T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/04/2023
NUMARASI : .....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2023 tarih ve 2022/300 E. - 2023/132 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 04.08.2017'de Türkiye'de 10.12.2020 tarihinde ise Fransa'da kurulmuş olan şirketler vasıtası ile başta ABD, Fransa ve Türkiye olmak üzere birçok ülkede yazılım şirketi olarak faaliyet sürdürdüğünü, Türkiye'de ... ..... firmaları gibi büyük ölçekli kurumsal firmalara teknolojik veri işleme ve siber güvenliğe ilişkin yazılım hizmeti sunduğunu, müvekkili firmanın güvenlik hizmetini Ocak 2020 tarihinden bu yana "..." isimli marka altında pazarladığını, bu kapsamda müvekkilinin Ocak 2020 tarihinde ......com alan adını önceki sahibinden devraldığını ve bunun yanı sıra karıştırılma ihtimaline binaen ...... ....... ... ibareli alan adlarını da satın aldığını, müvekkilinin hizmet verdiği alan incelendiğinde, bu hizmetlerden yararlanacak hedef kitlenin, dikkat düzeyi yüksek tacir tüzel kişiler olduğunu, bu bakımdan anılan hizmetlerin, hizmet üzerinde detaylı inceleme yapan ve yanılma ihtimali düşük profesyonel tüketici kesimine hitap ettiğini, müvekkili tarafından başvurusu yapılan "..." ibaresinin, İngilizce "....." kelimelerinden meydana geldiğini, bu kelimelerin İngilizce olduğunu ve "..." kelimesi Türkçe'de "derin, gizli, karmaşık" anlamına geldiğini, "..." ibaresi ise "..." kelimesinin kısaltılmış hali olduğunu ve Türkçe'de "bilgi, istihbarat, malumat" anlamlarına geldiğini, her iki kelimenin de giriş seviyesinde İngilizce bilen bir kişinin anlayabileceği basit kelimeler olduğunu, "..." ibaresi işitsel olarak incelendiğinde "........" olarak iki hamlede telaffuz edilebileceğini, zira tüketicilerin markaları bildiği kelimelere ayırarak algılama eğilimlerinin bulunduğunu, itiraza mesnet "..." ibaresinin ise herhangi bir dilde karşılığının bulunmadığını, bu sebeple tüketiciler tarafından bir bütün olarak algılanacağını, markalar arasında fonetik, görsel ve kavramsal açıdan da benzerlik bulunmadığından markaların karıştırılma ihtimalinin olmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-6449 sayılı kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kurum vekili, davacının “...” ibareli markası ile diğer davalının itiraz konusu markaları ortalama düzeydeki tüketiciler nezdinde karıştırılabilecek derecede benzer olduğunu, ayrıca diğer davalının markaları kapsamında yer alan hizmetler ile davacının marka başvurusu kapsamında yer alan hizmetler de aynı/aynı tür bulunduğunu, bu nedenle anılan markaları yan yana gören ortalama tüketicilerin, anılan markaları kullananların aynı olduğu yanılgısına düşebileceklerini, kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davacının “...” ibareli markası ile müvekkili markası olan “...” ile karıştırılabileceği gibi müvekkiline ait markanın türevi veya aynı işletmenin farklı markaları olarak görünebileceğini ve müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektörde firmalarının bilinirliğini ciddi anlamda negatif etkileyeceğini, iki adet aynı alanlarda benzer faaliyetler gösteren ve “.....” gibi neredeyse aynı marka adına sahip firmaların karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı ve davalı markaları kapsamındaki hizmetlerin ayniyet/benzerlik/türdeşlik arz ettiği, davacı markası olan “...” ile davalıya ait “...” markası arasında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, YİDK kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, gerek bilirkişi raporunda gerekse gerekçeli kararda, ortalama tüketici kitlesi ve bunların davranış biçimlerinin yeterince ortaya konulamadığını ve diğer hususların incelenmesi aşamasında da bu hususun yeteri kadar dikkate alınmadığını, redde mesnet markanın ayırt ediciliğine ilişkin doğru değerlendirmeler yapılmış ise de benzerlik incelemesinin yapılmasında bu hususun gözden kaçırıldığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve farklılıkların tespitinde, açıklanan hususların göz ardı edildiğini ve bu kapsamda hatalı olarak markalar arasında karıştırılma ihtimali olacağı sonucuna varıldığını, oysa müvekkili başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, mahkeme tarafından yapılan değerlendirmenin, bilirkişi raporundaki yüzeysel değerlendirmelerin birebir kopyalanmasından ibaret olduğunu ve ilk derece mahkeme kararının salt bu nedenle dahi hatalı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf marka işaretleri arasında yüksek düzeyli görsel ve işitsel benzerlik olduğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, her ne kadar dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda "..." ibaresinin, bilişim alanında yaygın olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de bu ibarenin, anılan hizmetlerde tasviri ve tanımlayıcı olmadığı, ayırt ediciliği çok yüksek değil ise de taraf markaları arasındaki benzerlik düzeyi gözetildiğinde, ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin doğacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.