T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1702 - 2025/1906
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1702
KARAR NO : 2025/1906
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/07/2023
NUMARASI : 2022/417 E. - 2023/317 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/07/2023 Tarih ve 2022/417 Esas - 2023/317 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı ...'nin 2020/127898 sayılı 43.sınıf hizmetlere ilişkin 20.10.2020 başvuru tarihli 2020/127898 sayılı "..." ibareli markasına, müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın TÜRKPATENT Yeniden inceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 22.08.2022 tarih ve 2022-M-11214 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, taraf markalarının benzer olduğunu, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla kötüniyetle yapıldığını, davacı Şirket'in "..." ibaresi üzerinde SMK'nın 6/6.maddesi anlamında ticaret unvanından kaynaklanan üstün hakkının bulunduğunu, başvurunun haksız rekabete neden olacağını ileri sürerek, 22.08.2022 tarih ve 2022-M-11214 sayılı YİDK kararının iptali ile 2020/127898 sayılı markanın hükümsüzlüğe karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "Şekil+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markalar arasında her ne kadar ortak "..." ibaresi yer alsa da markanın bütünselliği, davalı başvurusundaki şekil unsurunun baskın özelliği dikkate alındığında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun oluşmadığı, davacı tarafın "Şekil+ ..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin uzun yıllardır “...” ibareli markaları ile müşterilerine aralıksız hizmet verdiğini, müvekkiline ait markaları bilen tüketicilerin dava konusu “...” markası ile sunulan hizmetleri müvekkilinin markası ile karıştırabileceğini, karşılaştırılan markalar arasında iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, kapsamlarındaki mal ve hizmetler yönünden de benzerlik şartının gerçekleştiğini, başvurunun ve itiraza mesnet markalarının asli unsurunun ortak "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin bu ibare üzerinde SMK'nın 6/5.maddesi anlamında tanınmışlık ve SMK'nın 6/6.maddesi uyarınca ticaret unvanından kaynaklanan üstün hakkının bulunduğunu, davalının müvekkilinin tanınmış markalarını bildiği halde dava konusu başvuruda bulunmasının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "...+şekil " ibaresinin 43.sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." asli unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından markalar benzer bulunmayarak reddedildiği, davacının bu karara itirazının da, YİDK'nin 2022-M-11214 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 29/08/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 24/10/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği, başvurunun SMK'nın 6/6. maddesi anlamında davacının ticaret unvanıyla iltibas oluşturup oluşturmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Somut olayda işbu davanın konusu olan 43.sınıf hizmetler, davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığından emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
Taraf markaları arasındaki işaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru "...+şekil " ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi diğer kelime unsurlarına göre büyük harflerle yazılarak ön plana çıkarılmıştır. Şekil unsuru kelime unsurunun önüne geçmemiştir. Markadaki "..." yer bildiren tali unsur, "..." iştigal
konusuyla ilgili tasviri unsur, "..." ibaresi ayırt ediciliği düşük reklam işlevi
gören slogan niteliğinde olduğundan, başvuruda ilgili tüketici kesiminin hafızasında yer edecek markasal asli unsur "..." ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markaları da "..." asıl unsurludur. Buna göre yapılan değerlendirmede, davacının itiraza mesnet markalarının esas unsuru olan "..." ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer almaktadır. Bu hali ile taraf markaları, asli unsurlarının ortaklığı nedeniyle, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle benzer olup, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimalini de dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar davacı tarafça, dava konusu markaya SMK'nın 6/5, 6/6 ve 6/9. maddeleri uyarınca da itiraz edilmiş ise de, başvuru kapsamındaki 43.sınıf hizmetlerin tamamı yönünden SMK'nın 6/1.maddesi koşulları oluştuğundan, diğer itirazların değerlendirilmesi sonuca etkili görülmediği gibi, SMK'nın 6/5. ve 6/6. maddesindeki koşullarının oluşacağı ve başvurunun kötü niyetle gerçekleştirildiği kanıtlanamamıştır.
Sonuç olarak, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 12/07/2023 gün ve 2022/417 Esas - 2023/317 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile TÜRKPATENT YİDK'nin 22/08/2022 tarih, 2022-M-11214 sayılı YİDK kararının iptaline,
3-Dava konusu 2020/127898 sayılı "...+şekil " ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 537,70-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 334,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 187,00-TL tebligat ve posta ücreti, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.759,50-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 4.920,90-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.