T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/06/2021
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/06/2021 tarih ve 2020/277 E. - 2021/231 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2019/136991 numaralı “...” ibareli marka tescil başvurusunun SMK m.5/1-i uyarınca reddine karar verildiğini, başvuru bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt etme gücüne sahip olduğunu, gerek ... gerek ... ibarelerinin ... ürünleri üzerinde yoğun olarak kullanıldığını, başvurunun coğrafi kaynak konusunda yanıltıcı olmadığını, ... ilinin ... ile özdeşleşen bir özelliğinin bulunmadığını, ... ilinin rakıları ile ünlü bir kent olmadığını, dava konusu markaya müvekkili tarafından kullanımla da ayırt edicilik kazandırıldığını ileri sürerek, 08.08.2020 tarih ve 2020-M-6418 sayılı YİDK kararının iptaline, 2019/136991 sayılı marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu markada olduğu gibi coğrafi işaret içeren bir ibarenin tek bir kişinin tekeline verilmesi halinde, yine aynı alanda faaliyette bulunan bir başka kişi veya şirketlerin, dava konusu “... ...” ibaresini tek unsur, esas unsur, hatta yardımcı unsur olarak kullanamayacaklarını, kullanımları halinde, bu ibareyi daha önceden tescil eden kişinin SMK 5/1-ç ve 6/1 maddelerinde yer alan iltibas iddiasıyla karşılaşacağını, bu durumun rekabeti haksız bir şekilde sınırlandıracağını, vasıf belirten bir sözcüğü tek bir şahsın inhisarına bırakmanın ve başka markalarda yan unsur olarak kullanımına dahi engel olmanın markalar hukukunun temel ilkelerine de aykırı olacağını, YİDK kararının usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu marka başvurusunun reddedildiği mallar olan “Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller” mallarının, redde mesnet alınan coğrafi işaret olan distile alkollü içkinin hammaddesi olan üzüm, anason, suma ile aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka başvurusu ile redde mesnet gösterilen 136 tescil numaralı ve distile alkollü içkiler için 15.04.2009 tarihinden itibaren tescilli olan ... coğrafi işareti arasında ortalama tüketicilerin ilişkilendirmesine konu olacak düzeyde işaret benzerliği bulunduğu, zira başvuruda tescilli coğrafi işaret olan ... ibaresinin birebir ve başvurunun esas unsurlarından biri olarak yer aldığı, bu nedenle başvuru markasının tescil kapsamındaki ürünlerin tamamı bakımından redde mesnet gösterilen 136 tescil numaralı ... coğrafi işaretli distile alkollü içki ürünleri ile ilişkilendirilmesinin mümkün olduğu, marka işlem dosyası kapsamında karara itiraz edilirken ... ibaresinin ürünün öz adı olduğunun ileri sürüldüğü, söz konusu iddianın, coğrafi işaret olarak tescil edilemeyecek adlar arasında sayılan hususlardan olduğu ancak, somut uyuşmazlık kapsamında tescille koruma altında olan bir coğrafi işaret bulunması nedeniyle işbu uyuşmazlık bakımından ileri sürülen iddianın tartışılma olanağının bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun tescil talebine konu edildiği malların tamamı bakımından redde mesnet gösterilen 136 tescil numaralı (başvurudan önceki tarihli) "..." coğrafi işareti nedeniyle tescil engeli bulunduğu, SMK m.5/1-i hükmüne göre mutlak tescil engeli barındıran bir işaretin kullanım yolu ile ayırt ediciliği sağlandığı gerekçesiyle mutlak tescil engelinin bertaraf edilemeyeceği, ayrıca marka işlem dosyası kapsamında çekişme konusu ibarenin başvuruya konu edildiği 31.12.2019 tarihinden önce markasal olarak kullanımına ve bu tür kullanımlar ile başvuru sahibi davacıya bağlandığına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu başvuru markasının bir bütün olarak ayırt edme gücüne sahip olduğu, "... ...", "... ..." gibi emsal başvuruların tescil edildiğini, YİDK kararında yer verilen, dava konusu başvurunun "...'de üretilen ..." algısı oluşturduğu yönündeki görüşün emsal Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, sadece "..." ibaresinin tescilinin talep edilmediğini, "... ..." ibaresinin ilgili tüketiciler tarafından "..." ibaresi ile eşdeğer algılanmayacağını, ... coğrafi işaretine uygun olmayan rakılar bakımından tescil engeli oluşturmayacağını, "..." ve "..." ibarelerinin ... ürünlerinde yaygın kullanıldığını, coğrafi kaynak belirttiğinin kabul edilemeyeceğini, markanın bütün olarak tüketicide bıraktığı izlenimin dikkate alınmasının gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda "... ..." ibaresinin müvekkili tarafından başvuru tarihinden önce marka olarak kullanıldığına dair hiçbir inceleme, internet araştırması, keşif vs. yapılmadığını, başvurunun kullanımla ayırt edici hale geldiği hususunun internetten yapılacak basit bir araştırma ile dahi ortaya konulabileceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-i maddesinde, tescilli coğrafi işaretten oluşan ya da tescilli coğrafi işaret içeren işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceğinin, SMK'nın 48.maddesinde, coğrafi işaretin tescilinden sonra 44 üncü maddede belirtilen biçimlerde veya tescile konu coğrafi işaretle ilgili mal veya hizmetler için kullanılmak üzere yapılan marka başvurusunun reddedileceğinin düzenlendiği, “...” coğrafi işaretinin 15.04.2009 tarihinde tescil başvurusuna konusu edildiği, 18.06.2010 tarihinde de 15.04.2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere coğrafi işaret olarak tescil edildiği, dava konusu "..." ibaresinin tescilli coğrafi işaret içerdiği ve kapsamında coğrafi işaret ile ilgili malların yer aldığı, "..." ibaresinin başvuruya ayırt edicilik sağlamadığı, bu nedenle tescil başvurusunun reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, SMK'nın 48/2.maddesinde, coğrafi işaretle aynı veya benzer bir markanın, coğrafi işaretin korunmasından önce iyiniyetle tescil edilmiş veya bu markanın kullanım hakkının iyiniyetle kazanılmış olması halinde, coğrafi işaretin hak sahibine verdiği yetkilerin, marka başvurusunun tesciline ve iyiniyetli kullanımına zarar vermeyeceği düzenlenmiş ise de, somut olayda davacı yönünden "..." coğrafi işaretinin tescilinden önce dava konusu markanın kullanım hakkının iyiniyetle kazanıldığının da ispat olunamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.