T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/02/2023
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurma, Önleme, Kaldırma , Manevi Tazminat
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/02/2023 tarih ve 2022/233 E. - 2023/60 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, ... markasının müvekkili tarafından ilk kez, 20.sınıf başta olmak üzere ilgili diğer sınıflarda 1992 yılında tescil edildiğini, anılan tarihten beri markanın yurt içi ve yurt dışında aralıksız ve çok etkin bir biçimde kullanıldığını, müvekkilinin bu kapsamda Türkiye genelinde oluşturduğu bayilikler, faal mağazalar ve süreklilik arz eden reklam kampanyaları vasıtasıyla markaya tanınmışlık sağlayarak son derece ayırt edici bir nitelik kazandırdığını, "..." markası altında mobilya, dekorasyon, ev aksesuarları gibi ürünlerin tasarımı, imalatı, satımı ve teslimatını da yaptığını, ürün ve hizmetlerini tanıtmak için "........." alan adına sahip internet sitelerinde tanıtıcı yayım ve ürün katalogları dağıtımında bulunduğunu, "..." markasının ayrıca ...sayısı ile tanınmış marka niteliği ile koruma altında olduğunu, hal böyle iken davalının .... uzantılı alan adı ve bu alan adı üzerinden yayım yapan internet sitesinde doğrudan müvekkilinin faaliyet alanı ve markasının kapsamında bulunan mobilya, minder, dekorasyon ürünleri, kumaş ve benzeri emtia ticareti yaptığını, müvekkilinin markasını birebir içeren bu markasal kullanımın öğrenilmesi sonrasında müvekkili tarafından davalıya bu faaliyete son verilmesi ihtarında bulunulduğunu, ihtara cevap vermeyen davalının markasal kullanıma da son vermediğini, "..." şeklindeki kullanımda müvekkilinin tescilli, tanınmış "..." markasının birebir yer aldığını, davaya konu ibarede yer alan “...” ibaresinin bütünsel algıda müvekkilinin markasından farklılaşmayı sağlamadığını, bu itibarla "..." ibaresi ile müvekkilinin markası arasında 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6. maddesi kapsamında iltibas ve halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede bir benzerliğin sabit olduğunu, ayrıca müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğinde olup davalının bu tanınmışlıktan haksız olarak faydalanma kastıyla ve kötü niyetli olarak hareket ettiğini ileri sürerek ... ibaresinin markasal kullanımının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, "..." ibareli her türlü ürün satışının önlenmesine, ürünlere el konulmasına, ürünler üzerindeki markanın silinmesine, gerekiyorsa ürünlerin imhasına, markanın ürünler üzerinde yer almasını sağalayan cihaz, makina ve benzeri araçlara el konulması ve imhasına, bu markayı taşıyan evrak vs belgelerin imhasına, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz oluşturan eylemleri nedeniyle 100.000 TL manevi tazminatın arabuluculuk son tutanağı tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline ve hükmün kesinleşmesinden sonra ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin dava tarihindeki yerleşim yeri Bursa'da bulunduğundan mahkemenin yetkisiz olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markanın tescili talebine yönelik davacının "..." markasına dayalı itirazının kurum tarafından reddedildiğini, davacının YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemiyle açmış olduğu davanın halen derdest olduğunu, dosyasıyla görülmekte olan markanın hükümsüzlügü davasının mevcudiyeti karsısında eldeki davada dava şartının gerçekleşmediğini, davacının hangi markaya dayandığının açık olmadığını, ancak her halde davacının markalarının 5 yıldan uzun bir süre önce tescilli olması nedeniyle kullanımının ispatı gerektiğini, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığını, kısa kelimelerden oluşan markalarda tek harf farklılıklarının dahi, markaların farklılaşması ve markalar arasındaki karışıklık riskinin ortadan kalkması için yeterli olduğunu, başlangıç unsurlarının sahip olması nedeniyle sessel ve görsel olarak oldukça farklılaştıklarını, hece sayısı, harflerin dizilimi, harf sayıları, kullanılan renk ve yazı karakteri ile baskın seslerin farklı olduğunu, ev anlamındaki "..." ibaresinin müvekkilinin markasında farklı bir anlama ve bütünselliğe sahip olduğunu, "..." ibaresinin ev ürünleri ve mobilya sektöründe zayıf bir marka olduğunu, düşük ayırt ediciliğe sahip bir marka seçen marka sahibinin bunun sonuçlarına katlanması gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı şirketin faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin markasının tüketici grubu bilinçli ve ... tüketici niteliğinde bulunduğundan markaların karıştırılmasının söz konusu olmadığını ve "..." markasının tanınmışlığının hiçbir belge ve bilgi ile desteklenmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalının iş yerinde ve internet ortamında mobilya, minder, dekorasyon ürünleri, kumaş ve benzeri emtialarda "... ibareli markasal kullanımı ile davacıya ait 2020/71984 sayılı "...." