T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/03/2023
NUMARASI : .....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/03/2023 tarih ve 2022/351 E. - 2023/92 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin “...” ön ekini kullanmak suretiyle yarattığı 25 marka başvurusu bulunduğunu, dava konusu 2021/14380 sayılı “... ...” markasının da bu başvurulardan biri olduğunu, davalı yanın müvekkili başvurusuna yönelik itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedilmiş ise de YİDK kararında 2016/51179 sayılı davalı markası ile müvekkili başvurusunun benzer olduğuna kanaat getirildiğini ve müvekkili başvurusundan ... kısım mal ve hizmetlerin çıkartıldığını, verilen kararın hatalı bulunduğunu, davalı markasının “......” şeklinde 8 kelimeden oluşan ... marka olduğunu, müvekkili markasının ise “... ...” şeklinde bulunduğunu, “... ...” markası ile kadınlara yönelik kozmetik ürünler ve tekstil giyim ürünleri üretimi ve satışının hedeflendiğini, davalı firmanın ise arıcılık, propolis vesair sağlık ürünleri üretimi ve satışı yaptığını, taraf markalarının bütünsel algılarının farklı olduğunu, görsel anlamda hiçbir benzerlik taşımadıklarını, anlamsal olarak dahi benzer olmadıklarını ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-8305 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markası arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, tüketicilerin yabancı dildeki markaları çevirerek algılamayacağını, 2018 yılı araştırmalarına göre Türkiye’nin İngilizce bilme seviyesinin, 88 ülkede 73. sırada olduğunu, markaların tüketici tarafından araştırılırken Türkçe işitildiği şekliyle araştırılacağını ve her iki markanın benzer ürünler ürettiği düşünüldüğünde, müvekkiline ait ürünü satın almak isteyen ... tüketicinin davacıya ait ürünü satın alarak yanılgıya düşebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusu kapsamında reddine karar verilen emtianın tamamının, davalı yanın önceki tarihli redde mesnet markası kapsamındaki hizmetler ile benzer mahiyette olduğu, taraf markaları arasında da karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde ... benzerlik bulunduğu, bu nedenlerle davaya konu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, dosya kapsamındaki deliller ve bilirkişi raporu ile davanın haklılığı ortada olmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere taraf markaları arasında görsel, işitsel ve bütünsel hiçbir benzerlik olmadığını, Türkçe okunuşlarıyla "....." ibareleri arasında dahi karıştırılma ihtimali bulunmadığını, üstelik marka görselleri arasında da en ufak ... benzerlik olmadığını, gerekçeli kararda, müvekkili markasının kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin tüketici kitlesi tanımlanırken, alelade tercih ile hızlı seçilen mal grubunda olmadığı belirtilmesine karşın bu kadar farklı iki marka arasında karıştırılma ihtimali kurulmasının ve bunun gerekçelendirilmemesinin, hukuken eksik ... kararın tesis edilmesine neden olduğunu, "..." önekinin, müvekkilinin tescilli 22 adet markasında bulunan, gençlerin ve toplumun büyük kesiminin “...” kelimesini kısaltarak günlük hayatta kullandıkları şekliyle “...” ibaresinin aynı zamanda içerik olarak da “..., ...” muhteviyatını taşır şekilde müvekkili adına ayırt edicilik kazanmış ... ön ek bulunduğunu, müvekkilinin aldığı markalarda "..." öneki kullanmasının ötesinde her seferinde şekil eklemek suretiyle markalarının ayırt ediciliğini ve diğer markalardan uzaklaşmasını pekiştirdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ...+şekil" ibareli başvuru ile redde mesnet 2016/51179 sayılı "...... ..." ibareli marka arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurlarını oluşturan "... ........." ibareleri arasında işitsel olarak ayniyet derecesinde benzerlik olduğu, bu nedenle görsel ve kavramsal farklılıkların, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, ilk derece mahkemesince bilirkişi raporuna bu yönden itibar edilmemesinde ... isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025
Başkan
.
Üye
.
Üye
.
Katip
....
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.