T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1367 - 2025/1645
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1367
KARAR NO : 2025/1645
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/04/2023
NUMARASI : 2022/89 E. - 2023/143 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkini, Marka Hakkına
Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Giderilmesi, İlan
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 06/04/2023 tarih ve 2022/89 E. - 2023/143 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, iş bu dava konusu markanın davalı tarafından kötüniyetli olarak tescil ettirilmiş olduğunu, müvekkili şirketin öncü şirketlerden biri olduğu sektörde faaliyet gösteren davalı tarafın, kendisinden daha eski zamanlardan beri yoğun olarak kullanılan markalarıyla karıştırılma tehlikesi oluşturan “...” markalarını tesadüfen seçmiş olduğunun düşünülemeyeceğini, davalı tarafından seçilen markanın müvekkilinin markalarına görsel, işitsel ve anlamsal açıdan birebir aynı olması ve aynı sınıflar için tescil edilmiş olmasının da bunun göstergesi olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirketin markasından haberdar olduğunu, zira davalı şirketin büyük ortağı ve şirketi münferiden temsile yetkili kişi olan ...’ın, müvekkili şirket ile bir dönem (2010-2011 yıllarında) ticari ilişkisi olduğunu, davalı tarafın, markasında müvekkilinin hak sahibi olduğu “...” ibaresini birebir kullanması yanında ambalaj kompozisyonunu da iltibasa yol açacak şekilde taklit ettiğini, “...” markasının benzer/ilintili ürünler için tescilinin, müvekkiline ait ambalaj tasarımlarından doğan fikri mülkiyet hakkı sebebiyle de 6769 sayılı SMK’nın 6/6. maddesine aykırı olup, marka tescilinin hükümsüz kılınması gerektiğini, davalı tarafından üretilmekte ve kullanılmakta olan “...” markaları ve ürün üzerindeki kullanımlarının müvekkilinin tescilli markaları ve uzun yıllardır kullandığı “...” markalı filtre kağıdı ambalajıyla iltibas oluşturacak derecede benzediğini ve müvekkilinin tescilli markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davalı tarafın ambalaj ve ürün kullanımları, müvekkiline ait ambalaj kompozisyonu ile iltibas teşkil etmekte olup, bunun haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkiline ait “...” ve “...” markaları ve özgün ambalaj kompozisyonunun 6769 sayılı SMK’nın 6/4. ve 6/5. maddesi anlamında tanınmış ve müvekkili ile özdeşleşmiş markalar olduğunu ileri sürerek davalı yana ait 2014/84279 sayı ile tescilli “... kahve filtresi ... şekil” markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, dava konusu marka ve davalı tarafın eylemlerinin müvekkiline ait marka tescilleri sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında korunan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve tecavüzün durdurulması ve kaldırılması, tecavüz oluşturan ürünlere el konulması ve toplatılması, tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, bu kapsamda masraflar davalıya ait olmak üzere el konulan ürünlerin imhası, masrafları davalıya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla ilan edilmesine, davalı tarafa ait ambalaj tasarımı ve kullanımın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55 ve 56. madde hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men’ine ve haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafın ... ve ... ibareli markaların tanınmışlığı ile ilgili hiçbir delil sunmadığını, karşı tarafa ait marka başvurularından biri olan ... markasının yakın tarihte uzman araştırması sonucu herhangi bir ayırt edicilik taşımadığı gerekçesiyle b ve c bendi uyarınca reddedilmiş olduğunu, sonuç olarak markanın bir marka niteliği taşımadığını, davacının sunduğu görsellerin davacı şirkete ait olmayıp Slovenya’da faaliyet gösteren bir şirkete ait olduğunu, ... ibaresinin SMK 5. md. anlamında marka olabilecek ibarelerden olmadığını, davacı tarafın yakın zamanda (08.11.2021) yine sadece bu ifadeyi içeren ve başka hiçbir özgünlüğe sahip olmayan “...” ibareli marka başvurusunun da tam olarak bu sebepten reddedilmiş olmasının bu duruma en iyi örnek olduğunu, tüm dünyada satılan ev kullanımında yönelik kahve filtresi üreten firmaların belirtilen bu açıklamaları kullandığını, ..., ... veya ... kahve makinesi üreticilerinin bir standardı olup, kahve makinelerinin kaç fincan kahve demlediğini gösteren bir değer olduğunu, kötüniyet bulunmadığını, davacının sessiz kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki “kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç)” mallarının redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu mallar bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, davalıya