T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/03/2023
NUMARASI ....
DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzü, Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması,
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/03/2023 tarih ve 2021/123 E. - 2023/89 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 1967 yılında kurulan, halen ülkenin önde gelen ... şirketlerinden olan müvekkilinin 50 yıldan uzun süredir sürdürdüğü faaliyetlerini "..." markası altında topladığını, markanın uzun yıllara dayanan aralıksız, yoğun kullanım, yapılan reklamlar ve tanıtım çalışmaları ile tanınmış marka niteliğini kazandığını, çok öncesine dayalı kullanım mevcut ise de markanın ilk kez 1988 yılında tescil edildiğini, müvekkilinin halen "..." ibareli 106 adet markasının mevcup olup genellikle 29,30 ve 32. sınıfta tescilli olduklarını, hal böyle iken davalı şirketin müvekkilinin markası ile ayırt edilemeyecek benzerlikteki "... ..." ve "..." markası altında üretim yaptığını, internet alan adında ve ticaret unvanında kullandığını, davalının müvekkilinin markası ile birebir aynı olacak şekilde ... ve "..." şeklindeki kullanımının markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik nedeniyle müvekkilinin markası ile iltibasa neden olarak marka hakkını ihlal ettiğini, tarafların aynı sektörde faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin kapsamında bulunan “..., ..." ve diğer yiyecek, içecek grubu ürünler ile dava konusu “....” emtialarının benzer/ilişkili olduğunu, ortalama tüketicinin müvekkilinin markaları ile aynıyet derecesindeki marka kullanımı nedeniyle karıştırma ihtimalinin yüksek olduğunu, davalının müvekkilinin tanınmış ... markalarını ayırt edilemeyecek şekilde ticaret unvanında kullanmasının marka hakkına tecavüz yanında TTK 54. madde kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, "..." ibareli başvurusu reddedilmiş olan davalının davalının “........” ibareli 99/017417, 2008/34093, 2015/55699 sayılı markaları 29 ve 30. sınıflarda tescilli talebinde bulunduğunu, bu markalar ile müvekkilinin ... markası arasında görsel, işitsel kavramsal benzerlik olup markalardaki "..." ibaresi dışındaki ibarelerin markaya bir ayırt edicilik katmadığını, markaların tescilli olduğu sınıflar ile müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflar aynı olduğundan markalar arasında emtia benzerliği şartının gerçekleşmiş olduğunu, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız bir menfaat elde etmek amacıyla benzer bir markayı tescil ettirdiğini, davalının markalarının müvekkilinin markasının ayırt edici karakteri ve itibarına zarar verdiğini ve müvekkilinin tanınmış markasından haksız kazanç elde etme amacıyla “...” ve “...” ibareli markaları tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin 99/017417, 2008/34093, 2015/55699 sayılı markaları, 5 yıl içinde kullanmaması sebebiyle markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı şirket adına 99/017417, 2008/34093, 2015/55699 sayı ile tescilli markaların tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne, davalının her türlü yiyecek ve içecek ürünü üzerinde “...” ibaresini kullanmasının, müvekkilinin tescilli markaları ve ticaret unvanına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına," ".......” ibaresini taşıyan ürünlere, bunların ambalajlarına, münhasıran bu ürünleri üretmek için kullanılan aletlere ve tanıtım materyallerine el konulmasına, toplatılmasına, imhasına, imhası mümkün olmaz ise üzerlerindeki marka işaretinin silinmesine, müvekkiline ait tescilli markaların aynı ve benzerlerini kullanmak şeklindeki eylemin haksız rekabet ettiğinin tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, markayı/tanıtma vasıtasını ihtiva eden her cins etiket, mahfaza ve ticari evrakın vs. ile tanıtım malzemelerinin ve işyeri tabelasının kaldırılmasına, silinmesine ve mümkün olmaması halinde imhasına, davalıya ait ... alan adının tahsisinin iptali ve kullanımına son verilmesine, davalı şirketin ticaret unvanının iptaline ve sicilden terkinine, davalı şirketin reklamlarının durdurulmasına, gideri davalıdan alınmak üzere, kesinleşmesini müteakip marka hakkına tecavüz davasına yönelik kararın yayımlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirketin yerleşim yerinin İstanbul olup SMK 156/5 maddesi uyarınca yetkili mahkemenin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, müvekkilinin ... üretiminde ülkenin lider kuruluşu olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanında "..." ek ibaresi yer alırken davacının ticaret unvanında "..." ek ibaresi mevcut olduğundan farklı ticaret unvanlarına sahip olduğunu, anılan ticaret unvanının 1997 yılından beri müvekkili tarafından kullanılmakta olup bu süre boyunca davalının herhangi bir itirazının bulunmadığını, aynı şekilde 20 yıldan beri kullanılan "..." alan adının iptalinin istenmesinin TMK 2. maddesine aykırı olduğunu, davacının ... ve modifiye ... emtialarında tescilli markasının bulunmadığını, davacının müvekkilinin faaliyet alanı içinde tanınmışlığı