T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1662 - 2025/1926
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1662
KARAR NO : 2025/1926
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/01/2023
NUMARASI : 2020/3 E. - 2023/6 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2023 Tarih ve 2020/3 Esas - 2023/6 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2018/104198 sayılı "..." ibareli markanın 35. sınıfta tescili için yapmış olduğu başvurunun, davalı şirketin "..." markalarına dayalı itirazı nedeniyle YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin kuruluş tarihi olan 18/2/2011 tarihinden itibaren "..." ibaresini kullandığını, bu ibarenin şirket kurucularının ad ve soyadlarının ilk hecelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş ayırt ediciliği yüksek orijinal bir kelime olduğunu, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin, konseptlerinin ve satmış oldukları ürünlerin markalarının tamamen farklı olduğunu, tescil sınıflarının benzer olmasının markaların benzer olduğu sonucunu doğurmayacağını ve müvekkilinin tercih edilme sebebinin satışa sunduğu dünyaca tanınan markalı ürünlerden kaynaklandığını ileri sürerek 2019-M-9402 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin ticaret unvanında da yer alan "..." ibaresinin müvekkili adına tescil edilen çok sayıda markanın esas unsurunu oluşturduğunu, 1964 yılından beri faaliyette olan müvekkilinin yazılı ve görsel medya başta olmak üzere, her türlü reklam aracı ile tanıtımını yaparak markasını tanınmış bir marka haline getirdiğini, "..." ibaresinin şirket ortaklarının isimlerinden ilham ile oluşturulmuş özgün bir marka olduğunu, davacı şirket tarafından tescili istenen "... + şekil " ibareli markanın bir benzerinin daha önceden reddedildiğini, markalar arasında güçlü düzeyde görsel ve işitsel benzerlik bulunduğunu, tek harf farkının dava konusu markayı tüketiciler nezdinde farklılaştırmadığını, markaların hedefinde bulunan tüketici kesiminin aynı olduğunu, müvekkilinin markası bütün mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğundan emtia benzerliği şartının gerçekleşmiş olup markaların tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ve müvekkilinin markasından haberdar olan davalı şirketin bu düzeyde benzer bir markayı tercih etmesinin sebebinin müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız kazanç temin etmeye yönelik kötü niyetli bir hareket olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel ve sesçil olarak benzerlik bulunduğu, markaların asli unsurunu oluşturan “...” ve “...” ibareleri arasında bir harften kaynaklanan farklılığın mevcut olduğu, tek bir harf farklığının kimi zaman ciddi kavramsal farklılıklar oluşmasına neden olması mümkünken somut olayda markaların görsel ve işitsel açıdan birbirlerinden yeterince uzaklaşması sonucunu doğurmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davacının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, dolayısı ile taraf markaları arasında iltibasın mevcut olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markaları arasında, 35. sınıf yönünden sınıfsal benzerlik bulunsa da, markaların bütüncül yaklaşımda bıraktıkları izlenimin benzer olmaması sebebiyle olağan alıcılar nezdinde markalar arasında SMK 6/1 anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin doğmadığı yönünde uzman görüşü dosya kapsamında bulunmasına rağmen, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmediğini, müvekkilinin dünyaca ünlü markaların distribütörlüğünü yaptığını, müvekkiline ait "www.....com.tr" alan adlı internet sitesinin perakende mağazacılık kategorisinde olduğunu, müvekkilinin geçmiş dönemlerde bu alan adı üzerinden ürünlerin tanıtımını yaptığını, ancak bilirkişi heyeti tarafından bu online satış hizmetleri ve tanıtımların 35. sınıf kapsamında bulunduğu hususunun göz ardı edildiğini ve aynı sektörde faaliyet gösteren davacı şirkletin 8 senelik süre zarfında müvekkilinin kullanımına sessiz kalmasının sessiz kalma yoluyla hak kaybına neden olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, asıl ve ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dört harf ve iki heceden oluşan taraf markaları arasındaki tek harf farkının işitsel ve görsel olarak markalar arasında yeterli bir uzaklaşmayı sağlamadığı, davalının itiraza mesnet markasının mağazacılık hizmetlerindeki yüksek düzeyli bilinirliğinin ilgili tüketiciler nezdinde taraf markaları arasında iktisadi ve idari bağ kurma eğilimini artırdığı, dosya içinde bulunan belge ve bilgilere göre "..." ibaresinin davacı tarafından aktif ve yoğun kullanımının 2017 yılı ve sonrasında söz konusu olduğundan markaların birlikte var olma şartlarının gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.