T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1464 - 2025/1601
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1464
KARAR NO : 2025/1601
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/12/2022
NUMARASI : 2021/295 E. - 2022/406 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/12/2022 tarih ve 2021/295 E. - 2022/406 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/16984 sayılı 09 ve 42.sınıf mal ve hizmetlere ilişkin "..." ibareli marka başvurusuna davalı Şirket'in 2018/119347 sayılı "... ...+şekil" ibareli markasına dayalı olarak gerçekleştirdiği itiraz üzerine başvurunun 10/06/2021 tarih, 2021-M-4217 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresinin kısaltması olarak dava konusu “...” markasını tercih ettiğini, müvekkilinin aynı zamanda ... LİMİTED ŞİRKETİ'ni 06.11.2019 tarihinde kurduğunu ve faaliyetlerini bu şirket üzerinden sürdürdüğünü, ayrıca 2 yıla yakın süredir de "..." domain adının sahibi olduğunu, müvekkilinin bankacılık sektöründe faaliyet göstermediğini, yazılım veya donanım teknolojisi üretmediğini, sadece teknolojik ürünlerin alım satımını yaptığını, müvekkili markası ile davalı markası arasında benzerlik bulunmadığını,
davalının bir marka serisinin de söz konusu olmadığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nin 2021-M-4217 sayılı kararının iptaline, 2020/16984 sayılı markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını, müvekkili markasının 9. 36, 41 ve 42.sınıf mal ve hizmetlerde 20 ülkede 60'tan fazla bankada kullanıldığını, markaların görsel anlamda ayırt edilemeyecek kadar benzer
olduklarını, sair unsurların ayırt ediciliklerinin bulunmaması nedeniyle markaların “...” – “...” ibareleri üzerinden
karşılaştırılmalarının gerektiğini, bu haliyle markaların benzer olduklarını,
kapsamlarındaki emtiaların aynı olduğunu, tüketicinin
taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali
yaşayacaklarını, markaların aynı iktisadi kaynağa ait seri markalar olarak
algılanacaklarını, davacı yanın www.....com alan adında finans
kuruluşlarına hizmet verdiğini, bu sitedeki referanslar arasında ...’ın da
yer aldığını, dava konusu markanın müvekkilinin geliştirdiği markasının serisi
gibi algılanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusu
kapsamında yer alan 09 ve 42.sınıf emtiaların tamamının, davalı yanın ret gerekçesi
markası kapsamında da yer aldığı, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin belirtilen emtialar yönünden gerçekleştiği, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında dava konusu marka ile davalı taraf markasının görsel itibariyle birbirleri
ile bir benzerlik taşımadıkları ancak her iki markada da esas unsur
konumundaki “...” ve “...” kelimelerinin, esasen aynı üç harfin farklı
şekildeki kombinasyonundan oluşumundan kaynaklı sözcüksel bir benzerlik
taşıdıkları, ikincil sözcük unsurları olan “teknoloji” ve “...”
ibareleri bakımından ise yine bir benzerlik taşımadıkları, dava konusu markanın “...” harfleri ile oluşturulmuş sözcüğün
yazıldığı gibi okunabilir bir harf kısaltması olduğu, telaffuzunun “...” şeklinde
olacağı, bununla birlikte anılan ibarenin tüketici nezdinde somut bir anlam
ifade etmeyeceği, davalı yanın ret gerekçesi
markasının ise “...” harfleri ile oluşturulmuş, yazıldığı gibi okunan ve
dilimizde de esasen somut anlamsal karşılığı bulunan bir kelime olduğu, anılan
ibarenin “... ...” olarak da bilinen bir yılan türünün adı şeklinde yaygın
bilinen bir anlamının bulunduğu, anılan ibareyi her zaman gözlemleme ihtimali
bulunmayan tüketiciler nezdinde ise bu ibarenin “...” mı yoksa “...” mı
şeklinde bir yazıma sahip olduğunun ilk anda anlaşılması mümkün
olmayacağından bir kısım tüketicinin davalı markasını “...” olarak
algılama ihtimalinin dahi mevcut olabileceği, bu durumda da taraf
markalarının somut bir biçimde birbirlerinden uzaklaşacakları, harf dizilimsel açıdan aralarında bir
benzerlik var ise de yalnızca 3 harften oluşan bu ibarelerin salt harf dizilimsel
benzerliğinin görsel bir benzeşmeye yol açmayacağı, markaların bütününe
hakim unsurların tamamı itibariyle görsel anlamda birbirlerinden yeterli
düzeyde farklılaştıkları, keza yine markaların başlangıç sesleri ve devamındaki
sesli harfler ortak ise de sesli harflerinin dizilimsel farklılığının telaffuz esnasında
da belirgin bir ayrışmaya yol açtığı, ilgili mal ve hizmetlerin tüketici kitlelerinin
niteliği de gözetildiğinde, işaretlerin bütünsel algılarında birbirlerinden yeterli düzeyde
farklılaştıkları, davacı yanın “...” markasının yabancı bir kelime markası ya da
rastgele bir araya getirirmiş üç harften oluşturulan bir marka algısı yarattığı, halbuki
