T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1543 - 2025/1736
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1543
KARAR NO : 2025/1736
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2023
NUMARASI : 2022/186 E. - 2023/202 K.
DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2023 Tarih ve 2022/186 Esas - 2023/202 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, dava konusu "..." ibareli başvuruya anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkiline ait marka arasında SMK'nın 5/1-ç ve 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca da tescilinin mümkün olmadığını, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 15.03.2022 tarih 2022-M-2929 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, müvekkilinin 2011/1110693 sayılı ve "..." ibareli markasının bulunduğunu, davacının, müvekkilinin bu markasına karşı itirazda bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının gerek YİDK kararı iptali gerek hükümsüzlük talebi bakımından dayanak yaptığı markaları ile dava konusu marka arasında hem mutlak hem de nispi tescil engeli düzeyinde karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, davacının markalarının tanınmış olduğunun ve kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, davalı şahsın kazanılmış hak iddiasını dayandırdığı 2011/110693 numaralı markanın korumasının sona erdiği, bu nedenle davalı şahsa herhangi bir hak sağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, markaların parçalara ayrılarak karşılaştırılması gerektiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markalarının uzun yıllardır kullanıldığını ve tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu, benzer bir uyuşmazlıkta "... " ve ..." ibarelerinin benzer bulunduğunun kabul edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira tarafların marka işaretleri arasında, dava konusu başvuruyu oluşturan ibarenin başında yer alan "Z" harfinden kaynaklı baskın bir işitsel farklılık bulunduğu, markaların asli unsurları arasında yalnızca tek harften kaynaklanan farklılığın bulunması, her zaman marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğu şeklinde yorumlanamayacağı, somut olaydaki gibi marka işaretleri arasında farklılığı oluşturan harfin telaffuzunun ayırt ediciliği sağlamaya elverişli olabileceği, ayrıca markaların tertip tarzlarının da oldukça farklı olduğu, böylece dava konusu başvurunun, davacının itirazına mesnet markalarından yeterince farklılaştığı, ayrıca her marka başvurusunun kendi koşulları içinde değerlendirilmesi esas olduğundan, davacı vekilinin dayandığı mahkeme ilamının, eldeki uyuşmazlık yönünden emsal teşkil etmeyeceği, davacı tarafın tanımışlık ve kötü niyet iddialarının da ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.