T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1355
KARAR NO : 2025/1613
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
TARİHİ : 16/03/2023
NUMARASI : 2022/191 E. - 2023/94 K.
DAVANIN KONUSU :Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2023 tarih ve 2022/191 E. - 2023/94 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, ... Grubu içinde yer alan, başta yemeklik yağ ve margarin olmak üzere her türlü gıda maddesinin üretim ve ticaretini yapan müvekkilinin, tanınmış ve ayırt edicilik kazanmış “...” markasının sahibi olup 2020/111512 sayılı "..." ibareli markanın 29 ve 31. sınıflarda tescili isteğine yönelik itirazının YİDK tarafından "yenilebilir bitkisel yağlar" dışında kalan mallar yönünden nihai olarak reddedildiğini, oysa davalı markanın esaslı unsuru müvekkilinin markalarının esaslı unsurunu olan "..." ibaresinden oluştuğundan markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, davalı markadaki "..." ibaresinin tek başına ayırt ediciliğinin bulunmadığını, markanın tescilinin istendiği mal ve hizmet sınıflarında müvekkilinin markasının tescilli olduğunu, “...” unsurlu markaları tanıyan tüketicilerin “...” markalı ürünleri gördüğünde markaları ile ilişkilendirerek müvekkilinin seri markası olarak algılayacaklarını, davalının benzer bir marka tercihinde bulunmasının müvekkilinin yoğun emek ve harcamalar ile tanınmış marka haline getirdiği markadan haksız kazanç sağlamaya yönelik ve aynı zamanda müvekkilinin markasının ayırt ediciliğine zarar veren kötü niyetli bir davranış olduğunu ileri sürerek 2022-M-3275 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde 2020/111512 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, ayırt ediciliği düşük ..." markasının yenilebilir yağlarda tanınmış olması nedeniyle yalnızca bu emtialar yönünden ayırt ediciliğe sahip olup kurul kararı ile bu malların markadan çıkarıldığını ve kalan mallar yönünden benzerliğin iltibasa yol açmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, "..." ibaresinin ticari hayatta, yalnızca davalı tarafından kullanılmadığını, TÜRKPATENT kayıtlarına göre binlerce kullanıcısının bulunduğunu, YİDK kararında belirtildiği üzere ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olup "yenilebilir bitkisel yağlarda" tanınmış olması nedeniyle ilgili sınıflarda arttırılmış ayırt edici niteliği dikkate alınarak bu malların markadan çıkarıldığını ve ayırt edici gücü düşük markalarda bütünsel olarak ortaya çıkan algı bakımından çok üst düzeyde benzerlik bulunmadığı sürece markaların birbirleriyle karıştırılabilecek derecede benzer olduklarının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarında “...” ibaresinin tek başına veya iki kelimelik sıfat tamlamaları oluşturacak şekilde, markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan kelimelerle ve başkaca renk/şekil unsurları ihtiva etmeden kullanılmasının genel kompozisyonu ve kavramsal açıdan algılanışı itibariyle markaları birbirlerine yakınlaştırdığı, ...” ibaresinin çoğul birinci kişi anlamındaki biz ibaresine, iyelik ekinin eklenmesiyle oluşturulan Türkçe’de bilinen/yerleşik anlamı olan ve yazma/konuşma dilinde sıklıkla kullanılan tek başına, markasal hüviyette soyut ayırt edici niteliği çok zayıf bir ibare olduğu, kural olarak ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanacağı, ancak davacının uzun yıllar, bir takım gıda ürünlerinde, yoğun ve ciddi bir kullanım ile belirli bir ayırt edicilik kazandırarak seri marka yarattığı, davaya konu markada “...” ibaresi davacının markalarında olduğu gibi yerleşik anlamı haiz başka kelimelerle aynı kompozisyonda, yani birer sıfat tamlaması içerisinde ve başkaca ayırt edici şekil/renk unsurundan yoksun, sırf kelime markası hüviyetinde kullanıldığından davacının “...”li markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu, oluşan benzerliğin müşterilerin davaya konu “...” markasını davacının yeni bir markası olarak algılaması ihtimalini doğurduğu, davaya konu marka kapsamındaki 29. sınıfa giren malların, davacının itiraza dayanak markasının kapsamında bulunan mallar ile benzer alıcı çevresine