T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/09/2022
NUMARASI : .....
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2022 tarih ve 2021/136 E. - 2022/283 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, .... başvuru numaralı “...” ibareli başvurunun ilamına yapılmış olan itirazın reddine yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun ..... sayılı “... ..... ...” ibarelerinin karıştırılma ihtimali olduğu gerekçesiyle SMK’nın 6. maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraza ilişkin inceleme sonucunda, verilen kısmen kabul kısmen ret kararının hukuka uygun olmadığını, “... ...” markalarının yapılan incelemede dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, “... .....” ibareli markaların esaslı unsuru olan “...” ifadesinin itiraza konu olan “...” ibareli başvuru markasının esaslı unsuru olduğunu, başvuru sahibi markaların faaliyet göstereceği alan ve başvuru sahibinin müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği dikkate alındığında, kısmi redde rağmen başvuru sahibine markasını kullanma imkanı verilmesi itibarı ile açık bir çelişki ve hukuka aykırılık yaratıldığını, başvuru sahibinin kötüniyeti olduğunu, başvurucunun sektörde liderliği tartışmasız olan müvekkiline yakınlaşma amacı içinde olduğunu, müvekkilinin tanınmışlığından dolayı başvuruya konu marka tescil başvurusunun SMK’nın 6/5. maddesi uyarınca talep edilen tüm mallar bakımından reddine karar verilmesi gerekirken müvekkiline ait markaların tanınmış marka korumasından mahrum bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, başvuru sahibinin markasının tescil edilmesi durumunda 6012 sayılı kanunun 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet yaratacağının her halükarda tartışmasız olduğunu ileri sürerek başvuru markasının kısmen kabulü yönündeki YIDK kararının kaldırılması ile başvuru markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, 6769 s. SMK’nın 6. maddesi hükmü uyarınca çekişmeli olan “.......” markalarının mal ve hizmet kodlarının benzer veya aynı olan kısımların ayıklandığını, bu suretle bu markaların aynı faaliyette kullanılmasının YİDK kararı ile zaten engellenmiş olduğunu, itiraza konu “... .......” markalarının tanınmış markalar olmadığını, dava konusu “... ....” markalarının müvekkili olan şirketin tescil başvurusunda bulunduğu “...” markası ile benzer olduğunu iddia etse de bahsi geçen markaların itiraza konu” ...” markası ile fonetik veyahut anlamsal benzerlik taşımadığının sarahaten görüldüğü, davacı şirketin itiraz hakkına sahip olabilmesi için davaya konu markalarını son 5 yıl içerisinde aralıksız ve somut bir şekilde kullandığını SMK m.19/2 hükmünce ispat etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı...vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının markasının düzyazı şeklinde “...” ibaresinden oluştuğu, markaya konu kelimelerin tek başına ayırtediciliği düşük ibareler olmakla marka imajının bu ibarenin tamamı olduğu, davacının markalarından 2014/06838 sayılı markasının şekil unsuru ve renkli şekilde slogan olarak” ... ...” ibaresinde oluştuğu, karma marka niteliğinde olduğunu, markanın esas unsurunun tamamı üzerinde olduğu, davacının diğer markalarının ise beyaz zemin üzerine düzyazı şeklinde herhangi bir şekil unsuru da içermeyen “...... ...” ibarelerinden olduğu, bu markalardaki “.......” ibarelerinin tanımlayıcı ve jenerik ifadeler olmakla tek başına ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu nedenle her bir markanın ibarelerinin tamamının marka imajını yansıtan esas unsur niteliğinde olduğu, davaya konu marka ile daha önceden davacı adına tescilli markalardan sadece 2011/01835 sayılı “... ...” ibareli markanın ilk bakışta göze çarpan unsurlarının birbirinden marjinal şekilde farklılaşmadığı, davacıya ait markanın önemli kısmının davalı markasında müstakil olarak yer alması karşısında taraf markalarının görsel olarak benzer oldukları, davacıya ait diğer markaların ise zayıf ibarelerden oluşması ve başkaca unsurlar içermeleri