T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2022
NUMARASI :...
DAVANIN KONUSU : Marka 2021-M-6796 Sayılı YİDK Kararı İptali-Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/06/2022 tarih ve 2021/301 Esas - 2022/165 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 1961 yılından beri bisküvi, kraker, gofret, pasta, tart vs ürünlerin imalatı, ithali, ihracatı ve ticareti alanında faaliyette bulunan müvekkilinin "..." esas ibareli çok sayıda markasının bulunduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 2020/37360 başvuru sayısı ile "..." ibareli markanın tesciline yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, "..." ibaresini ilk kez 2007 yılında tescil ettiren müvekkilinin büyük yatırımlar ve yoğun kullanım ile markayı tanınır hale getirdiğini, bu itibarla "..." ibaresinin zayıf ya da tanımlayıcı olarak nitelendirilemeyeceğini, markaların aynı sınıfta bulunan mal ve hizmetleri kapsadığını, davalı markanın esaslı unsurunu teşkil eden marka içinde müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi aynen yer aldığından markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal yönlerden markaların ayırt edilmesini önleyecek kadar bir benzerlik oluştuğunu, kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin benzerliği ile tüketici kesiminin büyük kısmının çocuklardan teşekkül ettiği dikkate alındığında, ortalama gıda tüketicisinin dava konusu marka ile müvekkilinin markalarını ilişkilendirme dahil karıştırma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'nın 2021-M- 6796 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/37360 sayılı markanın bütün mal veya hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, zinde sıhhatli gibi anlamlara gelen, kullanıldığı mal ve hizmet alanında yaygın kullanımı olan, ayırt ediciliği zayıf, gıda ürünleri bakımından ayırt edici olmayan ... ibaresinin "..." ibaresi ile birlikte ayırt edici hale geldiğini, davacının uzun yıllardan beri devam eden yoğun kullanım ile ibarenin ayırt edici hale geldiği iddiasının doğru olmadığını, davacının tekeline bırakılmayacağını, "..." markasının ayırt edici, tanınmış bir marka olup bu ibarenin varlığının "..." markasına ayırt edicilik sağladığını, markadaki "..." ibaresinin değerlendirilmeye esas alınamayacağını, zayıf bir ibareyi marka olarak seçen kişinin başkalarının da bunu kullanmasına katlanmak zorunda olduğunu ve davacının kötü niyet iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." markası ile itiraza mesnet "..." ibareli markalar arasında bazı mallar yönünden emtia benzerliği söz konusu ise de, markaların işaretsel, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik içermediği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önceden görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin markaların farklı olduğunu anlayabileceği, bu tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı ve somut olayda tanınmışlık ile kötü niyet koşullarının da oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu "..." ibaresinde "..." ibaresinin davacının çatı markası olduğunu bu nedenle markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, ibarenin her iki markada aynı yazı karakteri ile standart bir puntoda yazılı olup farklılık barındırmadığını, bu sebeple markaların görsel, işitsel, anlamsal ve nihayetinde global açıdan ayniyet taşıdığını, müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıf ile davalı markanın tescilli olduğu sınıfların doğrudan aynı mal ve hizmet grubunu kapsadığını, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin düşük olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlamak amacıyla hareket ettiğini, davaya konu markanın tescilinin müvekkilinin markasının ayırt ediciliği ve itibarına zarar vereceğini ve binlerce seçenek arasından müvekkilinin markasına bu düzeyde benzer bir marka başvurusunda bulunulmuş olmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta her ne kadar dava konusu markada davacının mesnet markalarının esas unsuru "..." ibaresi bulunmakta ise de, bu ibarenin dava konusu markada öne çıkmadığı, başvurunun bir bütün olarak "...'..." olarak algılandığı, kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/09/2022 tarih ve 2021/1685 E.- 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, "sağlıklı, zinde, formda, uygun" anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğinin belirtildiği gözetildiğinde, dava konusu başvurunun davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının başvurunun tesciline engel oluşturmadığı, başvurunun kötü niyetle yapıldığının da ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...