hitap eden, benzer ihtiyaçları gideren, son kullanıcıları, hedeflenen tüketici profilleri, dağıtım kanalları ve satış yerleri aynı veya benzer olan birbirlerini tamamlayıcı mallar olduğu, dolayısıyla bu sınıfa giren tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, buna karşılık davacı markaları 31. sınıfta tescilli olmadığından bu sınıftaki mallar yönünden emtia benzerliğinin bulunmadığı, 29. sınıftaki mallar yönünden ortalama tüketiciler nezdinde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, davacının itiraza mesnet markası bir takım gıda ürünleri açısından belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaştığından 29. sınıfa giren emtialarda davacıdan başka bir kişi/kuruluş tarafından markasal hüviyette kullanılması halinde, haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarına zarar verilmesi veya tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi ihtimalinin söz konusu olabileceği ve kötü niyet koşullarının gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 2022-M-3275 sayılı YİDK kararının 29. sınıftaki tüm emtialar yönünden iptali ile dava konusu markanın bu sınıftaki emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markasının ülke içinde ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyi nazara alındığında tescilli olmadığı sınıflarda da korunması gerektiğini ve markanın bilinirliği nazara alındığında davalı tarafından bilinmemesi mümkün olmadığından kötü niyet koşullarının somut olayda gerçekleştiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkiline ait "..." markasının bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, TÜRKPATENT kayıtlarına göre "..." ibaresini içeren 1457 adet markanın bulunduğunu, bu hususun ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu gösterdiğini, YİDK kararında da bu hususa işaret edildiğini, ayrıt ediciliği düşük markaların bütünsel olarak ortaya çıkan algı bakımından çok üst düzeyde benzerlik bulunmadığı sürece karıştırılabilecek derecede benzer markalar olarak kabul edilemeyeceğini, bu kapsamda müvekkilinin "..." markası ile davacının "..." markasının karıştırılması mümkün olmadığından 29. sınıftaki emtialar yönünden de davanın reddi gerektiğini ve müvekkilinin hedef kitlesinin canlı adaklık hayvan müşterisi olarak davacının hedef kitlesinden farklı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde davaya konu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, "..." markasının yalnızca tanınmış olduğu "yenilebilir bitkisel yağlarda" arttırılmış ayırt edici niteliğe sahip olduğunu ve SMK6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafa ait markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin dava konusu markada da aynen asli unsur olarak yer aldığı, başvuruda yer alan "..." ibaresinin, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, tarafların marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 15.12.2014 tarih, 2014/11679 E- 2014/19705 K sayılı ilamında, "... ..." ibaresi, 25.09.2012 tarih ve 2010/16088 E.-2012/14212 K. Sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 03.04.2012 tarih ve 2010/5673 E.-2012/5520 K. Sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 06.12.2011 tarih ve 2009/14487 E.-2011/16476 K sayılı ilamında "..." ibaresi, 17.04.2012 tarih ve 2010/6480 E.-2012/6208 K. Sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 06.10.2011 tarih ve 2009/12122 E.-2011/12322 K. Sayılı ilamında "... ..." ibaresi, 03.11.2011 tarih ve 2009/13494 E.-2011/14850 K. Sayılı ilamında "... ...+şekil" ibaresi,04/11/2019 tarih 2018/5563 E.-2019/6741 K sayılı ilamında da "... ..." ibaresinin "..." asıl unsurlu markalarla benzer görüldüğü, davaya konu markanın kapsamına alınma istenen 29. sınıftaki mallar yönünden davacının itiraza dayanak markaları ile emtia benzerliğinin bulunduğu, davacının markasının tanınmışlığının bu mallar yönünden söz konusu olduğu ve kötü niyete ilişkin somut delillerin dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'er-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/09/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...