T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1474
KARAR NO : 2025/1604
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2023
NUMARASI : 2022/458 E. - 2023/251 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hakkının İhlali / Tasarım Hakkının İhlali / Haksız Rekabet
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/06/2023 tarih ve 2022/458 E. - 2023/251 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin “...”, “...” başta olmak üzere “...”, “...”, “...”, “...” gibi çok sayıda tanınmış markasının bulunduğunu, 2018 113735 sayılı “...”, 2020 43207 sayılı “...”, 2021 057246 sayılı “... ...”, 2021 057242 sayılı “... ...”, 2020 116007 sayılı “... ...”, 2020 136113 sayılı “... ...”, 2020 91806 sayılı “...”, 2021 178952 sayılı "..." markalarının 03.sınıftaki “deterjanlar” ve 05. sınıf mallar için tescilli olduğunu, keza 2019 04505 ve 2020 02864 numaralı tasarım tescillerinin de bulunduğunu, müvekkilinin “...” ve “...” markalarının tescilli şişe ve etiket tasarımı ile birlikte özel ambalajında sert yüzey temizleyicilerinde yoğun reklam ve tanıtım faaliyetleri ile Türkiye’de lider konuma geldiğini, bu ürünlerden sonra piyasaya sürülen “...” ürününün de yoğun tanıtımlar sonucu diğer ürünler kadar pazar payına ulaştığını, davalı şirket tarafından “...” markası ile üretilip/ürettirilip satışa sunulan sert yüzey temizleyici ürünlerin piyasaya sunuluş şekilleri, şişe tasarımları ve etiket kompozisyon/dizayn özelliklerinin davacı adına tescilli “... ...” markası ile satışa sunduğu sert yüzey temizleyici ürünlerin tescilli şişe tasarımları ve tescilli etiket kompozisyon/dizayn özelliklerinin iltibas yaratacak şekilde benzer olduğunu, davalının davaya konu ürünleri genel sunuş şeklinin davacının ... ve ... ürünlerinin sunuluş şekli ile benzer olduğunu, ürünler üzerinde sözde farklı tanıtım işaretleri kullanılmışsa da genel görünümleri ile çağrıştırma yoluyla karıştırılmaya sebep olduğunu, bu durumun haksız rekabet yarattığını, davalının kuruluş tarihi itibariyle davacının markalarından habersiz olduğunun düşünülemeyeceğini, davalının tescilli markaları arasında "..." markasının bulunmadığını, "..." markasının ise ürünler üzerinde tescilli halinden farklı şekilde kullanıldığını, davalının kullanımının şişe tasarımı, etiket tasarımı, ürün ambalajı rengi ve tasarımı ile benzer olduğunu, bu yönde Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesinin 2022/71 D.İş sayılı dosyasında bilirkişi raporu bulunduğunu ileri sürerek, davalı tarafından davacının tanınmış ..., ... ..., ... markalı ürünlerin piyasaya sunuluş şekli ile iltibas yaratacak “...” markalı ürünlerin her türlü mecrada reklam, tanıtım ve satışı suretiyle vaki fiillerin haksız olduğunun hükmen tespitine, davalının vaki haksız rekabetinin men’nine, davalının davacının tescilli marka ve tasarımlarına tecavüzünün ref ve men’ine, davalının yaptığı haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını teminen davalının davacının tescilli ... markaları ve ... ... markalı ürünlerin piyasaya sunuluş şekillerinden ve tescilli marka ve tasarımlarından doğan haklarına tecavüz etmek suretiyle işbu davaya konu edilen ... markası ve sunuluş şekli ile üretip piyasaya sunduğu temizlik ürünlerinin bulundukları yerlerden toplatılmasına, ambalajlarının imhasına, davalının davacının haklarına tecavüz eden her türlü tanıtım vasıtasının toplatılmasına, sosyal medya hesaplarındaki yayınlara erişimin engellenmesine, her türlü online satış platformlarında, bu meyanda “...” isimli online alışveriş sitelerinde satışının engellenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı kullanımlarının davacının markaları ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bu durumun Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/71 D.İş dosyası üzerinde hazırlanan 12.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, davaya konu ürünlerin şişe tasarımlarının da birbiriyle karıştırılamayacak ve haksız rekabet hususları ileri sürülemeyecek derecede farklılık arz ettiğini, davalı ve davacı ürünleri karşılaştırıldığında etiket boyutu, uzunluk, halka kısımları, imal edildikleri hammadde, ürün içerik reçeteleri gibi unsurlar bakımından bariz farklılıklar bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının kullanımına konu işaret ve tasarımların davacının tescilli marka ve tasarımlarıyla karıştırılma ihtimali yaratmadığı ancak davalının “...” markalı sarı ve mavi renkli ürünlerinin davacının “... ...” ve “...” ibareli ürünleri karşısında haksız rekabet oluşturduğu, her ne kadar davacının 2018/113735, 2020/43207, 2021/57246, 2021/57642, 2020/116007, 2020/136113, 2020/91806 ve 2021/178952 sayılarla tescilli markalarının tescil kapsamında yer alan mallarla davalının kullanımına konu “yüzey temizleyiciler” aynı/aynı tür mal olsa da markalar arasında benzerlik bulunmadığından davacı markaları ile davalı kullanımları arasında ilişkilendirme/karıştırılma olasılığının bulunmadığı, dolayısıyla marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı, davalı şişe tasarımı ile davacı adına 2019/04505 sayı ile tescilli şişe tasarımının genel izleniminin aynı olduğu ancak davalı tarafından kullanılan mavi ve sarı renkli etiketler ile davacının 2020 02864/1 numaralı etiket tasarımı arasında, kullanılan markalar, renk ve kullanılan görseller bakımından farklılıkların bulunduğu, var olan farklılıkların davalı tasarımını ayırt edicici kıldığı, davacı ve davalı kullanımlarına konu şişelerin her ikisinin de “sprey başlık ” içerdiği, her iki tarafın ürünlerinin şeffaf ve plastik türevi materyalden