T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1459
KARAR NO : 2025/1662
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/01/2023
NUMARASI : 2021/408 E. - 2023/4 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2023 tarih ve 2021/408 Esas - 2023/4 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın 2019/121752 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerlik olduğunu, tescil edilmek istenen 11. sınıf malların müvekkilinin itirazına mesnet 2015/22505 sayılı markası kapsamında da yer aldığını, dava konusu markanın müvekkili markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, müvekkilinin dava konusu ibare üzerinde aynı zamanda üstün ve gerçek hak sahibi de olduğunu, ileri sürerek 2021-M-7460 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili tarafların markları arasında benzerlik bulunmadığını,müvekkili markasının okunuşunun “...” şeklinde olduğunu, müvekkili markasının Latince “bakır” anlamına geldiğini, okunuş ve yazılış açısından davacı markasından tamamen farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece , davacının itirazına mesnet 2019/130699, 2020/17820, 2020/03726, 2019 130711, 2019 130705 sayılı markalarının başvuru tarihi, dava konusu markadan sonraki tarihli olduğundan, iltibas değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, dava konusu marka kapsamında yer alan 11.sınıftaki emtiaların tamamının, davacı yanın önceki tarihli 2015/22505 sayılı markası kapsamında da yer aldığı, davacının diğer markları kapsamında bu mallar yer almadığı gibi benzer mal ve hizmetinde bulunmadığı, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı, davacı yanın SMK'nın 6/3 ve 6/6 maddesine dayalı iddialarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dava konusu marka ile itirazlarına mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının asli unsuru olan"..." ibaresini aynen içerdiğini, başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı konusu "..." asıl unsurlu başvuru ile davacının dava konusu başvuru tarihinden önceki tarihli, itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak 6769 sayılı kanun 6/1 anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, dava konusu başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/4670-2024/6299 sayılı ilamında da "..." ibaresinin davacının "..." ibareli markalarıyla benzer olmadığının kabul edildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/09/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...