T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1289 - 2025/1511
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1289
KARAR NO : 2025/1511
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/05/2023
NUMARASI : 2022/455 E. - 2023/196 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 11/05/2023 tarih ve 2022/455 E. - 2023/196 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/95001 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusunun, müvekkili adına tescilli başta "....com" ve "..." olmak üzere "sözcük+..." kalıbı ile oluşturulmuş marka ailesi ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvurudaki "..." ibaresinin, "..." ibaresinden çok daha küçük puntolarla ve açık renk siyah düz yazı ile "..." ibaresinin üst kısmında konumlandırıldığını, müvekkili şirketin markalarının da siyah ve küçük puntolar ile oluşturulduğunu, müvekkilinin “...” esas unsuru ile seri markalar meydana getirdiğini, söz konusu markaların müvekkili ile özdeşleştiğini, müvekkili şirketin "..." markalarının yanında “sözcük+...” kalıbı ile meydana getirip tescil ettirdiği seri markalar ile oluşturduğu bir marka ailesi de mevcut olduğunu, "..." ibaresinin herhangi bir ürün ya da hizmetin adı olmadığını, günlük hayatta bir anlamının olmasının, onun kullanıldığı markaları/işaretleri “zayıf” hâle getirmeyeceğini, herhangi bir emtiaya işaret etmediğini ya da bir emtiayı tanımlamadığını, müvekkilinin tanınmış "..." markalarının sahibi olduğunu ve "....com" markasının, ... nezdinde tanınmış marka statüsü ile korunduğunu, Google arama motoruna "..." ibaresi yazıldığında ilk başta müvekkiline ait sitenin çıktığını, online alışveriş sektöründe tanınmış bir marka haline geldiğini, birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzer markaların tercih edilmesinin karışıklığa yol açacağını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-11578 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markaların düşük ayırt ediciliği olan "..." ibaresini içerdiğini, markanın zayıf ayırt ediciliğe sahip, herkesçe bilinen basit iki sözcüğün bir araya getirilmesiyle oluşturulduğunu, tüketicinin derhal ve hiç düşünmeden markaların ticari kaynağının farklı olduğunu anlayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, taraf markalarında yer alan "..." kelimesinin, davacıya bırakılmış bir kelime olmadığını, müvekkili tarafından "..." kelimesinin, markanın ana unsuru olarak kullanılmadığını, markanın görselinde iki insan silüetinin de bulunduğunu, davacının iddiaları ile ilgili olarak ortaya somut deliller koyamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvurunun kapsamındaki hizmetlerle davacının itirazına mesnet markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu, başvuru kapsamında yer alan 35. ve 43. sınıftaki hizmetler yönünden çekişmenin dayanağı yapılan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle karşılaştırılan markalardaki ortak olmayan bileşenlerin dikkate alınarak bütünsel değerlendirme yapılması gerektiği, kaldı ki 43. sınıf yönünden her ne kadar sınıf benzerliği bulunsa da davacının 43. sınıfta tescilli markasının "... ....com" ibareli olup, davalı markası ile işaret benzerliği şartını da sağlamadığı, 35. sınıf hizmetler yönünden dava konusu markada iki tane karakteristik insan figürünün ve "..." ibaresi ile "..." ibaresinin, davacının bir kısım markasının sonunda bulunan "..." ibareli markalarından ayırt edilmesini sağlamaya elverişli olduğu, dosya içeriği itibari ile SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili markaları ile davaya konu markada ortak olarak bulunan "..." ibaresinin ayırt edici olmadığı yönünde karar verildiğini, ancak taraf markaları arasındaki benzerliğin, sadece "..." ibaresinin ortak olmasından kaynaklanmadığını, dava konusu markanın bir bütün olarak artık müvekkili ile özdeşleşmiş "sözcük+..." kalıbı kullanılarak oluşturulmasından da kaynaklandığını, kaldı ki "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu düşünülse dahi, müvekkilinin başta "..." markası olmak üzere "sözcük+..." markalarının ayırt edici nitelik kazandığını, davalı tarafın markasında, müvekkilinin sahip olduğu ve tüketiciler tarafından artık duyulduğunda ve görüldüğünde müvekkilini akla getirecek olan "..." ibaresinin, tıpkı müvekkilinin "..." ibaresi ile oluşturduğu marka ailesinde kullandığı gibi “sözcük+...” şeklinde birebir kullanıldığını, dolayısı ile anılan markanın da müvekkiline ait bir marka zannedilmesinin kaçınılmaz olduğunu, davaya konu marka ile karşılaşan tüketicinin, müvekkilinin tanınmış markasında ve hizmet sunduğu bir çok alanda kullandığı turuncu rengi ve "sözcük+..." ibaresi ile karşılaşacağını ve iki marka arasında bağlantı olduğunu düşüneceğini, karşısında iki farklı marka olduğunu anlasa dahi markaların aynı işletmeye ait olduğu veya ait oldukları işletmeler arasında idari/ekonomik bir bağ bulunduğu, dava konusu markanın da müvekkili veya iştiraklerinden birine ait yeni bir marka olduğu zannına kapılacağını, bunların tümünün iltibas olarak değerlendirildiğini, müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin güçlü olmadığı, bu ibare dışında taraf markalarını birbirine yakınlaştıran bir unsur bulunmadığı, başvuruda yer alan şekil unsuru ile "..." ve "..." ibarelerinin yeterli ayırt ediciliği sağladığı, bu hale göre dava konusu marka başvurusunu gören tüketicilerin, bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği ve SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun gerçekleşmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5000 E., 2025/3068 K. sayılı ilamında "www.....com" ibaresinin, 2024/4562 E., 2025/2502 K. sayılı ilamında ise "..." ibaresinin, davacı markaları ile karıştırılmaya yol açmayacağının kabul edildiği, davacı markalarının tanınmışlığından kaynaklanan bir tescil engelinin de bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/09/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.