T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1304 - 2025/1854
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1304
KARAR NO : 2025/1854
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/05/2023
NUMARASI : 2022/530 E. - 2023/231 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/05/2023 tarih ve 2022/530 E. - 2023/231 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2022/045443 sayılı "..." ibareli marka tescil başvurusu yaptığını, başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile re'sen reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazın bu kez YİDK tarafından 6769 sayılı SMK'nın 5/1-(b) maddesi uyarınca nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin 06.10.2010 tarihinde kurulduğunu ve bu tarihten itibaren marka başvurusu yaptığı ... esas unsurlu markalar ve bu markaların içerdiği ürünler için yurt genelinde çok geniş kitlelere ulaşan reklam ve tanıtım faaliyetlerinin yapıldığını, söz konusu ürünlerin öncelikle İstanbul’da ve daha sonra Türkiye’de yaygın olarak hem küçük marketlerde hem de büyük market zincirlerinde satılmış olması nedeniyle ... ve ... esas unsurlu markaların ayırt edici nitelik kazanarak ülkemizde tanınmış hale geldiğini, müvekkilinin esas unsurlu birçok markasının tescil edildiğini ve T/03637 numaralı tanınmış markanın sahibi olduğunu, yine müvekkilinin “...” ibareli markalarının Madrid Protokolü uyarınca WIPO nezdinde 1264682 ve 1559454 uluslararası tescil numaraları ile birçok ülkede korunduğunu, müvekkili şirketin www.....com.tr web sitesi üzerinden ürünlerinin tanıtımını yaptığını ve müvekkilinin sosyal medya platformlarını ve ağlarını da aktif olarak kullandığını, müvekkilinin söz konusu markalarında kullanmış olduğu ... rengi ... markasının, reklamları, ürün ambalajları, ürünleri ve stantlarında baskın ve ayırt edici olarak kullanıldığını, söz konusu renk ile markaların özdeşleşerek 03, 05, 16, 21 ve 35. Sınıftaki emtia/hizmetler için kaynak bildirir hale geldiğini, 7 Mart 2016 tarihli Temizlik Ürünleri Araştırma Raporuna göre marka kişiliği hakkında yürütülen çalışmada marka ile özdeşleşen .../pembe rengin marka kişiliğinin şekillenmesinde etkili olduğunun belirtildiğini, tüketicilerin marketlerde, temizlik malzemeleri, mutfak yardımcıları vb. ürünler ve ambalajlarında ... renk gördüklerinde, bu ürünlerin “...” markalı ürün olacağı düşüncesine ve marka hafızasına sahip olduklarını, dolayısıyla temizlik ürünleri ve yardımcıları ile mutfakta kullanılan diğer ürünler açısından ... rengin (... ...) ticari kaynak bildiren bir konuma ulaştığını, 6769 Sayılı SMK'nın 4. maddesinde renklerin, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla marka olarak tescil edilebileceğinin belirtildiğini, müvekkilinin (... ...) renk kodunda yer alan (...) renk marka başvurusunun müvekkili şirket ve 03, 05, 16, 21 ve 35. Sınıfta yer alan mallar ve hizmetler için ayırt edici ve müvekkili şirketle özdeşleşmiş olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2022-M-15785 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacı firma adına tescili talep edilen "... ..." renk markasının tüketici nezdinde dekoratif bir unsur olarak algılanacağını ve ilgili başvurunun SMK 5/1-b maddesi anlamında tescilinin mümkün olmadığını, bir ibarenin ayırt ediciliğinin bulunup bulunmadığının tespitinde tescili talep edilen malların ve/veya hizmetlerin ilgili tüketici kesiminin algısı dikkate alınarak değerlendirme yapılması gerektiğini, SMK’nın 4. maddesi kapsamında renklerin de açık bir şekilde marka olabilecek işaretler arasında sayıldığını, ancak, bu durumun başvuru yapılan her tür rengin marka olarak tescil edilebileceği anlamına gelmediğini, ... ... kodu ile açık ve kesin olarak teşhis edilebilen renk tonunun, başkaca hiçbir unsur olmaksızın, tek başına, başvuruya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe sahip olduğunun ispatlanması gerektiğini, dava konusu renk markasının 3, 5, 16, 21 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından kendiliğinden, ortalama tüketiciler tarafından belli bir ticari kaynağa işaret edecek, diğer bir ifade ile marka işlevi görecek bir işaret biçimde algılanmayacağını, somut olayda tescili istenen rengin başvuru sahibi tarafından, başvuru sahibine ait "..." ibareli kelime ile birlikte kullanılmasının ve işaretin salt kullanılıyor olmasının, ortalama tüketiciler tarafından bu işaretin birlikte kullanıldığı kelime