T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1250 - 2025/1442
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1250
KARAR NO : 2025/1442
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/09/2022
NUMARASI : 2021/234 E. - 2022/281 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI : 1
DAVALI : 2
VEKİLİ
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2022 Tarih ve 2021/234 Esas - 2022/281 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin 2020/61392 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin Adana’da faaliyet gösteren “... ...” isimli bir markalarının da olduğu ve ... isminin özellikle bununla fonetik ve telaffuz olarak benzer bulunduğunu, bu nedenle başvurunun iltibasa yol açacağını, ayrıca müvekkili markalarının otelcilik ve pastacılık alanlarında tanınmış marka niteliğinde olduğunu, "..." ibaresinin gerek tüketici nezdinde gerekse ticari hayatta belli bir tanınmışlık mertebesine eriştiğinden tarafları ile benzer iştigal alanında taraflarına ait markanın benzerinin zikredilmesinin hukuka aykırı bulunduğunu, bu hususların dşında ... ibaresinin dava dışı ... ... Limited Şirketi adına 03.01.1957 tarihli karar ile 07.01.1957 tarihinde Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil edildiğini, devir ile hak sahibi oldukları “...” ibaresinin 1957 yılından beri kullanıldığından dolayı taraflarının hem marka hakkı sahibi hem de kullanım önceliğine sahip olduğunu, bu noktada davalının tescilini talep ettiği “...” ile tarafları adına tescilli “...” markasının iltibas yaratabilecek nitelikte bulunduğunu ve taraflarının tescil talep edilen sektörde tanınmışlık mertebesine ulaştıklarının mahkeme kararları ile de sabit olduğu göz önüne alındığında, bahis konusu markanın tescili neticesinde taraflarının markası üzerinden haksız kazanç elde etme ihtimali ile birlikte taraflarının markasının itibarının zedelenmesi durumunun ortaya çıkacağını ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-4041 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TÜRKPATENT vekili, verilen kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait markalar ile davalının başvuru konusu markasını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması, ortalama tüketicilerin davacı markalarından edindiği izlenimi davalı başvurusuna aktarabilecek olması, tüketicinin iki ayrı marka ile karşı karşıya kaldığını fark etse dahi her iki markanın da aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması dikkate alındığında, dava konusu marka ile davacıya ait 2011/44452 sayılı “... ... ” ibareli marka arasında SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunduğu, davacı yan “...” markasının tanınmış marka olduğunu iddia etmiş ise de bu hususun ispat edilemediği, bununla birlikte markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğundan bunun sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile YİDK'nın 2021-M-4041 sayılı kararın iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı TÜRKPATENT vekili, mahkemece hükme dayanak alınan davacının 2011/44452 sayılı markasının incelemeye esas alınamayacağını, zira söz konusu markanın yenilenmediği için hükümden düştüğünü, YİDK karar tarihi itibariyle söz konusu markaya dayalı olarak davacının hakkının bulunmadığını, mahkeme tarafından davacı markalarıyla dava konusu markaların benzer olmadığı esasen kabul edildiğini, benzer görülen 2011/44452 sayılı markanın da SMK kapsamında tescilli olmadığını incelemeye esas alınamayacağını, kaldı ki bu markayla dava konusu markanın da benzer olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı gerçek kişinin 11.06.2020 tarihinde, 2020/61392 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığı, başvuru kapsamında 43/1. sınıf hizmetlerin yer aldığı, davacının "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak SMK'nın 6/1, 6/3,6/5,6/6 ve 6/9 maddeleri gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığının bu itirazın reddine karar verdiği, davacının önceki gerekçelerle bu karara yaptığı itirazın ise YİDK'in 30.05.2021 tarih, 2021-M-4041 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararının davacı vekiline 01.06.2021 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, davacı adına tescilli 2011/44452 sayılı marka ile dava konusu başvuru arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma tehlikesi bulunduğu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının ise oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu karara karşı yalnızca davalı TÜRKPATENT tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu gözetildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ile davacının 2011/44452 sayılı marka arasında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığıdır.
Her ne kadar davacının 2011/44452 sayılı markasının yenilenmeme nedeniyle hükümden düştüğü ve bu nedenle incelemeye esas alınmasının mümkün olmadığı, bir istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de dava konusu başvurunun yapıldığı tarih itibariyle anılan markanın hüküm ifade ettiği, yenilenmeme nedeniyle markanın hükümden düşmesi halinde, markanın baştan itibaren geçersizliğinin söz konusu olmadığı, diğer bir deyişle markanın geçerli olduğu dönem için korumayı haiz olduğu anlaşıldığından, davalı TÜRKPATENT'in bu yöne ilişkin istinafı haklı görülmemiş ve söz konusu marka, incelemeye esas alınmıştır.
6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa (karıştırılmaya) yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde;
dava konusu başvuru, "..." ibaresinden oluşmaktadır. Bunun dışında başvuruda, başkaca bir şekil veya kelime unsuruna yer verilmemiştir. Buna göre dava konusu, bir bütün olarak algılanacağından, başvurunun asli unsuru, bir bütün olarak "..." ibaresidir. Davacının itirazına mesnet 2011/44452 sayılı marka ise "... ... ..." ibaresinden oluşmaktadır. Bu markada yer alan "..." ibaresi bir yer adı olduğundan ve ikamet anlamına gelen "..." ibaresi de, 43/1 sınıf hizmetler yönünden tanımlayıcı bulunduğundan, bu ibarelerin ayırt ediciliğe katkıları yoktur. O halde, davacının 2011/44452 sayılı markasının asli unsurunu "..." ibaresi oluşturmaktadır. Buna göre değerlendirme yapıldığında, "..." ibareli başvuru ile davacının "..." asıl unsurlu 2011/44452 sayılı markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığı, zira, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, diğer bir deyişle markaların hecelerine bölünerek iltibas değerlendirmesi yapılamayacağı, başvuruda her hangi bir ibarenin öne çıkarılmadığı, mevcut haliyle başvurunun" olarak telaffuz edileceği, tüketicilerin bu ibarenin içinde "..." ibaresini ayrı olarak algılamayacağı, kaldı ki bu ibarenin bir yer adı olması nedeniyle kimsenin tekeline de bırakılamayacağı, dolayısıyla davacı markasının "... ..." olarak değerlendirilmesi halinde dahi marka işaretleri arasında benzerlik olmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda, taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerliğin olmadığı, taraf markalarının, ortalama tüketicilerce ilişkilendirilmeyeceği ya da dava konusu başvurunun, davacı markalarının serisi olarak algılanmayacağı sonucuna ulaşılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, her ne kadar taraf markalarının kapsamlarındaki hizmetler arasında benzerlik mevcut ise de taraf marka işaretlerinin benzer olmadığı, "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ... ..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kabul edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.
İlk derece mahkemesince açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı TÜRKPATENT vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 27/09/2022 gün ve 2021/234 Esas - 2022/281 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6-Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 492,00-TL istinaf yoluna başvurma harcı ve 42,50-TL posta gideri olmak üzere toplam 534,50-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7-Diğer davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip resen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davalı kurum tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde davalı kuruma iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.