T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1491
KARAR NO : 2025/1605
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2023
NUMARASI : 2022/418 E. - 2023/248 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2023 tarih ve 2022/418 E. - 2023/248 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2000/23403, 2015/65341 sayılı ve "...", "... şekil" ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, 2021/17182 kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, itirazın reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin markalarının 6, 12, 20, 22, 41, 07, 34, 42, 36. mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğunu, müvekkilinin tanınmış markasını taşıyan ürünlerin birçok dünya ülkesinde tüketiciye sunulduğunu, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu markada ek olarak yalnızca “...” harflerinin yer aldığını, bu harflerin ayırt ediciliğe katkısının olmadığını, taraf markalarının kapsamlarının da yine benzer olduğunu, müvekkili markası kapsamında 12. sınıfta yer alan mallar ile dava konusu 39. sınıf hizmetlerin benzer olduğunu, taraf markaları arasındaki benzerlik ile birlikte bu durumun karıştırılma tehlikesini ortaya çıkardığını, müvekkili markalarının SMK m. 6/5 kapsamında tanınmış olduğunu, davalı ... başvurusunun kötü niyetle yapıldığını, davalının müvekkilinin tanınmış markasının çok benzerini farklı hizmetler üzerinde kullansa dahi müvekkilinin markalarına zarar vereceğini, müvekkilinin ayrıca “... TREYLER”ticaret unvanının ve “www...com” alan adının sahibi olduğunu, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin bu anlamdaki üstün haklarını da ihlal ettiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2022-M-10802 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2021/17182 başvuru numaralı "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararlarının yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davacı taraf markasının tanınmış markalar arasında yer almadığını, davacının markalarının tanınmış olduğunu iddia ettiği sektörün müvekkili şirketin faaliyet alanıyla bir ilgisinin bulunmadığını, müvekkilinin taşımacılık, nakliye, lojistik hizmet ve ticari faaliyetlerini yurt içinde/ dışında faaliyet gösterdiğini, herhangi bir üretiminin bulunmadığını, taraf markalarının benzer olmadıklarını, aralarında iltibas ihtimalinin mevcut olmadığını, taraf markalarının mal ve hizmet sınıfları bakımından kapsamlarının tamamen farklı olduğunu, “...” kelimesinin “tır” ve “sanayi” ibarelerinin birleşimi ile oluşturulmuş zayıf bir marka olduğunu, müvekkili markasında ön planda yer alan unsurun “...” harfleri olduğunu, markaların sahip oldukları konseptin de farklı olduğunu, müvekkili markasında ilk etapta göze çarpacak unsurun, diğer bir ifadeyle, başvuru konusu markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka 39.sınıftaki kara, hava veya deniz yoluyla yapılan her türlü taşıma hizmeti ve bu hizmetler ile bağlantılı hizmetleri, seyahat acenteliği hizmetlerini, depolama hizmetlerini park/ garaj hizmetlerini, elektrik dağıtım, su temin hizmetleri gibi hizmetleri kapsarken, davacı markaları ise 12.sınıftaki kara, hava veya suda kullanılan motorlu veya motorsuz araçları ve araç parçalarını taşıdığı, taraf markalarının kapsamlarının bu çerçevede farklı mal ve hizmet sınıflarını içerdiğini, davacı yanın markaları kapsamındaki 12.sınıf malları satın almak isteyen bir tüketicinin, 39. sınıftaki hizmetleri satın almak için de aynı kaynağa yönelmeyecekleri, zira bu mal ve hizmetin esasen birbirinden farklı mal ve hizmetler oldukları, taşıma hizmetlerinde kara, deniz ya da hava taşıtlarının kullanılmasının tek başına bu mal ve hizmetleri benzer kılmadıkları gibi birbirinin tamamlayıcısı da yapmadıkları, ilgili sektörde yaygın olarak böyle bir uygulamanın bulunduğunu gösterir mahiyette davacı tarafça ortaya konulmuş bilgi ve belgelerin yer almadığı, başka bir ifadeyle ilgili sektörde söz gelimi treyler üreticisi işletmelerin nakliye hizmeti, depolama