markasından bağımsız olarak, tek başına, sunulan mal ve hizmetlerin ticari kaynağını belirten bir işaret olarak algılanabilmesi için yeterli olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının marka başvurusunun hiçbir işaret içermeyen ... renk olduğu, bu rengin ... ... kodunu içermesi nedeniyle sicilde gösterilebilme şartını taşıdığı, ancak bahse konu rengin tescil edilebilmesi için aynı zamanda redde konu 03, 05, 16, 21 ve 35. sınıflarda yer alan emtia ve hizmetler yönünden ayırt edici niteliğe haiz olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, "..." markasının “temizlik ürünleri” bakımından tanınmış olduğunun ve bu tanınmışlıkta renginin de katkısının olabileceğinin kabul edildiği, ancak bu tanınmışlığın başvuru konusu rengin tek başına kullanılması halinde ayırt edicilik sağladığının dosyaya sunulan deliller bakımından kabulünün mümkün olmadığı, davacı vekilinin dosyaya sunduğu Pazar araştırma raporunda da başvuru konusu rengin kullanımla ayırt edici hale geldiğine ilişkin bir bilgi olmadığı gibi ... rengin marka imajında bir unsur olduğu ve daha çok markayı tamamladığının ortaya konduğu, yine ... rengin davacı tarafın ürünlerinden çok kadın hareketinin rengi olarak algılanması nedeniyle sempati oluşturduğu, dosyada ilgili tüketicinin sadece başvuru konusu renkten oluşan ürünleri gördüğünde hiç düşünmeksizin davacının markasını anımsadığı yönünde anket çalışmalarının da bulunmadığı, bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının markası ve ... rengin bir bütün olarak kullanılması halinde belirli bir ayırt ediciliğin sağlandığının düşünüldüğü, bu nedenle reyonlarda sadece bir iki ürün bakımından kullanılan soyut renk markasının ayırt ediciliğinin olmadığı, başvuru konusu rengin tek başına, sunulan mal ve hizmetlerin ticari kaynağını belirten bir işaret olarak algılanamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin ... ve ... esas unsurlu markalarının tanınmış hale geldiğini, T/03637 no ile tanınmış marka statüsünde tescil edildiğini, uluslar arası tescillerinin olduğunu, markasını sosyal medyada da kullandığını, birçok ödül kazandığını, araştırma raporlarının sunulduğunu, bu raporlarda da markanın tanınmışlığının belirlendiğini, Google üzerinden temizlik bezi diye arama yapıldığında ... markasının çıkan sonuçlarda ilk sırada yer aldığını, temizlik ürünleri ve yardımcıları, mutfakta kullanılan diğer ürünler açısından müvekkilinin ... RENK (... ...) işaretinin ticari kaynak bildiren bir konuma ulaştığını, bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, çelişkili olduğunu, müvekkilinin, ... ... renk kodunda yer alan "..." şeklindeki rengini, ürün ambalajlarının zemininde, ürünlerin doğrudan kendisinde, tanıtım vasıtalarının da (görsel, sosyal medya, uygulamalar vb.) zemininde ana unsur olarak kullandığını, sadece rengin, müvekkili şirket tarafından markasal olarak uzun zamandır yoğun ve tekili bir şekilde kullanıldığını, özellikle “temizlik gereçleri sektöründe” orta düzeyde tüketiciler nezdinde ayırt edici hale getirildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın "Marka olabilecek işaretler" başlıklı 4. maddesinin, "Marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir." şeklinde olduğu, bu madde hükmü uyarınca renklerin marka olabileceği, ancak bunun için marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması ile başvuru kapsamındaki mal/hizmetleri, diğer teşebbüsler tarafından üretilen/sunulan aynı/aynı türdeki mal/hizmetlerden ayırt etmeyi sağlaması gerektiği, somut olayda ... ... kodu ile açık ve kesin olarak teşhis edilebilen renk tonunun, başkaca hiç bir unsur olmaksızın, tek başına, başvuruya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiği, tescili istenen rengin başvuru sahibi tarafından, başvuru sahibine ait "..." ibareli kelime ile birlikte kullanıldığı, işaretin sadece kullanılıyor olmasının, ortalama tüketiciler tarafından bu işaretin birlikte kullanıldığı ... kelime markasından bağımsız olarak, tek başına, sunulan mal ve hizmetlerin ticari kaynağını belirten bir işaret olarak algılanabilmesi için yeterli bulunmadığı, dosya kapsamındaki delillerin, ilgili rengin yoğun ve yaygın kullanım sonucunca, ilgili tüketiciler tarafından görüldüğünde, sadece belirli bir ticari kaynağa işaret edecek şekilde, marka olarak algılanır hale geldiği yönünde bir sonuca ulaşmak için yeterli olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.