T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1299 - 2025/1540
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1299
KARAR NO : 2025/1540
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/05/2023
NUMARASI : 2022/481 E. - 2023/187 K.
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)|Marka
(Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/05/2023 Tarih ve 2022/481 Esas - 2023/187 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılından beri "..." markası altında faaliyette bulunmakta olup bu ibareyi içeren çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu, hal böyle iken davalı Kemal Kuyucu'nun 2020/135325 sayılı "... ... eğitim merkezi" ibareli markanın 41. sınıfta tescili isteğine yönelik itirazın YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibaresini esaslı unsur olarak içeren markalarını işletme adı ve tescilli marka olarak yoğun ve yaygın bir şekilde kullanmakta olup bu kullanım sonucu sektörde çok iyi bilinen ve beğenilen itibarlı bir marka halini aldığını, bu kapsamda "... ... eğitim merkezi" ibaresinden oluşan davaya konu markanın, müvekkiline ait 2015/44633 sayılı "... eğitim kurumları" ibareli marka ile ayniyet derecesinde benzerlikler içerdiğini, markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlikler yanında davaya konu markanın tescilinin talep edildiği 41. sınıftaki mal ve hizmetlerin itiraza mesnet markanın kapsamında bulunması nedeniyle emtia benzerliğinin de söz konusu olduğunu, dolayısıyla markaların ortalama tüketiciler düzeyinde karıştırılma ve ilişkilendirilmeye yol açma ihtimalinin bulunduğunu ve davalı şirketin müvekkilinin markasının bilinirliğinden fayda elde etmek amacıyla hareket ettiğini ileri sürerek 2022-M-12336 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin markası bütün olarak ''... ... EĞİTİM MERKEZİ'' ibaresinden oluşmakta iken davacının itiraza dayanak markalarının "... KOLEJİ – ÖZEL ... OKULLARI - ... EĞİTİM KURUMLARI" ibarelerinden oluştuğunu, davacının '...'' kelimesini görmezden gelerek ''...'' kelimesi üzerinden benzerlik iddiasında bulunduğunu, markaların kullanış şekilleri ve yazım karakterlerinin birbirinden tamamen farklı olduğunu, salt işitsel benzerliğin karıştırma ihtimaline yol açmasının mümkün olmadığını ve zamanaşımı süresi içinde açılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu markanın standart karekterle yazılmış "... ... eğitim merkezi" ibaresinden ve itiraza dayanak markanın standart karekterle yazılı "..." esas unsurlu ibarelerden oluştuğu, taraf markalarının esas unsuru konumundaki kelime öbeklerinde yer alan Fransızca kökenli “...” ibaresinin Türkçe’de “bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık” yerleşik anlamını haiz, dolayısıyla uyuşmazlık konusu olan 41. sınıfa giren hizmetler yönünden somut ayırt ediciliğinin düşük olup ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, somut olayda davaya konu markadaki ilave unsurlar nazara alındığında işaretlerin genel görünümlerinin ve tümüne hakim olan görünüşlerinin markaları yeterli derecede farklılaştırdığı, taraf markalarında ortak olarak “...” ibaresinin yer almasının, markaları görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzer kılmaya yetmediği, dava konusu edilen markanın kapsamına giren. 41. sınıftaki hizmetlerin hitap ettiği alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmamasının ilgili alıcıların bu markalar altında sunulan hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma/yanılma ihtimalini bertaraf ettiği, dolayısıyla markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunmadığı ve 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan tanınmışlık koşulları bulunmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığından tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük kabul edilerek punto, yazım şekli ve farklı renk kullanılmasının benzerliği ortadan kaldırdığı kabul edilmişse de müvekkilinin markasının seri marka niteliğinde bulunduğunun göz ardı edildiğini, müvekkilinin markasında arttırılmış ayırt ediciliğin varlığının dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda değerlendirme yapılmadan bilirkişi raporunun alıntısı ile yetinildiğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığını, mahkemece sadece görünümün esas alındığını, söz esas alınmış olsaydı dava konusu markadaki "..." ibaresi dışında ayırt ediciliği orta veya yüksek olan kelime ve şekil bulunmadığından markanın yalnızca "..." ibaresinden oluşması nedeniyle benzerliğin açık olduğunu, "..." ibaresinin düşük bir ayırt ediciliği bulunduğu kabul edilmekle birlikte bu ibarenin müvekkilinin yoğun kullanımı ile ayırt edicilik kazandığının dikkate alınmadığını, 25/11/2022 tarihli dava dilekçesi ekinde markanın geniş coğrafi alan ve tüketici çevresine hizmet verdiğine ilişkin deliller sunulmuş olsa da gerekçeli kararda bu delillerin de dikkate alınmadığını ve tüketicilerin dikkat düzeyinin düşük olmamasının tek başına karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)|Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Kemal Kuyucu'nun "... ... Eğitim Merkezi" ibaresinin, 41. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara yönelik yeniden değerlendirme isteğinin YİDK'nın 2022-M-12336 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 27/9/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 25/11/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun 41. sınıftaki tüm hizmetleri kapsadığı ve davacının itiraza mesnet markaları kapsamında 41. sınıftaki bu hizmetlerin aynı şekilde yer alması nedeniyle taraf markaları arasında emtianın aynı/aynı tür/benzer olması şartının gerçekleştiği görülmüştür.
Taraf markaları arasındaki işaret benzerliğine gelince; dava konusu başvuru " "... ... Eğitim Merkezi+şekil" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan işaretin üst kısmında yeşil zeminli bir dikdörtgen içine “oynat” tuşunu temsil eden ve beynelmilel kullanılan bir figür konuşlandırılmış, bu figürün altına düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle nispeten daha büyük puntolarla “... ...” ve en alta da yeşil renkli harflerle “Eğitim Merkezi” kelime öbekleri ayrı olarak yazılmıştır. Anılan unsurlar içinde marka işaretinin ortasında bulunan daha büyük puntolarla siyah yazılı "... ..." ön plana çıkarılmıştır. Bu niteliği ile dava konusu markada "eğitim merkezi" ibaresinin markanın tescilinin talep edildiği sınıftaki hizmetler yönünden tanımlayıcı olduğu, yine markada bulunan "oynat" tuşunu temsil eden uluslararası kullanıma sahip figürün herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı ve "..." ibaresinin "..." ibaresine vurgu yapmak suretiyle bu ibareyi nitelendirdiği görülmekle, markanın esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunun kabulü gerekmiştir. Davacının itiraza ve davaya mesnet çok sayıda markası mevcut olup anılan markalarda "kurs merkezi", "öğretim kurumları" " ofisleri" vs çok sayıda ek ibare ve bir kısmında şekil mevcut ise de markaların esaslı unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Bu durumda taraf markalarının esaslı unsurunu oluşturan "..." ibaresinden kaynaklı olarak markaları aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer sayılmazlar ise de, genel intiba, görünüm, okunuş ve anlam olarak benzer olduklarının kuşkusuz olup ortalama tüketici nezdinde genel ve bütüncül bakış açısı itibariyle her iki markanın karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, taraf markaları arasında en azından ticari, ekonomik ve idari bir bağlantı bulunduğu algısının oluşabileceği, ayrıca davalı markasının davacının seri markası olarak algılanabileceği anlaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E. - 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce taraf markalarının benzer olmadığı yönündeki dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
Bu itibarla SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/05/2023 gün ve 2022/481 Esas - 2023/187 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'ın 26/9/2022 tarih, 2022-M-12336 sayılı kararının İPTALİNE,
3-Dava konusu 2020/135325 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.300,00-TL bilirkişi ücreti, 197,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 144,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 4.133,00-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 4.294,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.