T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1600 - 2025/1844
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1600
KARAR NO : 2025/1844
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/03/2023
NUMARASI : 2022/249 E. - 2023/142 K.
DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/03/2023 tarih ve 2022/249 E. - 2023/142 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı tarafından 2020/100494 başvuru numaralı “...” ibareli marka için 41 ve 43. sınıflarda tescil başvurusunda bulunulduğunu, markanın yayımına müvekkili şirkete ait “...” ibareli markalar mesnet gösterilerek SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca itiraz edildiğini, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen reddedildiğini, müvekkili şirket tarafından yayıma itirazın yeniden incelenmesi talebinde bulunulduğunu, ikinci itirazın YİDK’nın 2022-M-5280 sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresini içeren tescilli markaları bulunduğunu, “...” markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı şahsın markayı kullanmak suretiyle su ve maden suyu vb. üretip piyasaya sürebileceğini, bu durumda markanın müvekkili şirkete ait tescilli marka ile iltibasa yol açabileceğini, dava konusu markaya eklenen “...” ibaresi ile ayırt edicilik sağlanmadığını ileri sürerek 2022-M-5280 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/100494 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının kendi ile özleştirdiği marka isminin “...” ibaresi olduğunu, ortalama bilgi düzeyine sahip her bireyin “...” ismi ile karşılaştığında aklına ... tabiat parkı içinde bulunan set gölünün geleceğini, davacının müvekkili marka başvurusuna itirazının kötüniyetli olduğunu, içinde “...” ibaresi bulunan birçok marka bulunduğunu ve haksız rekabet ortamı yaratmadığını, “...” ibaresinin bir coğrafi isim olduğunu, müvekkilinin bu bölgede otel işletmeciliği yapacağını, bu sebeple “... ...” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, markalar arasında ürün benzerliğine yol açabilecek hiçbir unsur bulunmadığını, “...” ibaresinin “dağ evi” anlamına geldiğini, ortalama bilgi birikimine sahip her kişinin dağ evi ile su markasını ayırt edebileceğini, markalar üzerinde ayırt ediciliği sağlayan özgün grafik ve figürlerin bulunmasının markalar arasında karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, müvekkili ile davacının hizmet verdiği kitle ve sektörün birbirinden tamamen bağımsız ve farklı olduğunu, müvekkili markasında yer alan “...” ibaresinin bir su markasında kullanılması ihtimalinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu marka ile davacı markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılacak derecede benzer olmadıklarını, “...” kelimesinin Ülkemizde bulunan turistik bir göl adı olduğunu, ibarenin herkesçe kullanılabilecek ve kimsenin tekeline verilemeyecek ibarelerden olduğunu, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğunu ve zayıf marka konumunda olduğunu, davalı markasında “...” ibaresinin yanına eklenen “...” ibaresinin başvuru markasını davacı markalarından farklılaştırdığını, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, YİDK kararının usul ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, YİDK kararının iptali istemi bakımından, dava konusu 2020/100494 sayılı marka başvurusundan Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile çıkartılan, ancak davalı şahsın itirazı üzerine tesis edilen 2022-M-5280 sayılı YİDK kararı ile başvuru kapsamına tekrar alınan "43.SINIF: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.",nin redde mesnet 2015/101205 sayılı marka kapsamında yer alan "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri." ile aynı, aynı tür veya benzer olduğu, dava konusu marka başvurusu incelendiğinde, şekil ve kelime unsurlarından oluştuğu, iç içe geçmiş tamamlanmayan dairesel figürlerin ortasında yön okları ile oluşturulmuş ağaç figürüne yer verildiği, bu şekil unsurunun altında "..." ibaresinin stilize bir yazım tarzı ile oluşturulduğu, bu ibarenin altında nispeten küçük punto ile "..." ibaresine yer verildiği, söz