T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1528 - 2025/1761
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1528
KARAR NO : 2025/1761
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/12/2022
NUMARASI : 2022/171 E. - 2022/388 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararı İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/12/2022 tarih ve 2022/171 E. - 2022/388 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin Ülkemizde bakliyat sektörünün lider firmalarından biri olduğunu, 1977 yılından bu yana “...” markalı hububat ve bakliyat ürünlerinin Türkiye’de ve yurt dışında kaliteleri itibariyle tercih edildiklerini, müvekkilinin “...”lı seri markalarının yurt içinde ve yurt dışında tanınmış marka olduğunu, hal bu iken davalı firmanın “...” ibareli markayı müvekkilinin markalarının tescilli olduğu ve tanındığı gıda emtiasında tescil ettirmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının markasında geçen “...” ibaresinin Fransızca’da “İsviçre” anlamına geldiğini, markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun bir ibare olduğunu, bu yüzden de dava konusu edilen markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca davalının davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar elde edeceğinin açık olduğunu, nitekim davacının Intagram hesabına gelen yazışmalardan davacının hedef kitlesinin dava konusu edilen markayı davacının markalarıyla karıştırıyor olduğunun görüldüğünü, davacının markalarının tanınmışlığından haksız yarar elde etme gayesiyle hareket eden davalı firmanın kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 2022/M-2137 sayılı kararının iptaline, 2021/058179 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu edilen işlemde bahsi geçen markaların ortalama tüketici nezdinde karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede benzemediğini, genel izlenim itibariyle taraf markalarının görsel, kavramsal ve fonetik olarak birbirlerinden farklı olduğunu, bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıklarını, taraf markalarının “...” ibaresi dışında başkaca unsurlar da ihtiva ettiğini, markalar benzemediği için de davacının tanınmışlık iddialarının somut olaya bir etkisi olmadığını, davacının markalarının tanınmışlığını ve davalının kötüniyetini ispat edemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "..." ibareli markası ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olmadığı, karşılaştırılan işaretlerde ortak olan “...” ibaresinin markasal hüviyette ayırt ediciliği çok düşük/zayıf bir ibare olduğu, davacının “...” ibaresine markasal anlamda korunması gereken ilave bir ekonomik değer kattığının yeterli nitelikte/nicelikte/içerikte delil ile ispat edilemediği, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtia yönünden, davacının 2017/11195 sayılı markası özelinde emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, davacının diğer markaları yönünden de dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 29. Sınıftaki “Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar.” ile 30. Sınıftaki “Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” açısından bu şartın kısmen gerçekleştiği, fakat buna rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtianın hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin, bunları satın alırken yüksek olmadığı, davacının “tanınmışlık” iddiasının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin "..." ibaresinin kök unsur oldugu hububat, bakliyat, hazır çorba, yem ve lojistik emtiası yönünden seri markalara sahip olduğunu, müvekkili şirketin ''...'' ibareli marka ailesiyle davalı yanın markasının görsel, isitsel, kavramsal ve bütün marka algısı açısından birbirinin aynı olduğunu, müvekkili şirketin tanınmıs bir marka haline getirdiği ve gerçek hak sahibi olduğu markası ile iltibas bulunduğunu, “tanınmıslık” iddiasının davalının markasının tesciline/hükmüne engel olması gerektiğini, davalı yanın markası sadece ''...'' ibaresinden olusmakta olup hiçbir ayırt edicilige sahip bulunmadığını, müvekkilinin markasının tanınmış marka olup ayrıca 6769 sayılı SMK geregi özel koruma şartlarını taşıdığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "..." ibareli markası ile davacı markaları arasında görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira bütünsel açıdan inceleme yapılması gerektiği, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvurusunu gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, davacının “tanınmışlık” iddiasının davalının markasının tesciline bir engelinin olamayacağı, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.