davalı yanın ret gerekçesi markasındaki “...” ibaresinin dilimizde somut bir
anlamının bulunduğu, tüketicinin bu ibareye olan kavramsal ve işitsel aşinalığı
gözetildiğinde, anılan ibareyi, davacı yanın “...” markası ile benzer görmeyeceği
gibi aralarında bir ilişki de kurmayacağı, taraf markalarının kısa sözcük markaları
oluşlarından kaynaklı harf dizilimsel benzerlik taşımalarının, karıştırılma ihtimaline yol
açacak sonuçlar meydana getirmeyeceği, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, YİDK karar gerekçesinin tanınmışlık temelli
olmadığı gibi davalı yanın işlem dosyasına da tanınmışlık iddialarını destekler
mahiyette deliller sunmadığı, beyan esaslı sunulan ve birtakım web sitelerine
alınan haber içerikleri ve yine “... Bankacılık Platformu” ile ilgili
bilgilendirmelerin davalı markasının tanınmışlığı hususunda bir kanaate
varılması için yeterli olmadığı, www.....com alan adının hak sahipliği bilgilerinin gizlenmiş olduğu,
bununla birlikte alan adının 01.11.2019 tarihinde alındığı, halen kaydının
devam etmekte olduğu, alan adı sahiplik bilgilerinin kime ait olduğunun servis
sağlayıcı konumundaki ... Bilişim A.Ş. firmasından öğrenilmesinin
mümkün olduğu, bununla birlikte ilgili web sitesi incelendiğinde, web sitesinin
davacı yana ait olduğu ve davacı yanın anılan site üzerinden elektronik
ürünler, bilgisayar sarf malzemeleri, notebook yedek parça ürünlerine yönelik
satış işlemi gerçekleştirmekte olduğu; davacı web sitesinde ... ile bir bağlantısı bulunduğu yönünde
hiçbir bilgiye erişilemediği, bununla birlikte davalı yanın cevap dilekçesinde
www.....com isimli bir web sitesinin de davacıya ait olduğunu iddia
ettiği görülmüş ise de anılan web sitesinin dava dışı ... ... Tic. Ltd. Şti. isimli bir firmaya ait olduğu, anılan web sitesinin 2010
yılından beri kayıtlı olduğu, dolayısıyla anılan web sitesi ile davacı arasında herhangi bir bağlantı tespit edilemediği, davacının
tescil başvurusuna konu ettiği markasının anılan sitede kullanıldığı yönünde bir
bilgiye de rastlanılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPMK YİDK'nın 2021-M-4217 sayılı kararın iptaline, tescil talebiyle ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın kapsadığı 09 ve 42'inci sınıf mal ve hizmetlerle benzer mal ve hizmetlerin itiraza dayanak markada da yer aldığını, redde dayanak markada ve başvuruda tek esas unsurun "..." ve "..." ibarele olduğunu, A ve O harflerinin yerinin değiştirilmiş
olmasının markalar arasında belirgin bir farklılık yaratmadığını, karşılaştırılan markaların genel izlenim itibari ile benzerlik
arz ettiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markaların esas unsurlarının "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğunu, markaların işitsel ve görsel benzerlikleri nedeniyle umumi intibalarının da aynı olduğunu, dava konusu başvuruda markaları birbirinden uzaklaştıracak hiçbir objektif unsura yer verilmediğini, kapsamlarının da aynı/aynı tür mal ve hizmetlerden oluştuğunu, SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma ihtimallerinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının benzerini aynı ve ilgili sınıflarda tescil ettirmek için başvuruda bulunan ve bu markanın tesciline izin verilmediği halde "www.....com" alan adı ile internet sitesi üzerinden hizmet vermeye devam eden davacının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, başvurunun reddine dair YİDK marka kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre 2020/16984 sayılı "..." ibareli başvuru ile davalı Şirket'e ait 2018/119347 sayılı "... ...+şekil" ibareli redde mesnet marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvurunun asli unsurunun "...", redde mesnet markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu, kısa sözcük markaları olmaları nedeniyle bu tür ibarelerde tek harf farklılığının dahi markaları ayırt etmeye yeterli olabildiği, somut olayda da markalar arasında bulunan baskın işitsel ve görsel farklılığın, yeterli ayırt ediciliği sağladığı, bilirkişi heyetince dava konusu başvurunun tescil edilmek istendiği 9 ve 42.sınıf mal ve hizmetlerin ilgili tüketici kitlesinin dikkatli ve seçici kimselerden oluştuğunun da tespit edildiği, diğer taraftan davacının marka başvurusunun, davalı Şirket'in itirazı sonucu SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca reddine dair YİDK kararının iptali istemiyle açılan işbu davada, davalı Şirket'in kötüniyet ve tanınmışlık iddialarının tartışılma yerinin bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca davalılardan alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'şer-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.