konusu ibarenin davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, markanın genel görünümü dikkate alındığında; "Şekil+..." ibaresinin ön planda olduğu, redde mesnet marka incelendiğinde, beyaz ve gri renklerden oluşan çembersel bir figür içerisinde kırmızı renk ile "..." ibaresine yer verildiği, bu ibarenin altında nispeten küçük punto ile "rare & pure" ibaresine yer verildiği, "nadir ve saf" anlamına gelen söz konusu ibarenin davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, markanın genel görünümü dikkate alındığında; "..." ibaresinin ön planda olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26.11.1999 tarih, 1999/5790-9590 E.K. sayılı kararında, Ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanımanın, bu isimlerin artık başkaları tarafından markalarında kullanılamayacağı sonucunu ortaya çıkaracağına işaret edildiği, o halde coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulünün gerektiği, nitekim Yargıtay 11. HD'nin 04.06.2018 tarih, 2016/11850 E., 2018/4241 K. sayılı ilamında da, aynı ilkeler tekrar edilmiş ve kötü niyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğunun kabul edildiği, markalarda müşterek olarak bulunan "..." sözcüğünun, Bolu'nun ... Dağları üzerinde oluşmuş bir krater ve birikinti gölünün adı olduğu, çok popüler bir tatil merkezi olduğu, davacıya ait marka başvurusunda "..." ibaresine yer verilse de, tek başına "..." kelimesinden kaynaklı olarak davacıya üçüncü kişileri bu maruf mahal ismini kullanmaktan men yetkisi vermek yukarıda yer verilen açıklamalara ve içtihatlara uygun düşmeyeceği, davacıya ait redde mesnet marka karşısında, davalı şahsın "Şekil+... "..." ibareli marka başvurusunun tescilinin mümkün bulunduğu, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından, dava konusu marka kapsamında yer alan “41. Sınıf: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). 43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, dava konusu marka başvurusu ile hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, yayıma itiraz aşamasında markanın kullanıldığını gösterir bir kısım belge dosyaya ibraz edilmişse de, bu belgelerin tanınmışlığa ilişkin olmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin, adına tescil edilen ... markası hali hazırda su ve maden suyu üretiminde kullanıldığını, davalıya ait olan itiraza konu "..." markasının ise 41 ve 43. Sınıflarda tescil edildiğini, bu haliyle davalı şahıs tarafından iptali istenen marka kullanılmak suretiyle su, maden suyu vb. üretilip piyasaya sunulabileceğini, "..." markasının su ve maden suyu üretiminde kullanılması halinde ise müvekkili adına tescil edilmiş marka ile açık bir şekilde iltibasa yol açabileceğini, davalı ...'e ait "..." markasının müvekkili şirket markası olan "..." markasının ayırt edicilik karakterini zedeleyeceğini, her ne kadar müvekkiline ait markanın tanınmışlığının ispatına yönelik sunulan belgelerin yeterli olmadığı ve iddia edilen tanınmışlığı ispatlanamadığı kanaatine varılmışsa da, müvekkile ait ... Su markası tüm Türkiye'de bilinen, bununla kalmayıp yabancı ülkelerde de tescil edilen tanınmış bir marka statüsünde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Ülkemizdeki şehir, bölge veya maruf mahal isimlerinin tek bir sözcük olarak bir kişi lehine marka olarak tesciline olanak tanınamayacağı, coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğu, bu kapsamda taraf markaları arasında benzerlik olmadığı, zira markalarda müşterek olarak bulunan "..." kelimesinin, Bolu'da çok popüler bir tatil merkezi olan gölün adı olduğu, marka başvurusunda "..." ibaresine yer verilse de, tek başına "..." kelimesinden kaynaklı olarak davacıya, üçüncü kişileri bu maruf mahal ismini kullanmaktan men yetkisi verilemeyeceği, davacıya ait redde mesnet marka karşısında, davalı şahsın "Şekil+... "..." ibareli marka başvurusunun tescilinin mümkün bulunduğu, diğer taraftan dosya kapsamında sunulan delillerin davacının markasının tanınmışlığını ispata yeterli bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 10/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.