T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1490 - 2025/1699
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1490
KARAR NO : 2025/1699
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/05/2023
NUMARASI : 2022/441 E. - 2023/172 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/05/2023 tarih ve 2022/441 E. - 2023/172 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2019/55067, 2019/16306, 2019/16305, 2019/16301, 2019/16299, 2019/16280, 2019/16277, 2019/09340, 2018/89286, 2016/03577, 2016/03576, 2010/58364, 2005/56555, 82481, 75909 sayılı ve "..." ibareli markalarının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... www.....com" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde gerçekleştirdiği 2021/030536 sayılı 16.sınıf emtialara ilişkin başvuruya itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösteren, dünya çapında tanınan çok uluslu bir şirket olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere 110’dan fazla ülkede “...” markalarının müvekkili şirket adına tescilli bulunduğunu, Türkiye’de “...” markasının 1927 senesinde tescil ettirildiğini, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirket adına tescilli “...” markaları ile karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış markalarından haksız olarak yararlanılmasına neden olacağını, davalı şahsın başvuruda kötü niyetli olduğunu, başvuru sahibinin geçmişte 2014/51200 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunu deve görseli eşliğinde gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketi itirazı üzerine marka başvurusunun reddedildiğini, davalı şahsın müvekkili şirket markalarına yakınlaşmayı hedeflediğini, aynı ibarenin farklı emtiada kullanılması halinde dahi ilk akla gelenin müvekkili markaları olacağını, ortalama tüketicinin dava konusu markayı müvekkilinin seri markası olarak algılayabileceğini ileri sürerek, ... YİDK'nun 2022-M-10949 sayılı kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının itiraza mesnet markaları ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadıklarını, markaları gören ilgili tüketicilerin farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olduklarını algılayabileceklerini, taraf markalarının seri markalar olarak algılanmayacaklarını, başvuru markası ile davacı şirkete ait markaların tertip tarzları itibarıyla birbirinden farklı unsurlar içerdiklerini, markalar benzer olmadığından tanınmışlık nedeniyle karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın somut delillerle ispatlanmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili,dava süresinde açılmadığından usulden reddinin gerektiğini, müvekkilinin “...” markasının ... nezdinde 05, 29 ve 30. sınıf emtia yönünden 2005/08801 tescil numarası ile “... ...” markasının 03. sınıf yönünden 2020/32572 tescil numarası ile tescilli olduğunu, müvekkilinin 2005 yılından bu yana tescilli şekilde kullandığı “...” markasını sektörde maruf hale getirdiğini, hatta seri üretimine başladığını, davacının dava dilekçesinde sunduğu müvekkiline ait çay paketlerinin hepsinin ... nezdinde 2019/07636, 2018/00590, 2014/04475, 2012/03736 2008/06094 numaraları ile tasarım tesciline sahip olduğunu, davacının itiraza mesnet markalarının 34. sınıfta tescilli olduğunu, her iki markanın yazı karakteri ve renklerinin çok farklı olduğunu, markaların görsel, duysal, kavramsal ve sınıfsal olarak farklılıklar arz ettiğini, müvekkilinin davacıdan farklı bir alanda ticari faaliyet yürüttüğünü, davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanmadığını, kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın kompozisyonun davacı markaları ile ilişkilendirilebilir olmadığı, esasen taraf markalarında yer alan emtiaların da birbiri ile benzer olmaması nedeniyle, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı, davacının markasını kullandığı “TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİ” sektörü ile davalının markası kapsamında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, bu nedenle, davalıya ait markanın, davacıya ait “..." ibareli markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin gözetildiğinde, davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın, görsel ve işitsel yönden müvekkilinin markaları ile karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin tescilli markalarının yüksek seviyedeki tanınmışlığı nedeniyle farklı tür mal ve hizmetler bakımından da korumu sağlanmasının gerektiğini, davalının geçmiş tarihli "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin itirazı ile engel olunduğunu, davalının dava konusu başvuruda “...” ibaresinin yanı sıra yazı tarzı, neredeyse aynı birden çok renk ve müvekkilinin tüketici zihninde yer eden logo ve eski
kullanımları ile ortak olan diğer unsurları tesadüfen seçmesi ve aynı kompozisyonu kullanmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2021/030536 sayılı "... www.....com" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, bir bütün olarak dava konusu başvurunun, farklı şekil ve kelime unsurları ile tertip tarzı itibariyle davacı markalarından yeterince ayrıştığı, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartı da gerçekleşmediğinden SMK'nın 6/1.maddesi koşullarının oluşmadığı, davacıya ait marka “tütün ve tütün ürünleri” bakımından tanınmış ise de, “tütün ve tütün ürünleri” sektörü ile davalının başvuru markası kapsamında yer alan 16.sınıf emtiaların ilişkilendirilebilmelerinin söz konusu olmadığı, ibareler arasında da benzerlik bulunmadığından tanınmışlığa dayalı nispi tescil engelinin söz konusu olmadığı, öte yandan davalının fiili markasal kullanımlarının işbu YİDK iptali davasının konusu olmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davalının geçmiş tarihli "..." ibareli marka başvurusunun, dava konusu marka yönünden kötüniyetli başvuruda bulunulduğunu göstermeyeceği, kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.