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunuyorsa da "..." ibareli markanın tescil başvurusunun 28/6/2022 ve 2020/71984 sayılı "...." ibareli markanın da 22/07/2022 tarihinde gerçekleşmiş olması nedeniyle bu markanın tecavüz davasına dayanak olamayacağı, davacı tarafından davalının "..." markasının hükümsüzlüğü talebiyle Ankara 5. FSHHM’nin 2022/183 Esas sayısı ile açılan dava derdest olduğu ve kimin lehine sonuçlanacağının belli olmadığı ve halihazırdaki tescile dayalı kullanımın korunması gerektiğinden bu dosyasının sonucunun beklenmesinin gerekmediği, davacının itirazına mesnet bir diğer markası olan 2015/24596 sayılı " ...." ibareli marka ile davaya konu marka kapsamında bulunan emtialar benzer olsa da, markalar arasında biçim, düzenleme, tertip tarzı ve davacı markasının bütünselliği nazara alındığında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlikten söz edilemeyeceği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, her iki taraf marka işaretini aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli markasal kullanımını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının 2015/24596 sayılı markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, markalar arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşmayacağından SMK 6/1 maddesindeki iltibasın, tanınmışlık iddiası farklı mal/hizmet sınıfına ait bir koruma sağlayacağından tanınmışlığın koşullarının oluşmadığı, kötü niyet varlığının kanıtlanmadığı ve ayrıca davalının 28/06/2022 tarihinde tescil edilen mobilya sınıfı dahil muhtelif sınıflarda kayıtlı 2020/160148 sayılı " ..." ibareli tescilli markası bulunduğundan davalının eyleminin haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait markanın davalı tarafından kendi markası içinde aynen kullanıldığını, davalı markasında yer alan “...” ibaresinin, bütünsel olarak tanınmış ... markasından farklılaşmayı sağlamadığını, tek başına hiçbir anlamı olmayan “...' ibaresinin ... ibaresinin başına bitiştirilmesinin markaların benzerliği hususuna etki etmeyeceğini, dolayısıyla, ... gibi bir ibareyi gören orta düzeyde algı/dikkat düzeyindeki bir tüketicinin, bu ibarenin müvekkilinin tanınmış ... markasını esas ve/veya yan unsur olarak içeren seri markalarından biri olarak algılayacağını, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda bu tespitler yer almış olmasına karşın mahkemece anlaşılamayan bir gerekçe ile raporun aksine bir sonuca varıldığını, davalının ... ibareli markasının tescili talebine yönelik itirazın reddi sonrasında müvekkili tarafından açılan YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talepli Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde açılan 2022/183 E. sayılı dava dosyasında davanın tüm yönlerden kabulü ile markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verildiğini ve bu karar ile somut olayda mahkemenin varmış olduğu sonucun taban tabana zıt olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı eylemlerinin müvekkili adına tescilli "..." ibareli markalara tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, Mahkemece, davacının markalarından 2020/71984 sayılı "... " ibareli markanın tescil başvuru tarihi ile davaya dayanak olamayacağı, 2015/24596 sayılı "......." ibareli markanın benzer mal ve hizmetleri içermesine rağmen benzer olmadığı, davalının 2020/160148 sayılı " ..." ibareli markasının tescilli olması nedeniyle bu markanın kullanımının tecavüz ya da haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçeleriyle dava reddedilmiştir.
Davacı tarafça yargılama aşamasında ve istinaf başvuru dilekçesinde davacının 2020/160148 sayılı "..." markasının tescili başvurusuna yönelik iyirazın YİDK tarafından reddi sonrasında açılan YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük davasında Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk M'ahkemesinin 2022/183 Esas sayılı dosyasında taraf markaları arasındaki benzerliğin sabit görülmesi ile davanın kabulüne ve YİDK kararının iptali ile birlikte markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini iddia etmiştir.
6769 sayılı SMK'nın 27/1 maddesi uyarınca markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, bu kararın sonuçları geçmişe etkili olacağından söz konusu hükümsüzlük davası sonucunda verilecek kararın bu davayı da etkileyeceğinin kabulü gerekir. Ayrıca davacı tarafından anılan davada davalıya ait "..." ibareli markalar ile davacıya ait "..." ibareli markalar arasında benzerlik bulunduğu yönünde bilirkişi tespitinin bulunduğu ve mahkemece bu tespitin hükme esas alındığı savunması yargılama ve istinaf aşamasında ileri sürülmüş, davacı vekili tarafından buna ilişkin duruşma tutanağı örneği dosya kapsamına sunulmuştur. Bu halde söz konusu kararın kesinleşmesi halinde anılan tespitin işbu davanın esasını etkileyecek mahiyette olduğu da muhakkaktır. O halde ilk derece mahkemesince anılan davada verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak, kesinleşmemişse kararın kesinleşmesinin beklenilmesi ve sonucuna göre işbu davadaki talebin değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 2022/183 esasında görülen dava sonunda verilecek olan kararın etkili olması nedeniyle kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiğinden ve sonucunun beklenilmesi gereken dava dosyası, işbu dava yönünden esasa etkili bir delil niteliğinde bulunduğundan, anılan dava dosyasında verilen kararın kesinleşmesinden sonra delillerin yeniden değerlendirilerek yeni bir karar verilmesi zorunludur. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 22/02/2023 gün ve 2022/233 E. - 2023/60 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/07/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.