nedeni ile benzer olmadığı, taraf markalarında ortak bulunan “...” ibaresinin İngilizce sözlükte .....anlamlarına geldiği , “...” ibaresi ile “...” ibarelerinin ise .....anlamlarına geldiği, 2011/01835 sayılı marka dışında kalan markalar bakımından davacı tarafın zayıf marka seçmiş olmakla diğer başvuru sahiplerinin yapacakları küçük değişiklikler ile bu ibareleri kullanmalarına katlanma yükümlülüğünün bulunduğu, 2011/01835 sayılı “... ...” ibareli marka yönünden ise davalı markasının bu anlamdan uzaklaşmadığı, zayıfta olsa ayırt edicilik sağlayacak ibarelere yer vermediği, bu kapsamda davalı markası ile davacıya ait 2011/01835 sayılı “... ...” markalarının kavramsal olarak benzer oldukları, ... ibaresinin aynı, ... . ... ibarelerinin ise yüksek derecede ses benzerliğine sahip olmakla davalı markası ile davacıya ait 2011/01835 sayılı “... ...” ibareli taraf markalarının sesçil olarak benzer olduğu, davalı markası ile davacıya ait 2011/01835 sayılı “... ...” sayılı markanın görsel, kavramsal ve sesçil olarak birbirlerine benzemesi karşısında markaların bütünsel olarak benzer olduğu, bununla birlikte benzer bulunan 2011/01835 sayılı “... ...” ibareli marka yönünden YİDK kararı sonrası davalı markasında kalan mal ve hizmet sınıfları yönünden gerek ayniyet gerek benzerlik yönünden ilişki bulunmadığı, davacının 2011/01835 sayılı “... ...” ibareli marka yönünden tanınmışlığını ispata yetecek güçte delil sunamadığı, SMK'nın 6/5. maddenin uygulama şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "... .. ..." ibareli markaların esaslı unsuru olan "..." ifadesinin itiraza konu "..." ibareli başvuru markasının esaslı unsuru olduğunu,......anlamlarına gelen ... ve ... ... ibareleri arasında ise anlam itibarı ile kaçınılmaz bir benzerlik ve çağrışımın söz konusu olduğunu, hal böyleyken ... ..., ..... ... markalarının benzer olduğunu, müvekkilinin ”...” ve türevi markaların gerçek hak sahibi olduğunu, markanın tanınmışlığı yönünden yeterli derecede delil sunulduğunu, halihazırda “...” esas unsurlu markalar üzerinde müvekkilinin önceki tarihli marka tescilleri bulunmaktayken söz konusu ibarenin ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan “.......” markasının tesciline müvekkilinin tescil sınıflarının aynısı ile kısmen dahi olsa cevaz verilmesinin benzer iki markanın mevcudiyetine neden olacağını, başvuru sahibine ait markanın kısmen tescilinin kabulü halinde dahi olsa, tüketiciler nezdinde karıştırma ihtimalini gündeme getireceğini, müvekkilinin markalarının ticari itibarı ve piyasadaki bilinirlik düzeyinin her her halükarda zarar göreceğini, 6769 s. SMK’nın 6/5 maddesi belirtilen hallerin var olduğunu, kötüniyetli olarak gerçekleştirilen marka tescilinin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin “...” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet “... . ..." unsurlu markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira markalar arasında benzerlik incelemesinde “bütünsel değerlendirme” yapılması gerektiği, buna göre markaların unsurları bölünerek, değerlendirme yapılmasının hatalı olacağı, davalının markasının düzyazı şeklinde “...” ibaresinden oluştuğu, markaya konu kelimelerin tek başlarına ayırtediciliği düşük ibareler olması nedeniyle marka imajının bu ibarenin tamamı olduğu, davacının markalarında da esas unsurunun markaların tamamı üzerinde olduğu, markaların zayıf ibarelerden oluştuğu, diğer yandan davaya konu marka ile daha önceden davacı adına tescilli markalardan sadece 2011/01835 sayılı “... ...” ibareli markanın benzer oldukları, 2011/01835 sayılı “... ...” ibareli markanın davalı markasından uzaklaşmadığı, zayıfta olsa ayırt edicilik sağlayacak ibarelere yer vermediği, ancak benzer bulunan 2011/01835 sayılı “... ...” ibareli marka yönünden YİDK kararı sonrası davalı markasında kalan mal ve hizmet sınıfları yönünden gerek ayniyet gerek benzerlik yönünden ilişki bulunmadığı, SMK'nın 6/5. maddesinin ve diğer iddiaların uygulama şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.