T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/12/2022
NUMARASI :...
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/12/2022 tarih ve 2022/69 E. - 2022/384 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ile davalı şahıs tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şahsın 2020/00640 sayılı ve "..." ibareli markanın 41. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı ... nezdinde başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin "... ..." ibareli markalarını mesnet göstererek başvuruya yaptığı itirazın ... 2021-M-12050 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış markalarıyla iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin öncelikli hak sahibi olduğunu, eğitim-öğretim hizmetleri bakımından müvekkilinin ibareye SMK'nın 5/2. maddesi anlamında ayırt edicilik kazandırdığını, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da tescil engeli bulunduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin ticaret unvanını da ihlal ettiğini ve haksız rekabet yarattığını ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M-12050 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, taraf markalarının benzer olmadığını, markaların karıştırılmayacağını, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarını kabul etmediklerini, "... ..." ibaresini taşıyan tescilli çok sayıda marka bulunduğu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... ...
" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; her iki taraf markasının "... ..." ibaresinin asli ayırt edici unsur olarak kullanıldığı, davalı markasındaki "..." ibaresinin yöre ismi olduğundan tanımlayıcı ve tali unsur olduğu; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu 41. sınıftaki hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden benzerlik nedeniyle davacının "... ..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... ..." ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak veya yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak veya yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, markalardaki benzerlikten dolayı ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşabileceğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibas koşulunun gerçekleştiği; aksi yöndeki bilirkişi görüşüne HMK'nın 282. maddesi uyarınca iştirak edilmediği; diğer yönden; davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/3. maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin kanıtlanmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK'nın 6/6. maddesi anlamında ticaret unvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiasının kanıtlanmadığı; dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 2021-M-12050 sayılı YİDK Kararının iptaline, dava konusu 2020/00640 sayılı marka tescil edildiğinden hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, "... ..." ibaresinin davacının tekeline verilemeyeceğini, bilirkişi heyetinin raporunda isabetli değerlendirmelere yer verdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, "... ..." ibaresinin 41. sınıfta somut ayırt ediciliğe sahip olmadığını, esas unsur yönünden de zayıf marka olduğunu, zayıf marka seçenlerin aynı ibarelerin farklı unsurlarla birlikte tesciline karşı çıkamayacağını, SMK'nın 6/1. maddesinin uygulanması için markalar arasında iltibas oluşmasının da gerektiğini, MEB kitapları incelendiğinde de dava konusu ibarenin SMK'nın 5/1-c, d ve f bendi uyarınca tek başına bir markanın münhasır veya esas unsuru olamayacağının görüleceğini, bilirkişi raporunda esaslı değerlendirmelere yer verildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararı iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının "... ..." ibaresinin asıl unsur olarak yer aldığı itirazına mesnet markaları arasında başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira gerek dava konusu başvurunun gerekse de davacının bahsi geçen itirazına mesnet markalarının asli unsularının "... ..." ibaresinden oluştuğu, her ne kadar anılan ibarenin 41. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği zayıf ise de, davacının anılan ibareyi eğitim ve öğretim hizmetlerinde kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği yönündeki ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden Dairemiz kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarih ve 2024/4266 E.-2025/2718 K. sayılı kararı ile onandığı, bu hale göre, dava konusu markanın davacının mesnet markalarından uzaklaşmadığı, dava konusu başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresi maruf bir yerleşim yerinin adı olup kimsenin tekeline bırakılamayacağı gözetildiğinde anılan ibarenin dava konusu marka başvurusunu davacının markalarından uzaklaştırmaya yetmediği, aksine tüketiciler nezdinde davacının "... ..." markasının ... bölgesine özel olarak tasarlanmış ve oluşturulmuş, seri markalarından birisi olduğu algısını yaratacağı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41. sınıf tüm hizmetler yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarih ve 2024/4266 E.-2025/2718 K. sayılı kararının da dava konusu "... ... ..." ibareli markanın davacının itirazına mesnet markalarıyla benzer bulunduğu, öte yandan, bilirkişilerin görüşü hakim için bağlayıcı olmayıp HMK'nın 282. maddesinde uyarınca hakimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği anlaşılmakla, davalı ... vekili ile davalı şahıs vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı ... vekili ile davalı şahıs vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... ile davalı şahıs vekillerinin istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50'er-TL'nin davalılardan ayrı ayrı tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı ... ile davalı şahıs vekillerinin yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalı ... ve davalı şahıs vekillerinin lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.