T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1151
KARAR NO : 2025/1495
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/02/2023
NUMARASI : 2022/44 E. - 2023/71 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/02/2023 Tarih ve 2022/44 Esas - 2023/71 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2020/15099 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin 2010/04323 sayılı markasına dayalı itirazı üzerine müvekkili başvurusunun 43. sınıftaki hizmetler yönünden reddedildiğini, ret kararının SMK'nın 6/1 ve 6/3 maddelerine dayandığını, ret gerekçesinin müvekkiline açılan hükümsüzlük davası olduğunu, henüz kesinleşmemiş bir kararın dikkate alınamayacağını, müvekkilinin "..." ibaresini 1966’dan beri kullandığını, taraf markalarının karıştırılmayacağını, döner ve işkembenin farklı gıdalar olduğunu, davalının kötü niyetli olarak itirazda bulunduğunu, davalının "... " ibareli markasının işlevine uygun şekilde, müvekkilinin başvuru tarihinden önce ticaret alanında yoğun şekilde kullanıldığı kanaatine varılıp müvekkili markasının kısmen reddedildiğini, bu kararın da yerinde bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-10134 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında başvuru kapsamında çıkarılan hizmetler yönünden karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının da oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davacının marka başvurusu aşamasında dayanmadığı iddia ve markalara, YİDK kararının iptali istemli bu davada dayanamayacağını, davacının dayandığı tescilli markaların hükümsüzlüğü istemiyle hükümsüzlük davası açtıklarını, davacının işbu davada markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunduğunu reddetmesine karşın, müvekkili markalarına karıştırılma olasılığı bulunduğu gerekçesiyle itiraz ettiğini, bunun çelişkili davranış olduğunu, tüm Türkiye’de tescil ve kullanım önceliğinin müvekkiline ait bulunduğunu, davacının sunduğu kullanımların başkalarına ait olduğunu, müvekkilin 1988’den beri markasını kullandığını, "..." adresinin müvekkiline ait olduğunu, davacının yargılama konusu 2020/15099 sayılı marka tescil başvurusuyla aynı anda gerçekleştirdiği marka tescil başvurularının, davacıya bir hak sağlamasının mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının " ..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " ..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, diğer yönden başvurunun kapsamındaki 43. sınıfa dahil hizmetler ile davalı markasının benzer/ilişkili ve bağlantılı hizmetler olduğundan emtia benzerliği şartının da gerçekleştiği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu, davacıya ait marka başvuru tarihi 06/02/2020 olup davalının bu tarihten önce "... işkembecisi" ibaresini, markanın işlevine uygun şekilde, yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri bakımından ticaret alanında yoğun şekilde kullandığı, davalının tescilsiz olarak kullandığı "... " ibaresi ile davacının " ..." ibareli markası arasında iltibasa yol açabilecek düzeyde benzerlik bulunduğu, davalının SMK'nın 6/3 maddesine göre yaptığı itirazın ve bu açıdan alınan YİDK kararının yerinde ve doğru olduğu, davacının yukarıda tabloda gösterilen daha önceki tescilli markalarından olan ... markası ile ... markasının tescil tarihleri ile davacın başvuru tarihi esas alındığında halen hükümsüzlük tehtidi altında bulunması nedeniyle kazanılmış hak koşulunun da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, “...” ibaresinin asıl ve gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, dosyada mevcut bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığını, söz konusu rapor esas alınarak yerel mahkeme tarafından karar verilmesi yerinde bulunmadığını, müvekkilinin marka başvurusu ile davalı şirket tarafından itiraza dayanak gösterilen markanın karıştırılmasının mümkün olmadığını, hatalı ve eksik inceleme sonucunda verilen yerel mahkeme kararının tarafımızca kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin, dosyada bulunan delillerden, “...” markasını, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri yönünden kesintisiz, ciddi ve yoğun bir şekilde kullandığının, bu kullanım sonucunda da markasal olarak korunması gereken ekonomik bir değer kazandırdığının ispat edildiği, davalının tescilsiz markasal kullanımlarında, “...” ibaresinin tanıtma vasıtasının baskın/tek unsuru olarak kullanıldığı, davacının dava konusu marka başvurusunun ise "..." olduğu, bu markalar arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, davalının markasal kullanımlarının davacının markasını tescil ettirmek istediği yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinde gerçekleştiği, diğer hizmetlerin ise yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinden giderdikleri ihtiyaçlar, hedeflenen tüketici profilleri, birbirleri yerine ikâme imkanları olmaması itibariyle farklılaştığı, dolayısıyla benzer olarak nitelendirilemeyeceği, davalının gerçek hak sahipliğinden doğan haklarının, davacının 2020/15099 sayılı markasının kapsamında bulunan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri açısından tesciline engel olabileceği, davacının müktesep hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davacının marka başvurusu, başvuru kapsamında kalan 43/1. sınıftaki hizmetler yönünden SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca reddedilmesinin yanı sıra 43. sınıf hizmetlerin tamamı yönünden de, davalının 2010/04323 sayılı "... ..." ibareli markasına dayalı olarak, SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında reddedilmiştir. 2010/04323 sayılı davalı markası "... ..." ibareli olup, ..." ibaresi, "..." ibaresine göre daha büyük puntolarla ve öne çıkacak biçimde tertip edilmiştir. Dava konusu başvur"..." ibaresi ile şekil unsurundan meydana gelmiştir. Buna göre davacının markasında kullanılmış olan şekil unsurunun ve kompozisyonun markaya ayırt edicilik kattığı, davalının “... ...” markasında “...” kelimesinin, “...” kelimesinden ziyade ilk bakışta/ön planda algılandığı, işaretlerde ortak ve uyuşmazlık konusu olan “...” ibaresinin, yaşadığımız toplumda iyi bilinen, 16. yüzyılda Bolu’da yaşamış bir halk ozanının adı ve “... ” olarak bilinen ünlü bir edebiyat eserinin adı olduğunun belirlendiği, ayrıca “...” kelimesinin, toplumumuzda sıklıkla rastlanan bir soyadı olduğu, davacının marka başvurusunun davalının bir şahsın ismini/soy ismini markalaştırmış olduğu algısı yaratan kelime markasından farklılaştığı, davacının marka başvurusu ile davalının ... ... markasının görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzer olmadığı kanaatine varılmış, anılan markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi koşulları oluşmadığından, bu yönden YİDK kararının yerinde bulunmadığı kabul edilmiş, davalı Şirketin "..." ibareli diğer markalarına ise marka başvurusuna itiraz aşamasında dayanmadığı, dolayısıyla bu markaların YİDK kararının iptaline yönelik işbu davada değerlendirilmesi mümkün görülmemiş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin yerinde görülen istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiş, HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kaldırılarak, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/02/2023 gün ve 2022/44 Esas - 2023/71 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-Davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 09.12.2021 tarih, 2021-M-10134 sayılı kararının, 43. sınıftaki "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakım (kreş) hizmetleri. Hayvan için geçici barınma sağlama hizmetleri. " yönünden KISMEN İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduklarından, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
7-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.400,00-TL bilirkişi ücreti, 210,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 140,00-TL tebligat masrafından oluşan toplam 3.242,50-TL'nin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 3/4 kabul edilerek hesaplanan 2.431,88- TL'ye, 80,70-TL peşin harç ile 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 2.593,28-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
10-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...