T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/12/2022
NUMARASI :.....
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/12/2022 tarih ve 2020/47 E. - 2022/982 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya taşıma hizmeti verildiğini, taşıma ücretine ilişkin 30/09/2019 tarihli .... nolu 18.520,32TL bedelli faturanın Ankara 38. Noterliğinin 09.10.201 tarih ve .... yevmiye nolu ihtarnamesi davalıya tebliğ edildiğini, fatura bedelinin ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2019/16666 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yasalara ve yönetmeliklere uygun olarak okul servis taşımacılığı yapmak için gerekli araçlarının, personelinin ve yetki belgelerinin olmadığını, bu nedenle davacı ile taşıma sözleşmesi yapılamadığını, tüm bu yasal düzenlemelere aykırı şekilde ve risk oluşturarak öğrencileri taşımaya kalktığı için servis hizmeti için başka bir şirketle anlaşmak zorunda kaldıklarını, velilerin endişelerinden dolayı 2 öğrenci kaybettiklerini, bir öğrencinin kayıt parası 23.000,00-TL olup, bu nedenle 46.000,00 TL zarara uğradıklarını, davacını kusurlu olsa da bir hizmet ifa ettiği kanaatine varılırsa da talep edilen ücretin ... ..... yayınladığı güncel tarifeye uygunluğu denetlenerek belirlenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, ....12/03/2021 tarihli cevabi yazısında davacı şirket ile ilgili ruhsata ilişkin kayıt olmadığının belirtildiği, tazminat, bedel vb. herhangi bir talepte bulunamayacağı, okul öğrenci servis taşımacılığının yasalara uygun şekilde yapıldığına ilişkin belgelerin ve öğrenci taşıma servis hizmetine yönelik alacak miktarının belirlenebileceği "öğrenci araca alım ev- okul mesafelerine" ilişkin yol, km ve uzaklığa göre verilen hizmet bedeline ilişkin belgelerin ibraz edilmediği, yükümlülüklerinin ve servis güzergahlarının belirlenemediği, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 25/2 ve 22 2, Türk Ticaret Kanunu m. 18/2 ve Türk Medeni Kanunu m. 2 gereğince mübrez belgelere göre fatura bedeli ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu taşıma hizmetini yerine getirdiğinin ispatlandığını, davalının tanıklarının dahi bu durumu doğruladığını, davalının dava konusu icra takibine konu faturaya 8 günlük yasal sürede itiraz etmediğini, mahkeme taşıma yapılan mesafeye ilişkin belgelerin ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, taşıma yapıldığı ispatlandığına göre mahkemece yapılması gerekenin asgari sınırdan müvekkilinin ücrete kazandığını tespit etmek olduğunu, ayrıca mahkemece bu hususta tanıklarının dinlenilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulü karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, taşıma ücretine ilişkin faturaya dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda özet kısmından anlaşılacağı üzere, davacı taraf davalıya taşıma hizmeti verdiğini, taşıma ücretine ilişkin fatura tutarının ödenmediğini ileri sürmüş, davalı tarafta davacı tarafından usulüne uygun şeklide taşıma hizmeti verilmediğini, usulüne uygun olmasa da taşıma hizmeti verildiğinin kabulünde de taşıma ücretinin ilgili Konferdasyonun yayınladığı güncel tarifeye göre belirlenmesi gerektiğini savunmuş, ilk derece mahkemesince de davacının, icra takibinde tahsili talep edilen faturaya konu öğrenci servis taşımacılığının ilgili mevzuata uygun şekilde yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu icra takibine dayanak faturada 09.09.2020-30-09-2020 tarihleri arasında 16 öğrencinin taşıma bedeli ve 27.09.2020 tarihinde ... ..., ... tekrar Batıkent'e yapılan taşıma bedeli olmak üzere iki kalem alacaktan oluşmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, bu fatura davalının ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Fatura tek başına alacağın varlığını ispatlamaya yeterli değildir. Faturanın tebliğ edilmiş olması da faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin ifa edildiğini göstermez. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/2912 Esas, 2016/14369 Karar sayılı ilamı) Faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunan kişi, faturada belirtilen alacağın doğmasına sebep olan edimin (mal teslimi, hizmet ifası vs.) ifa edildiğini ispatla mükelleftir. Somut uyuşmazlıkta, icra tkbien konu fatırad talep edilen 27.09.2020 tarihinde ... ..., ... tekrar Batıkent'e yapılan taşıma bedeli yönünden davacının bu taşımayı yaptığını ispatlayamadığı sabit ise de faturada talep edilen diğer alacak yönünden aynı sonuca varılması mümkün değildir.
