T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1596 - 2025/1859
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1596
KARAR NO : 2025/1859
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/04/2023
NUMARASI : 2022/368 E. - 2023/188 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/04/2023 tarih ve 2022/368 Esas - 2023/188 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin 2020/165235 sayılı marka başvurusunun davalı Şirketin itirazı üzerine tescili istenen bir kısım mal ve hizmetler yönünden dava konusu YİDK kararı ile kısmen reddedildiğini, oysa davacının 1976 yılından beri sektörün ihtiyacı olan makine ve ekipmanların tasarlanması, üretimi ve satışı hususlarında faaliyet gösterdiğini, unlu mamul, fırıncılık, pastanecilik, restoran zincirleri, kafe, otel, catering alanlarında hizmet verdiğini, davaya konu edilen markanın www.....com web sitesinden satın alınan lisanslı, tamamen profesyonel bir şekilde özgün ve eşsiz nitelikte oluşturulan bir şekil markası olduğunu, markaya özel oran orantı verileri ile birlikte estetik bir görünüm kazandırıldığını, "f" şekli olarak lanse edilen bu işaretin keskin hatlardan ziyade yumuşak ve akıcı bir görünüş ile gözü rahatsız etmeyecek nitelikte tasarlandığını, ortalama tüketici nezdinde kalıcı bir izlenim bırakan markanın, ilk intibada dahi davacı ile eşleştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu, markada kullanılan renk tonlarının bile özenle tercih edildiğini, kaldı ki davalı firmanın www.....com.tr uzantılı web sitesinden davalının ürünlerinin “tam boy fırınlar, ankastre ocaklar, ankastre fırınlar, midi fırınlar, set üstü ocaklar, davlumbaz ve elektroset" olduğunun görülebileceğini, bu ürünlerin bireysel tüketici niteliğindeki müşterilere hitap ettiğini, müvekkilinin ise www.....com.tr uzantılı web sitesinden de görülebileceği üzere genellikle kurumsal müşterilerin tercih ettiği fırın makinelerini ürettiğini, tarafların ürünlerinin muhatabı tüketicilerin bambaşka kesimler olduğunu, bu tüketicilerin karşılaştırılan markaları ilişkilendirmesinin mümkün bulunmadığını, davalının “f ” şekli üzerinde tekelci bir anlayış ile tek hak sahibi olması yönündeki taleplerine itibar edilmemesi gerektiğini ileri sürerek, ... YİDK’ın 2022-M-11321 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, taraf markalarında yer alan şekillerin renkleri de dahil olmak üzere ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ayrıca dava konusu edilen markada başkaca herhangi bir unsurun da kullanılmadığını, ortalama tüketiciler nezdinde karşılaştırılan işaretlerin ayırt edilmesinin mümkün olmadığını, her ne kadar dava dilekçesinde karşılaştırılan şekillerin ayrıntılı betimlemesine yer verilmişse de, bu markalarla karşılaşacak olan tüketicilerin böyle bir betimlemeye zaman ayırmayarak 2-3 saniyelik bir zaman diliminde marka hakkında bir fikir sahibi olacağını ve davacının belirttiği gibi detaylar üzerinde düşünmeyeceğini, her iki marka yan yana konulduğunda işaretler arasındaki bariz benzerliğin görülebileceğini, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında yer alan şekil unsurlarının temel karakteristik özellikleri itibariyle ayniyete yakın benzer olması, yani bu şekillerin kırmızı renkli, birbirlerine paralel, kavisli/dalgalı/kıvrımlı ve kalın çizgilerden oluşması ve davalının “...” kelime unsurlu markasında dahi davacının markasında kullanılmış olan işaretin yakın benzerinin işaretin baş kısmına konuşlandırılmış olması sebepleriyle işaretlerin genel tertibinin, markaları görsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığı, işaretler arasındaki tali nitelik -renk tonu, çizgilerin kıvrım yerlerinin farklı olması- farklılıklarının da bu benzerliği ortadan kaldırabilecek nitelikte/baskınlıkta birer markasal unsur olmadığı, bu sebeplerle, dava konusu edilen markanın, davalının markalarının bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu, işaretler arasındaki bu benzerliğin potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davalının “Şekil” görselli markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davacının “Şekil” görselli markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması” ihtimalini doğuracağı , davacının markasının kısmen reddedildiği emtialar ile davalının markalarının tescilli olduğu emtialar aynı/benzer/türdeş olduğu, her ne kadar bu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyeleri de düşük değilse de, bu mal ve hizmetlerde logolarının markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde alıcıların söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin karıştırma ihtimalini yarattığı, alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davacının markasının, davalının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, uyuşmazlık konusu malların tüketicisinin bilinç düzeyinin düşük olmadığını, markaların karıştırılmayacağını, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair YİDK kararının istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının dava konusu "şekil" ibareli başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markalar arasında, başvurunun reddine karar verilen 6, 11 ve 35 sınıf uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünde, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, dava konusu başvuruyu oluşturan şekil ile redde mesnet markalarda yer alan şekil unsurunun temel karakteristik özellikleri itibariyle yüksek düzeyde benzer olduğu, dava konusu başvurunun reddedildiği mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, uyumazlık konusu mal ve hizmetlerin tüketicisinin dikkate düzeyinin düşük olmamasının markalar arasındaki iltibası bertaraf etmeyeceği, iltibas değerlendirmesinde marka kapsamları esas olduğundan, tarafların fiilen farklı sektörlerde faaliyet göstermelerinin sonuca bir etkisinin bulunmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararında kabul edildiği üzere iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olması karşısında davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 345,55-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.