T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1497
KARAR NO : 2025/1725
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2023
NUMARASI : 2023/38 E. - 2023/211 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2023 tarih ve 2023/38 E. - 2023/211 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı adına tescilli bulunan 2016/37308 sayılı "... şekil" ibareli markanın, koruma tarihinden işbu dava tarihine kadar kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden ciddi biçimde markasal olarak kullanılmadığını, davalının SMK'nın 9. maddesinde düzenlenen kullanma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve markanın iptali koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, davalı adına tescilli 2016/37308 sayılı "... şekil" ibareli markanın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, kullanmama nedeniyle iptal davasında ispat külfetinin davalıda olup marka sahibi davalının, dava konusu markayı kullandığını ispatlaması gerektiği, ancak davalının tescil ettirdiği markasını kullandığına ilişkin delil sunmadığı ve bu nedenle markasını kullandığını ispat edemediği, 25/01/2023 dava tarihi itibariyle tescilden itibaren kullanma zorunluluğu için öngörülen alt sınır olan 5 yıllık sürenin dolduğu, buna göre davalı markasının tescil edildiği tüm mallar açısından SMK'nın 9. maddesi uyarınca iptali koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2016/37308 sayılı markanın iptaline ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, usulüne uygun olarak yapılan tebligatın, tarafların yargılamadaki en önemli anayasal temel hakkı olan adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkına hizmet ettiğini, usulsüz tebligatın, tarafların hukuki dinlenilme hakkına zarar vereceğini, yargılama sürecinde müvekkiline çıkarılan tebligatların da usulsüz olduğunu ve bu nedenle müvekkilinin davadan haberdar olamadığını, müvekkilinin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, mahkemece gerekli özen gösterilerek taraf teşkili sağlanmadan dosya karara çıkarıldığından, karardan dosyaya vekaletname sunulmasıyla haberdar olunduğunu, açıklanan nedenle istinaf başvurularının süresinde olduğunun kabulünün gerektiğini, müvekkilinin adına tescilli dava konusu markayı aktif olarak kullandığını, yasada aranan 5 yıllık kullanmama şartının sağlanmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin esas hakkındaki kararının ve 17.07.2023 tarihli tashih kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı, davalı ...'a 29.05.2023 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından iki haftalık yasal istinaf süresinden sonra sunulan 17.07.2023 tarihli istinaf dilekçesinde ise yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dosyaya vekaletnamenin sunulduğu 07.07.2023 tarihi itibariyle karardan haberdar olunduğu belirtilmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinde, "Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 23. maddesinde ise tebliğin bir mazbata ile tevsik edileceği, bu mazbatanın, tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını ihtiva etmesi gerektiği düzenlenmiştir. Tebligat Yönetmeliği'nin 35. maddesinin (ğ) bendinde de aynı hükme yer verilmiştir.
Somut olayda, davalı adına Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi gereğince tebliği şerhi verilerek çıkarılan gerekçeli karar, 29.05.2023 tarihinde adresin kapalı olması nedeniyle mahalle muhtarına tebliğ edilmiştir. Ancak, yukarıda açıklanan hükümlere aykırı olacak biçimde kendisine tebligat yapılan muhtarın, tebliğ mazbatasında imzası bulunmadığından, ortada Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği hükümlerine uygun bir tebligatın varlığından söz edilemez. Bu durumda, Tebligat Kanunu'nun 32. maddesinde, tebliğin usulüne aykırı yapılması halinde muhatabın, tebliğden haberdar olması durumunda tebligatın geçerli sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği tarihin de, tebliğ tarihi olarak kabul edileceği düzenlendiğinden, davalı vekilinin karardan haberdar olduğunu beyan ettiği 07.07.2023 tarihi, gerekçeli kararın tebliğ tarihi kabul edilmiş, bu tarihten itibaren iki haftalık yasal süresi içinde 17.07.2023 tarihinde ilk derece mahkemesi kararı istinaf edildiğinden, davalı vekilinin istinaf itirazlarının esas yönünden incelenmesine geçilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere ilk derece mahkemesince, kullanmama nedeniyle marka iptali davasında, ispat yükünün davalı marka sahibi üzerinde olduğu ve davalının bu hususta delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava dilekçesi ve tensip tutanağının davalıya tebliği için çıkarılan tebligatın, 01.02.2023 tarihinde bila tebliğ mercine iade edildiği, bu defa Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ şerhini içeren tebligatın ise mahalle muhtarına 10.02.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ancak tebliğ mazbatasında kendisine tebligat yapılan mahalle muhtarının imzasının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, yukarıdaki paragraflarda açıklanan şekilde dava dilekçesi, davalıya usulüne uygun biçimde tebliğ edilmediğinden, davalının davadan haberdar edildiğinin ve taraf teşkilinin sağlandığı söylenemez. Taraf teşkili sağlanmadan, davalının yokluğunda, savunma hakkı ihlal edilmek suretiyle yargılamanın görülüp sonuçlandırılması doğru bulunmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür.
Bu durum karşısında ilk derece mahkemesince, davalıya dava dilekçesinin tebliğinin sağlanması, sunması halinde delillerinin toplanması ve bundan sonra tüm delillerin yeniden değerlendirilerek yeni bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiş, Dairemiz kararının niteliğine göre davalı vekilinin, 17.07.2023 tarihli tashih kararına yönelik yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/05/2023 gün ve 2023/38 E. - 2023/211 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı vekilinin esas hakkındaki karara yönelik diğer istinaf itirazlarının ve 17.07.2023 tarihli tashih kararına yönelik istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu ve 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı olarak yatırılan toplam 539,70-TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...