hizmeti, elektrik dağıtım hizmeti, seyahat acenteliği hizmeti gibi hizmetleri sunması veya bu hizmetleri sunan işletmelerin de aynı zamanda kendi markaları ile araç geliştirip piyasaya sürmeleri durumunun yaygın olmaması hususları da göz önüne alındığında bu mal ve hizmetlerin farklı olarak algılanacakları, davacı yanın önceki markasının tanınırlığının bulunduğu “römork – treyler - tanker” gibi ürünlerin, dava konusu marka kapsamında özellikle “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, kurye hizmetleri.” nin sunumunda kullanılan araçlar olduğu, bu araçların, ilgili hizmetlerdeki kullanımının anılan araçlar ve hizmetlerin doğrudan benzer olarak görülmesini mümkün kılmasa da söz gelimi tır/kamyon ile bir taşımacılık faaliyetinin yerine getirilmesinde tırın arkasındaki römork/treyler ya da tanker üzerinde “...” ibaresini gören ortalama zekadaki bir tüketicinin, daha evvelden “römork – treyler - tanker” üretimi yaptığını bildiği davacı yanın, yeni bir hizmet kolu olarak taşımacılık hizmetlerinde faaliyetlerine başladığını, faaliyet alanını genişlettiğini düşünme ihtimalinin son derece yüksek olacağı, bu algının temelinde davacı yan markalarının sektörel tanınırlığı ile birlikte karşılaştırılan işaretler arasındaki yüksek düzeyli benzerlik halinin mevcut olduğunu, nitekim dosya kapsamındaki mevcut delillerden de davacı yanın “...” markasını kullanım biçimleri ile davalı yanın “... ...” markasını kullanım biçimlerinde, tüketicinin bu yönde bir algı edinme ihtimalinin oluşabileceği kanaatine varıldığı, başvuruda yer alan 39. Sınıftaki “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, kurye hizmetleri.” açısından SMK'nın 6/5.maddesinin bir tescil engeli olarak ortaya çıkacağı, ancak aynı değerlendirmenin başvuru kapsamında kalan sair hizmetler bakımından yapılamayacağı, davacının tescilli markaları kapsamındaki 12.sınıfta yer alan malların üretim ve satışı hizmetleri dışında, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 39.sınıf hizmetlerde fiili bir kullanıma dayandığını ispatlar delillerinin mevcut olmadığı, SMK m. 6/6 kapsamında davacı yanın üstün bir hakkının mevcut olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, TÜRK PATENT YİDK'nun 2022-M-10802 sayılı kararının 39.sınıf "kara,deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, kurye hizmetleri " emtiası ile sınırlı olarak kısmen iptaline, 2021/17182 sayılı markanın 39.sınıf "kara,deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, kurye hizmetleri " emtiası ile sınırlı olarak kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu marka ile müvekkilinin “...” ibareli markalarının asli unsurlarının birebir aynı olduğunu, aralarında
görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden iltibas derecesinde benzerlik bulunduğunu, mahkemece emtia benzerliği kıyaslamasının hatalı yapıldığını, müvekkilinin taşımacılık-nakliye sektöründe yoğun faaliyetinin bulunduğunu, bu durumun tüketici nezdinde markaların bağlantılı olduğu izlenimini oluşturacağını, davalı ... sahibinin müvekkil ile aynı sektörde faaliyet gösteren bir tacir olduğunu, müvekkilinin faaliyetlerinden haberdar olmadığının düşünülemeyeceğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını, işbu davaya emsal olması bakımından, müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan ticaret unvanına tecavüzün önlenmesi davasının kabulüne karar verildiğini, başvuru konusu hizmetlerin tamamının müvekkilinin faaliyet konusunu oluşturduğunu, SMK'nın 6/5.maddesinden kaynaklanan tescil engelinin başvuru kapsamındaki tüm mal ve hizmetler bakımından söz konusu olduğunu, SMK'nın 6/6.maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, ticaret unvanının kullanıldığı faaliyet konusu ile başvuru sınıfının benzerliğinin değerlendirilmesinin gerektiğini, bunun dışında ticaret unvanının markasal kullanımının aranmayacağını, ticaret unvanının 39.sınıfa ilişkin kullanım delillerinin mahkemece hatalı değerlendirildiğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönündeki