T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1495 - 2025/1724
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1495
KARAR NO : 2025/1724
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2023
NUMARASI : 2022/485 E. - 2023/214 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2023 tarih ve 2022/485 E. - 2023/214 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin "...+şekil" ve "... şekil" ibareli markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırılma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/153262 kod numarasını alan başvuruya, müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkili markalarının Türkiye’de tüm sektörlerde tanınmış marka olduğunu ve tüm sınıflarda korunması gerektiğini, davalı başvuru sahibinin "...” ibareli markasını 25 ve 35. sınıflarda tescil ettirmek istediğini, bu mal ve hizmetlerin müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğunu, dava konusu başvurunun özel olarak biçimlendirilerek, müvekkili markalarına görsel açıdan ayniyet derecesinde benzetildiğini, markalarda kullanılan logoların birebir aynı bulunduğunu, markayı akılda kılan ilk şeyin o markada yer alan şekil olduğunu, ortalama tüketici nezdinde bir markada yer alan kelimelerden ziyade şekillerin dikkate alındığını, davalının ürünlerinde kullandığı "..." harfinin tasarımının, müvekkili tasarımı ile birebir benzediğini, "..." harfi ile yüzlerce farklı kombinasyon yapılabilecekken, birebir "..." ibaresinin kullanılmasının, müvekkilinin tanınırlığından faydalanma amacı taşıdığını, müvekkilinin markalarını ayakkabılar, ayakkabı ürünleri ve baş giysileri üreterek kullandığını, davalı gerçek kişinin de müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının eylemlerinin müvekkilinin tescilli markalarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-12339 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, dava konusu başvuruda, "..." hatfi dışında ayırt edici birçok unsur bulunduğunu, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarını destekleyecek nitelikte somut delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı markaları ile davalının markası arasında benzerlik bulunmadığı, bu sebeple taraf markaları arasında ilişkilendirme de dâhil olmak üzere karıştırılma/benzerlik ihtimalinin olmadığı, davacı markalarının SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri hükümleri gereğince tanınmışlığını ispata yönelik dava dosyası ve marka işlem dosyası içerisinde yeterli düzeyde delile rastlanılmadığı, SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında benzerlik olmadığından tanınmışlığın bir tescil engeli yaratmayacağı, davalının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalıya ait markanın baskın unsurunun, "..." ibaresinden ziyade bu ibarenin üzerinde konumlandırılan "..." harfi olduğunu, bu durumda müvekkiline ait "..." şekilli markalar ile davalıya ait markanın kıyaslanmasında, "..." ibaresinin esas alınmasının açıkça hukuka aykırı bulunduğunu, davalı başvurusunun asli unsurunu teşkil eden "..." harfi ile müvekkili markalarının ayniyet derecesinde benzer olduğunu, mahkeme kararında "..." kelimesinin, Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa anlamına geldiği belirtilmişse de, "..." kelimesinin, "Lefkoşa" anlamına geldiğinin ortalama ve hatta bilinci tüketici tarafından bilinemeyeceğini, kaldı ki bu durumun kabulü halinde de, “...” kelimesinin bir şehir ismi olmasının, mutlak red nedeni teşkil ettiğini, marka logolarının genel izlenimlerinin karıştırma ihtimaline neden olacak bir benzerlik içerdiğini, müvekkilin markası ile davalının markası arasında ilişki kurulması ihtimalinden dolayı davalının markasının, müvekkilin bir alt markası gibi algılanabileceğini, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığı, zira her ne kadar taraf markalarında "..." harfinin ortak olarak yer aldığı ileri sürülmüş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulamaları doğrultusunda harflerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı ve esasen tek başına tescillerinin de mümkün olmadığı, ancak tescil öncesi yoğun kullanım ve tanıtım sonucu ayırt edici hale getirilmiş ya da bir takım renk ve şekil unsurları ile birlikte tek başına harflerin tescilinin mümkün bulunduğu, bu halde de harf markalarının ayırt edici niteliklerinin düşük olacağı ve başkalarının da aynı harfi değişik renk ve şekil unsurları ile birlikte marka olarak tescil ettirebilecekleri, somut olayda da taraf markalarında yer alan "..." harflerinin, düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, somut olay açısından emsal olabilecek nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin tarih ve 2021/4459 E.- 2022/8042 K. sayılı ilamında da "...-ji" ibareli marka ile davacının itiraza mesnet markalarının benzer bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmadığının sonuca etkili görülmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 25/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.