Zira, davalı vekili 09/06/2021 tarihli celsede davacının bir kaç çocuğu iki hafta kadar süre müvekkiline ait okula getirip götürdüğünü, 22/12/2021 tarihli celsede davalı tarafça ruhsatı olmayan araçlarla ehliyeti olmayan sürücüler tarafından 2 hafta taşıma yapıldığını, 14/12/2022 tarihli celsede de 10-12 gün gibi kısa bir süre için davalının şahsi arabalarıyla beş altı çocuğu taşıdığını beyan etmiştir. Davalı vekili tarafından, bu beyanlarla, davacının bir süre için davalıya taşıma hizmeti verdiği kabul edildiğinden, ilk derece mahkemesinin taşıma hizmeti verildiğinin ispatlanmadığı yönündeki gerekçesi yerinde değildir. Her ne kadar davalı tarafından, davacının okul servisi taşımacılığı için gerekli izin ve ruhsatları almadan taşıma yaptığı ve bu suretle usulüne uygun yapılmayan taşıma için davacın ücret talep edemeyeceği savunulmuş da buna rağmen davacının taşıma yapmasına izin veren davalının savunmasının TMK'nın 2. maddesine aykırı olduğu değerlendirildiğinden, davalı tarafın bu savunmasına itibar edilmemiştir. Ayrıca davalı taraf cevap dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarında davacının usulüne uygun olarak yerine getirilmeyen taşıma hizmeti nedeniyle 2 öğrencinin müvekkiline ait okuldan ayrıldığını, müvekkilinin bu nedenle 46000 TL zarara uğradığını ileri sürmüşse de bu hususta cevap dilekçesinde açıkça takas/mahsup defi'nde bulunmadığından davalının bu savunması da davacının talep edebileceği taşıma ücreti yönünden sonuca etkili görülmemiştir.
Davalı vekilinin yukarıda bahsi geçen kabul beyanları taşıma hizmetinin verildiğinin süre ve taşıma yapılan öğrenci sayısı bakımın çelişkili olduğundan, bu durum davalı lehine yorumlanarak, davacının davalıya 6 öğrenci için iki hafta süreyle taşıma hizmeti verdiğinin kabulü gerektiği kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru görülmemiştir.
Bu belirlemelerden sonra davacının 6 öğrenci için iki hafta süreyle yaptığı taşıma için talep edebileceği taşıma ücretinin belirlenmesine gelince, dosya kapsamında taraflar arasında düzenlenmiş, taşıma ücretinin tespitinde esas alınabilecek bir sözleşme v.s belge bulunmamaktadır. Davacının bu hususta davalı tarafa düzenlediği icra takibine konu faturada, 09.09.202020-30-09.2020 tarihleri arasında 16 öğrencinin okula gidiş-dönüş taşıma bedeli açıklamasına yer verilerek bu kalem alacak yönünden talep edilen tutar açıkça belirtilmiştir. Davacı taraf anılan faturanın davalıya ihtarname ile birlikte tebliğ edildiğini ve davalının 8 günlük yasal sürede itiraz etmediğini ileri sürmüş ve noter marifetiyle düzenlendiği anlaşılan bahsi geçen ihtarnameyi dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz etmiştir. Ancak dosya kapsamından anılan ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere fatura tek başına davalı tarafa tebliğ edilmesi ve davalı tarafça bu faturaya itiraz edilmemesi dava konusu faturada belirtilen hizmetin verildiği anlamına gelmez ise de, 6102 Sayılı TTK'nın 21/2 maddesi uyarınca tebliğ edilen faturaya 8 günlük sürede itirazda bulunulmaması fatura münderecatının kabul edildiği sonucunu doğurur. Somut olayda da, dava konusu faturada herhangi bir mesafe, güzergah belirtilmeden global olarak 16 öğrencinin 09.09.2020-30.09.2020 tarihler arasındaki taşıma bedeli açıklamasına yer verilmiştir. Yani fatura içeriğinden 16 öğrenci için 3 haftalık taşıma ücreti talep edildiğinden, 1 öğrenci için talep dilen taşıma ücreti esasen bellidir.
O halde ilk derece mahkemesince yapılması gereken, öncelikle dava konusu icra takibine faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği, davalının bu faturaya itirazda bulunup bulunmadığı, fatura davalıya tebliğ edilip davalı tarafça itiraz edilmemişse, dava konusu faturada bu alacak yönünden talep edilen bedele göre davacının 6 öğrenci için iki hafta süreyle yaptığı taşıma nedeniyle talep edebileceği ücretin belirlenmesi, dava konusu faturanın tebliğ edilemediği veya davalı tarafça faturaya itiraz edildiğinin tespit edilmesi halinde de davacının istinaf itirazında kabul ettiği gibi ..... müzekkere cevabında bildirilen asgari tutar dikkate alınarak, gerektiğinde bilirkişi marifetiyle, davacının 6 öğrenci için iki hafta süreyle yaptığı taşıma neden ile talep edebileceği ücretin belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/12/2022 gün ve 2020/47 E. - 2022/982 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
6-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.