üretilmiş olduğu, şişeler içinde yer alan ürünlerin aynı renklerde olduğu ve şişelerin genel hatları itibariyle benzerlikler arz ettiği, her iki şişede üzerinde kabartma şeklinde marka kullanımı bulunduğu ve her iki şişede de aynı şekilde kağıt etiketlerin üzerinde yer aldığı, şişeler üzerinde yer alan etiketlerin ve triggerin konumlandırılış biçimi ile etiketlerde kullanılan renklerin oldukça benzer olduğu, aynı raflarda satışa sunulan ve tüketicisinin dikkatinin yüksek olmadığı ürünler olan dava konusu ürünler bakımından bu benzerlik düzeyinin ürünler veya ürünlerin kaynağı konusunda iltibasa yol açması ve ortalama tüketicinin davacı ürünü yerine davalı ürününü seçmesi ihtimalinin bulunduğu ve davalının “...” markalı sarı ve mavi renkte üretilmiş temizlik ürünleri ile davacının “... ...”, “...” markalı ürünleri arasında karıştırılma olasılığının bulunduğu, haksız rekabet koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının üretip satışa koyduğu ... markalı sarı ve mavi renkte üretilmiş temizlik ürünlerinin davacının ... ... ve ... ürünleri karşısında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin menine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına , ... markalı sarı ve mavi renkte üretilmiş temizlik ürünlerinin bulundukları yerden toplatılmasına ve ambalajlarının üzerindeki markanın silinmesi veya çıkarılmasına, mümkün değilse ambalajlarının imha edilmesine, ambalajların içindeki ürünlerin sahiplerine iadesine, ... markalı sarı ve mavi renkte üretilmiş temizlik ürünlerinin reklam ve pazarlamasının yapıldığı katalog, broşür ve tabela gibi her türlü tanıtım vasıtalarının toplatılmasına, ... markalı sarı ve mavi renkte üretilmiş temizlik ürünlerinin reklam, tanıtım ve satışlarının yapıldığı davalının Facebook ve ınstagram sosyal medya hesaplarına ait yayınların engellenmesine, yayınlara erişimin engellenmesine, davalının Facebook ve ınstagram sosyal medya hesaplarında online (e-Ticaret) satış platformlarında ... markalı sarı ve mavi renkte üretilmiş temizlik ürünlerinin satışlarının engellenmesine, kararın özetinin ulusal çapta yayınlanan bir gazetede bir defa ilanına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkil şirket tarafından üretilen ürünlerle davacı şirket tarafından üretilen ürünler arasında karıştırılma olasılığı ve haksız rekabetin söz konusu olmadığını, müvekkilinin ... şeklindeki kullanımlarının davacının markaları ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, dava konusu ürünlerin şişe tasarımlarının karıştırılma ihtimali ya da haksız rekabet yaratmadığını, zira şişe tasarımları arasında bariz farklılıklar bulunduğunu, müvekkiline ait şişenin kabartmalı özel tasarım olduğunu, Ankara 2. FSHHM'nin 2022/71 sayılı delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunda şişe tasarımlarının genel görünüm itibariyle benzer olmadığının, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının, müvekkilinin şişe tasarımının yeni ve ayırt edici olduğunun belirlendiğini, dava konusu ürünler arasında da bariz farklılıkların bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ve tasarımlara tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılması ile hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2009/19-109 Esas ve 2009/123 Karar sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, 1991-7 Esas 1992-4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta da, hükmün gerekçesinde davacı markaları ile davalı kullanımları arasında ilişkilendirme/karıştırılma olasılığının bulunmadığı, dolayısıyla marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı belirtildiği halde, hüküm fıkrasında ... markalı ambalajların üzerindeki markanın silinmesi veya çıkarılmasına, mümkün değilse ambalajlarının imha edilmesine karar verilmiş, böylece gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşmuştur.
Bu husus, az yukarıda açıklanan gerekçe ile hüküm fıkrasının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde, çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir.
Kabule göre de, dava konusu uyuşmazlık kapsamında Ankara 2. FSHHM'nin 2022/71 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen 24/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda, "Aleyhine tespit istenenin sarı ve mavi renkli ürünlerinin etiketi ve şişesi ile tespit isteyenin 2020
02846/1 sıra numaralı etiket tasarımı ve 2019 04505/1 sıra numaralı şişe tasarımı arasında
karıştırılma ihtimali bulunmadığı ve karşı tarafın ürünlerinin etiketi ve şişesinin tespit isteyenin bu
tasarımı karşısında yeni ve ayırt edici olduğu",
eldeki dosyada düzenlenen 21/03/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda ise "Davacı adına 2019 4505 sayı ile tescilli tasarım ile davalının kullanımına konu ürünlerinin
şişesinin bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktıkları genel izlenimin belirgin benzer olduğu" belirtilmiş, böylece anılan bilirkişi raporlarının şişe tasarımının yeni ve ayırt edici olup olmadığı hususunda çelişki arz ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, yeni bir bilirkişi heyetinden, çelişkinin giderildiği, denetime elverişli bir rapor alınması, bu rapora davalı vekilinin itirazlarının da karşılanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası çelişkili olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu nedenle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
İstinaf kararının neden ve şekline göre, davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 08/06/2023 gün ve 2022/458 E. - 2023/251 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...