iddialarının değerlendirilmediğini, İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/245 Esas sayılı dosyasında davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kullanmasının iyiniyetli olarak kabul edilemeyeceğinin açıklandığını, başvuru kötüniyetle yapıldığından tüm sınıflarda hükümsüzlüğüne karar verilmesinin gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava tarihinde dava konusu marka tescilli olmadığından davacının bu davada hukuki yararının bulunmadığını, 39.sınıfta tescilli markası bulunmayan davacının aktif husumet ehliyetinin de söz konusu olmadığını, davacı markalarının tanınmışlığının ispat olunamadığını, taraf markaları arasında emtia kapsamları yönünden benzerlik ya da tamamlayıcı hizmet ilişkisi bulunmadığı halde SMK'nın 6/5.maddesi koşullarının gerçekleştiğine dair mahkeme kabulünün hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, SMK'nın 6/5.maddesindeki şartların gerçekleşmediğini, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında iltibas tehlikesi söz konusu olmadığı halde tanınmışlığın iltibas riskini arttırdığının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince, SMK'nın 6/1 ve 6/6.maddesi koşullarının oluşmadığı, başvuruda yer alan 39.sınıf “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, kurye hizmetleri.” açısından SMK'nın 6/5.maddesi uyarınca tescil engelinin ve hükümsüzlük nedeninin bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı vekili gerek YİDK gerekse dava sürecinde, davalı başvuru sahibinin kötüniyetli olduğu yönünde birtakım iddialarda bulunmuş ise de, mahkemece davacının SMK'nın 6/9.maddesine dayalı bu iddiaları tartışılıp değerlendirilmemiştir.
Öte yandan, davacı İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/245 Esas sayılı dosyasında davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kullanmasının iyiniyetli olarak değerlendirilemeyeceğinin kabul edildiğini de beyan etmiştir.
SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötüniyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Çünkü bu düzenlemeler, esasen, TMK'nın 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir (Yargıtay HGK 16/07/2008 T., 2008/11-501 Esas, 2008/507 Karar).
Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil nedeniyle markadan doğan hakların kötüye kullanılması amacıyla yapılan marka tescili, kötü niyetli marka tescili olarak kabul edilmektedir. Hangi şekilde yapılan marka başvurularının kötü niyetle yapılmış sayılacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmayıp, her somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılmalıdır. Bununla birlikte uygulamada ve öğretide, kendisine duyulan güveni kötüye kullanan kişilerin başvurusu, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla, başkalarından para koparma veya şantaj yapma amacıyla yapılan başvurular kötü niyetli marka başvuruları olarak kabul edilmektedir (Yargıtay 11. HD, 19/1285 E., 19//8003 K., 09/12/2019) Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde dahi, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Şu durumda somut olayda, bu davanın tarafları arasında görülen İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/245 Esas sayılı dosyasında, davalının "..." ibareli ticaret unvanı kullanımının iyi niyetli olarak kabul edilemeyeceği tespitine yer verildiğinden, söz konusu kararın kesinleşmesi halinde anılan tespitler işbu dava yönünden de kesin delil teşkil edecektir. O halde ilk derece mahkemesince anılan davada verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmemişse kararın kesinleşmesinin beklenilmesi ve kesinleştikten sonra sonucuna göre kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraflar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 08/06/2023 gün ve 2022/418 E. - 2023/248 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Taraflarca istinaf başvurusunda peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde taraflara ayrı ayrı iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...