T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/05/2023
NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/05/2023 tarih ve 2022/490 E. - 2023/216 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin..... . ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “.... ...” ibaresinin 29,30,35 ve 43.sınıflarda marka olarak tescili için davalı Kurum'a 2021/02252 sayılı başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin bu başvuruya itirazının nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davalı tarafından “...” asli unsuruna eklenen “......." ibaresinin markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını, başvuru konusu markanın davacının itiraza mesnet markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davacının “...” ibareli markaları ile davalının başvuru konusu “......” markasının aynı ve doğrudan ilintili mal ve hizmetleri kapsadığını, SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin seri markalarından biri algısı yaratıldığını, dava konusu markanın haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, ... YİDK'nun 2022-M-12781 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2021/02252 numaralı “... ... ... ... ...” ibareli markanın 29.sınıfta "et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri" ve 35.sınıfta 29.sınıfta sayılan malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davalı markası bütüncül değerlendirildiğinde genel izlenim olarak davacı markalarından farklılaştığını, markanın esas unsurunun “...” ibaresi olmadığını ve bu durumun görsel, işitsel ya da anlamsal ilişki kurulmasının önüne geçtiğini, mevcut farkların markaların birbirlerinin serisi olarak algılanmasının önüne geçtiğini, karıştırılma ihtimali de dahil iltibas oluşmayacağını, “...” isminin ülkemizde yaygın kullanılan isimlerden biri olduğunu, ayırt ediciliği zayıf “...” ibaresinin tüm farklı kombinasyonlarının davacının tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, tüketicinin markaların ve ticari kaynaklarının farklı olduğunu algılayabileceğini, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, markalar arasında iddia edildiği gibi bir benzerlik ve iltibas söz konusu olmadığını, dava konusu ‘’... ... ... ... ...’’ markasının asli ve ayırt edici unsurunun ‘’... ...’’ olduğunu, tek başına ‘’...’’ kelimesi olmadığını, davalı işletme sahibi ... ... isminden yola çıkıldığını, üretilen esas ürünlerin (Su böreği, içli köfte, mantı, yaprak sarma vs) el ürünü olduğunu ifade ettiğini, markanın 2011 yılından itibaren kullanıldığını, iki marka arasındaki görsel farkın, ortalama tüketici tarafından karıştırılmaya imkan vermeyecek kadar fazla olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka kapsamındaki bir kısım mal ve hizmetler ile davacının itiraza dayanak markaları kapsamındaki malların aynı ve/ya benzer olduğu ayrıca taraf markalarının işitsel olarak düşük/orta düzeyde benzer olduğu ve fakat görsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, taraf markalarının ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin tescilli "...” asli unsurlu markaları ile davalının “... ... ... ... ...” markasının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı tarafından asli unsur olan “...” ibaresine eklenen “.....” ibarelerinin markaya hiçbir ayırt edicilik katmadığını, taraf markalarında “...” ibaresi asli unsur olarak kullanıldığından SMK'nın 6/1.maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin kaçınılmaz hale geldiğini, ilgili tüketici kitlesi tarafından dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, karşılaştırılan markaların aynı ya da ilintili mal ve hizmetleri kapsadığını, ... ürünlerinin ucuzluğu ve satın alma süresinin kısalığı gözetildiğinde bu durumun da iltibas riskini arttırdığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "....." ibareli markaları ile dava konusu "....." ibareli başvuru arasında ortak olarak bulunan “...” ibaresinin yurdumuzda yaygın kullanılan bir isim olduğu, ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, davacının da bu ibarenin zayıf ayırt ediciliğini öngörmesinin ve aynı ibarenin başka sözcüklerin ilavesiyle farklı kişilerce marka olarak kullanılmasına katlanmasının gerektiği, başvuruda yer alan diğer unsurlarla davacı markalarından yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların markaları arasında benzerlik ve SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin söz konusu olmadığı, somut olayda davalının adı olan "..." ibaresini markasında kullanmak istemesinin SMK'nın 7/5.maddesi bağlamında dürüst ticari kullanım kapsamında kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.