ait markanın 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı, hem davacının ambalaj görsellerinde hem de dava konusu markanın görselinde yer alan filtre kağıdının üzerinde”...” ibaresinin yer aldığı, “kahve filtre kağıdı” kutu ambalajlarının görsellerinin birbirine benzer şekilde tasarlandığı, farklı markalara ait kahve filtre kağıdı ambalajlarının, yani söz konusu kahve filtre kağıt ürününün doğası gereği ambalajlarında filtre kağıdının görsellerine ve kağıdın üzerinde kahve filtresinin büyüklüğünü ifade eden rakamlara yer verildiği, davacının belirtilen görsellerin kahve filtre kağıdı sektöründe davacıya özgülenmiş tasarımlar olmadığı hususları dikkate alındığında, davacının SMK 6/6 maddesi kapsamında yapmış olduğu itirazın yerinde olmadığı, dava konusu markanın tescilinin kötüniyetli sayılamayacağı, dava konusu markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasındaki 5 yıldan fazla sürenin sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşması için (kötü niyet gerekçeli itirazın yerinde olmaması durumunda) yeterli olduğu, dolayısıyla davacı bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluştuğu, dava dilekçesinde sadece böyle bir görselin paylaşılması davalının kullanımının bu şekilde olduğunu ispatlamasa da, davalının kullanımının bu şekilde olduğu kabul edilse dahi, bu görsellerde yer alan markasal kullanımın “...” ibaresi olduğu, neticede davalının kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı tarafa ait markanın kötü niyetli tescil niteliğinde olduğunu, iş bu davanın süreye bağlı olunmaksızın açılabileceğini, sessiz kalma yolu ile hak kaybının iş bu davada söz konusu olmayacağını, müvekkili şirketin öncü şirketlerden biri olduğu sektörde faaliyet gösteren davalı tarafın, kendisinden daha eski zamanlardan beri yoğun olarak kullanılan markalarıyla karıştırılma tehlikesi yaratan “...” markalarını tesadüfen seçmiş olduğunun düşünülemeyeceğini, davalı tarafından seçilen markanın müvekkilinin markalarına görsel, işitsel ve anlamsal açıdan birebir benzer olması ve aynı sınıflar için tescil edilmiş olmasının da bunun göstergesi olduğunu, davalı şirketin büyük ortağı ve şirketi münferiden temsile yetkili kişi olan ...’ın, müvekkili şirket ile bir dönem (2010-2011 yıllarında) ticari ilişkisi olduğunu, dolayısı ile müvekkili şirketin markalarından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, davalı tarafın kötüniyetinin taraflar arasında görülen önceki tarihli mahkeme kararı ile de sabit bulunduğunu, dava konusu “...” markaları ve ürün kullanımlarının müvekkilinin “...” ve “...” markaları ve tanınmış ambalaj kompozisyonu ile birebir aynı, aynı tür ve ilintili mallar için tescil ettirilmiş olup aynı mallar üzerinde kullanıldığını, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkini, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, giderilmesi, ilan istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu markanın, 3 boyutlu ürün kutusu görseli ile kutunun üzerinde en üstte italik olarak “...” ibaresi, bu ibarenin altında “kahve filtre kağıdı, coffee filter paper” ibareleri, ortada ise kahve filtresi ürün görseli ve üzerinde “...” ibaresinin yer aldığı karma bir marka olduğu, redde gerekçe markaların ise, italik olarak kırmızı veya siyah renklerde “...” veya “...” ibarelerinin yer aldığı, herhangi bir şekil unsurunun bulunmadığı markalar olduğu, davalının dava konusu markası ile davacının itirazına mesnet markaları arasında arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların birbirinden farklı olduğu, dava konusu marka ile davacı markalarında yer alan ibareleri ne işitsel, ne görsel ne de kavramsal olarak benzer olmadığı, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin kahve filtresinin büyüklüğünü ifade ettiği, dosya kapsamında sunulan belgelerden, davacının “...” ile “...” ibareli markalarının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı, diğer yandan 6769 s. SMK'nın 6/5. maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, ayrıca dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, bu hususların gerçekleşmediği, dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5. maddesinin uygulanamayacağı, davacının ambalaj tasarımlarının telif hakkı veya tasarım olarak koruma altına alındığı yönünde herhangi bir belge bulunmadığı, davacının SMK 6/6 kapsamındaki itirazının yerinde olmadığı, dava konusu markanın tescilinin kötüniyetli sayılamayacağı, davalıya ait markanın tescil tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıldan fazla bir süre bulunduğu, davacı bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluştuğu, davalının kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.