T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/12/2022
NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : YİDK Karar İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/12/2022 Tarih ve 2022/60 Esas - 2022/344 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, Müvekkilinin ... gibi tanınmış markaların sahibi olduğunu, dava konusu 2020/71878 sayılı "... ..." ibareli, müvekkilinin markanın "..." ibareli tanınmış markaları ile benzer olduğu gerekçesiyle ... nezdinde gerçekleştirdikleri itirazın dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin ve müvekkilinin markasının tanınmışlığından kaşnaklanan tescil engelinin bulunduğunu, dava konusu bavşurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, ... YİDK'in 22/12/2021 tarih, 2021-M-11094 sayılı kararının iptalini ve 2020/71878 sayılı davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, anınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin yüksek teknoloji kullanarak geliştirdiği, organik gıdanın bir üst versiyonu olarak bilinen, insan fizyolojisi ve metabolik fonksiyonları üzerinde ilave faydalar sağlayan, böylelikle hastalıklardan korunmada ve daha sağlıklı bir yaşama ulaşmada etkinlik gösteren "..." renkli fonksiyonel gıdalar ile sektörde öncü olduğunu, koruma kapsamına alınan buluş ile özellikle tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarında oluşan yaralar, damar tıkanıklığı, düşük kan basıncı, kol ve bacak ağrıları, görme bozuklukları, kan pıhtılaşması, insülin salınımı vb. konulara ilişkin ciddi oranda katkı sağlayan bir formül geliştirildiğini, ... renkli fonksiyonel gıdanın müvekkili şirket tarafından patent başvurusuna konu edildiğini, 2020/02305 numarası ile yapılan patent başvurusunun inceleme aşamasında olduğunu, fonksiyonel gıdaların üretimi başta olmak üzere çeşitli hizmet alanlarında "...." markalarının tescil edildiğini, markalarının davacı markaları ile karıştırılmayacağını, markaların hitap ettiği tüketici kitlelerinin farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın söz konusu olmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ), dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, “... ...” ibareli marka başvurusu ile müvekkiline ait tanınmış marka statüsündeki “...” markası arasında 6769 sayılı SMK 6/1. maddesi kapsamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, dava konusu "... ..." markası ile yalnızca son harfi açısından farklılaşan 5 ve 30.sınıfları kapsayan 2019/101762 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın, SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, TPMK YİDK tarafından kabul edilerek başvurunun tümüyle reddedildiğini, davalının, aynı sektörde faaliyet gösterdiği için müvekkili şirkete ait tanınmış "..." markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, müvekkilin yarattığı ve uzun yıllardır fiilen kullandığı tanınmış "..." markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer "... ..." ibaresi için gerçekleştirilen başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirket'in 29/06/2020 tarihinde 2020/71878 sayılı " ... ... " ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 29,30,32,35.sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacı tarafından "..." asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle başvuruya itiraz edildiği, davacının itirazının YİDK'in 22/12/2021 tarih, 2021-M-11094 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 23/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde 19/02/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma tehlikesinin olmadığı, SMK'nın 6/4,6/5 ve 6/9.maddesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca başvurunun tesciline engel olup olmadığı ve dava konusu başvurunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı hususlarında toplanmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29,30,32,35. sınıf mallar ve hizmetlerin, davacının itiraza mesnet çok sayıda "..." ibareli markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, zira ticari bir malı üreten işletmenin ürettiği malı satmasının, işin doğası gereği ve ticari faaliyetin zorunlu bir sonucu olduğu, bu bağlamda davacının markaları kapsamındaki mallar ile dava konusu başvuru kapsamında bu malların satışına özgü 35.sınıfın 5.alt sınıfındaki mağazacılık hizmetleri arasında da benzer ürün-hizmet ilişkinin bulunduğu, böylece başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin tamamı yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleştiği anlaşılmıştır.
Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "... ..." ibaresinden, davacının itiraza mesnet markalarının "..." ibaresinden oluştuğu, her iki taraf markalarının ilk bakışta dikkat çeken başlangıç ile sonuç kısımlarının aynı olduğu, başvuruda davacı markalarından farklı olarak yer alan "..." ibaresinin yaygın kullanımı bulunan, ayırt ediciliği zayıf bir ibare olması nedeniyle başvuru markasını davacı markalarından yeterli düzeyde ayrıştırmadığı, karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da başvurunun davacı Şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2021 tarih ve 2020/8411 Esas, 2021/6931 Karar sayılı kararında “...” ibaresi, 10.06.2019 tarih, 2018/2787 Esas, 2019/4221 Karar sayılı kararında "..." ibaresi, 25.02.2019 tarih, 2017/4904 Esas, 2019/1459 Karar sayılı kararında "..." ibaresi, davacının "..." ibareli markaları ile benzer bulunmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de ihtiyaç duyulmamıştır.
Diğer taraftan davacı vekili, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluştuğunu ileri sürmüşse de, uyuşmazlık konusu olan tüm mallar bakımından taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, Dairemizce davacının tanınmışlık iddiası yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmediği gibi kötü niyet iddiası da ispatlanamamıştır.
Sonuç olarak; dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, uyuşmazlık konusu olan tüm mallar yönünden, SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle YİDK iptali istemine ilişkin davanın tümden kabulüne, dava konusu başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde "davanın reddine" karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 05/12/2022 gün ve 2022/60 Esas - 2022/344 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile ...nun 22/12/2021 tarih ve 2021-M-11094 sayılı YİDK kararının davacının itirazının reddine ilişkin kısım yönünden İPTALİNE,
3-Dava konusu 2020/71878 sayılı başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 537,70-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.350,00-TL bilirkişi ücreti, 262,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 130,00-TL tebligat ve posta ücreti, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.234,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.395,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...