647 sayılı marka başvurularının tescil edilmedikleri anlaşıldığından hükümsüzlük istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı ve davalı markasının “işaret” bağlamında aynı veya benzer olup olmadığı konusunda müvekkili Kurum tarafından varılan sonucun da mahkeme kararı ile aynı doğrultuda olduğunu, mahkemenin, davalı başvurusunun, 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesi anlamında kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki tespitin de hukuka uygun bulunmadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını gösterir kanıtların itiraz ekinde sunulmadığını, markanın yasada öngörülen amacına ve kendisinden beklenen iktisadi işlevlerine aykırı amaçlarla yapılmış bir tescil başvurusu olduğu yönünde yeterli kanaate ulaşılmadığını, davalının başvurusunun 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli bir başvuru olduğunun ispat edilemediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötüniyetle yapılan marka başvurularının itiraz üzerine reddedileceği, tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesinin de mümkün bulunduğu (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar), Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/5436 Esas, 2013/6621 Karar ve 02/4/2013 Tarihli kararına konu bir olayda, mahkemece, "U-BOAT" markasının yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin başvuran tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, saat sektöründe ya da ziynet eşyası sektöründe bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, başvuranın da bu markayı hangi saik ile seçerek tescil ettirdiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle başvuranın marka tescili sırasında markanın başkasına ait olduğunu bildiği ve kötüniyetli olduğunun belirlendiği, yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin "..." ibaresine yönelik 2019/4044 Esas, 2020/2213 Karar ve 02/03/2020 Tarihli kararının ve "..." ibaresine yönelik 2021/5298 Esas, 2022/9358 Karar ve 22/12/2022 Tarihli kararlarının da bu yönde olduğu, bu açıklamalar karşısında, somut uyuşmazlığa dönüldüğünde, tarafların markalarının çok yüksek düzeyde benzer bulunduğu, davacının markasının yaratılmış bir marka olduğu, yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere, davacı markalarının özellikle “kozmetik” ürünleri ile sınırlı olarak bilinirliğinin bulunduğu, sektöründe bilinirliği bulunan bu ibarenin, davalı tarafından tesadüfen seçilip başvuru konusu yapılmasının ise hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalının davacının iş bu markasından haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle davalının marka tescil başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötüniyetli olduğu, kötüniyetli başvuru durumunun mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceği, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953) anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.