bulunmadığını, "..." ibaresinin “..., glikoz ve früktoz” dahil herhangi bir ... maddesi yönünden ayırt ediciliği zayıf olduğundan ekli ibareler ile ayırt ediciliğin sağlandığını ve müvekkili kötü niyetli olmadığı gibi esasen 20 yıl sonra "..." ibaresinin müvekkili tarafından kullanılmadığını iddia eden davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, uzun yıllardan beri süreklilik arz edecek şekilde davalının markasal kullanımı söz konusu olmasına rağmen taraflar arasında herhangi bir hukuki çatışma çıktığına dair dosya kapsamında delile rastlanmadığı, hayatın olağan akışına göre davacının davalıyı ve ilgili kullanımlarını bildiği, ya da en azından bilmesi gerektiği, bu süre boyunca tüketicilerce taraf markaları karıştırılmadığı gibi tüketicilerin markaların farklı firmalara ait olduğu hususunun bilincinde olduğu, zayıf bir marka tescil ettiren davacının, yapılacak küçük değişikliklerle markanın başkaları tarafından kullanılmasına katlanması gerektiği, ayrıca uzun yıllar boyunca davalının markasal kullanımına sessiz kalan davacını sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerçekleşmiş olup markaya vaki tecavüz ve haksız rekabet iddialarına dayalı dava hakkını yitirdiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, sessiz kalma yoluyla hak kaybından bahsedebilmek için, marka sahibinin bu kullanımdan “haberdar” olduğunun ispatı gerektiğini, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve bu nedenle birbirlerinden haberdar olması gerektiği ifade edilmişse de, müvekkilinin davalı şirketten haberdar olmasının mümkün olmadığını, zira davalı şirketin faaliyetinin ihracat odaklı olup iç piyasadaki faaliyetinin pek düşük olduğunu, davalının sunmuş olduğu belgelerin tamamının uhdesindeki üretim izinleri, gümrük beyannameleri, ruhsatlar gibi dışarıdan erişimin mümkün olmadığı belgeler olduğunu, ... arama motoru üzerinden "..." ibaresi ile yapılan aramada davalı şirketin ilk 10 sayfada görünmediğini, "... ..." ibaresi ile bir arama yapıldığında dahi sonucun değişmediğini, "..." alan adının 2000 yılından bu yana davalı tarafından kullanılıyor olması sessiz kalmaya dayanak yapılmış ise de, "..." ibaresinin bilinmediği bir durumd bu alan adına dayalı karar verilemeyeceğini, davalı şirketin herhangi bir reklam ve tanıtımı, sosyal medya hesabının bulunmadığını, bu kullanımdan müvekkilinin haberdar olmasından çekinen davalının bu nedenle "...... ..." ibareli marka başvurusunda dahi bulunmadığını, davalı şirketin TMK'nın 6. maddesi uyarınca markasal kullanımın müvekkili tarafından bilindiği iddiasını ispatlamadığını, salt tacir olmasının müvekkilinin bu durumu bilmesi için yeterli bir neden oluşturmadığını, "... ve ... markalarının kullanmama nedeniyle iptali istemli İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan davada düzenlenen bilirkişi raporunda farklı bir sonuca varıldığını, davalının kötü niyetli olması nedeniyle sessiz kalma suretiyle hak kaybından söz edilemeyeceğini, gerekçeli kararda kötü niyete ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının ... emtiasına ilişkin kullanımı bulunmadığından markaların benzer olmadığını, ... ibaresinin zayıf marka niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin markasındaki ekler ile ayırt ediciliğin sağlandığını, davacının ... emtiasında üstün ve öncelikli hakkı bulunmadığını, bu itibarla mahkemenin müvekkilinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin gerekçesini kabul etmediklerini, öte yandan davacı tarafından tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması, ticaret unvanının iptaline ve sicilden terkini ile alan adının iptali şeklinde üç ayrı talep bulunmakla, müvekkili lehine ayrı ayrı üç vekalet ücretine karar vermek gerekirken tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın belirtilen gerekçelerle kabulü ile her bir talep için ayrı ayrı lehine vekalet ücretine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti ile ticaret unvanı terkini istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının ticaret unvanının14/3/1997 yılında tescil edildiği, "..." alan adının 6/4/2001 tarihinde davalıya tahsis edildiği, davalının bu tarihten itibaren bu sitede "..." ibaresini markasal biçimde kullandığı, bunun dışında da davalının söz konusu ibareyi markasal biçimde kullanımının dosyadaki faturalar, ambalajlar, sertifikalar esas alındığında 2000 yılına kadar gittiği, davalının markasal kullanımlarından yaklaşık 21 yıl sonra açılan işbu davada, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, reddedilen maddi olamayan talepler nedeniyle mahkemece davalı yararına takdir edilen vekalet ücretinin AAÜT'nin 13/2. maddesine uygun bulunduğu ve hükümsüzlük talebi ile açılan davanın tefrik edildiği anlaşılmakla, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, taraflarca istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'er-TL'nin taraflardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında taraflarca yapılan yargılama giderlerinin taraflar uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.