T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2022
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2022 tarih ve 2021/274 E. - 2022/330 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkilinin 2020/08294 sayılı "Şekil+... ... yapalım" ibareli marka başvurusunun davalıların ".... ..." ibareli markalarına dayalı olarak gerçekleştirdikleri itiraz üzerine SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca 26/07/2021 tarih, 2021-M-5401 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkilinin ilk dükkânını 22.06.2017 tarihinde açtığını,“... ...” markasının ... yerleşmesi ve burada .... usulü ... yapmaya karar vermesi ile oluştuğunu, ".....” isminin, fıstık üreticilerinin en lezzetli, dolgun ve yenmesinin diğer fıstıklara göre ayrı bir keyif verdiği büyük fıstıklara verilen isimden geldiğini, markalarının tanınmış hale geldiğini, .... adresinin müvekkiline ait olduğunu, müvekkili adına “... ... ...” markasının tescilli bulunduğunu, .... anlamlarına geldiğini, ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, başvuruda yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını ileri sürerek, dava konusu 26/07/2021 tarih, 2021-M-5401 sayılı YİDK kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı ..... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ... ... Şirketi vekili, müvekkillerinden ... ... .... Şirketi'nin 1973 yılından beri Türkiye'de ve Avrupa'da faaliyet gösterdiğini, internet üzerinden www.....com, ... ve www.....com.tr sayfalarında satış yaptığını, yüzlerce tasarım, marka, faydalı modele sahip olduğunu, ..., ... ..., ..., ... ..., ... ibareli markaları başta olmak üzere birçok seri markasının bulunduğunu, “...” markasını meşhur ve maruf hale getirdiğini, karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki emtiaların benzer olduğunu, yine müvekkilinin "..." isimli sosyal medya hesabının bulunduğunu, dava konusu markanın asıl unsuru "..." ibaresinin müvekkilinin itiraza mesnet markalarının da asli unsurunu oluşturduğunu, davacının 2019/19379 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunun ... tarafından mutlak red nedenleri kapsamında reddedildiğini, ilgili karara ilişkin yargılamanın Ankara 1. FSHHM'nin 2019/311 Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davacının 2018/04725 numaralı “... ... ...” ibareli marka başvurusunun ... tarafından itiraz üzerine reddedildiğini, YİDK kararının iptali için davacı tarafça açılmış olan ve Ankara 4. FSHHM'nin 2019/281 Esas sayılı dosyası ile görülen davanın da reddine karar verildiğini, davacı ile müvekkili arasında davacının 2019/19391 numaralı ". ... ..." ibareli marka başvurusuna ilişkin Ankara 5. FSHHM'nin 2020/44 Esas sayılı dosyasında istinaf aşamasında devam eden davanın da bulunduğunu, davacının ... ... ibareli marka başvurusunun mutlak red nedenine dayalı olarak reddedilmesi üzerine önüne ekleme yaparak ... ... ... marka başvurusunda bulunduğunu, davacının ayrıca ... ... ibaresini tasarım tescil başvurusuna konu ettiğini, 2020 00815/1, 2, 3 sıra numaralı tasarım tescil başvurusuna ilişkin Ankara 1. FSHHM'nin 2021/49 Esas sayılı dosyasında devam eden yargılamada tasarım tescilinin hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının https://... sitesinde ve ... ... isimli işyerlerinde, tabelalar, raflar, tanıtım materyalleri vb. iş evraklarında aynı ibarenin kullanıldığının tespit edildiğini, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/55 D.İş sayılı dosyasında müvekkili lehine verilen bilirkişi raporu üzerine davacı aleyhine marka tecavüzünden kaynaklanan tazminat davasının açıldığını, ayrıca marka tecavüzünden kaynaklı suç duyurusunda bulunulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı...vekili; müvekkilinin uzun yıllar önce ... ilinde kurulan ..., kadayıf ve tatlı alanında tanınmış, köklü ve güvenilir bir firma olduğunu, “...” instagram hesabının, on binlerce takipçisi olan bir sosyal medya hesabına dönüştüğünü, ... iline gelen tüm yemek gurmeleri ve ödüllü şeflerin, tatlılarını denemek için müvekkili firmayı ziyaret edip ürünlerine tam not verdiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının daha önce de “yöresel lezzet jumba ... ...” markası için başvurduğunu ve başvurusunun reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "Şekil+... ... yapalım " ibareli marka başvurusu ile davalı tarafların tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulları oluştuğundan YİDK kararının yerinde ve doğru olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, karşılaştırılan markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirlerinden bütünüyle farklı olduğunu, benzer mal ve hizmet içermediğini, başvurunun slogan markası niteliği taşıdığını, kompozit markaların sadece bir unsuru ele alınarak diğer markalarla karşılaştırılmasının doğru olmadığını, dosya kapsamında ayrık görüş açıklayan bilirkişi raporunda ayırt ediciliği düşük "... ibaresinin ortaklığının markaların benzer olduğunu söylemek için yeterli olmadığının belirtildiğini, ek kelime unsurları ile meydana getirilen sloganın bütünsel olarak değerlendirilmesinin gerektiğini, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, tekele bırakılamayacağını, davalılar ... ... ........ eşyaları sektöründe faaliyet gösterdiğini, 30, 35 ve 43.sınıflarda faaliyette bulunmadıklarını, bu sınıflardaki marka tescillerinin kötüniyetle yapıldığını, Ankara 1.FSHHM'nin 2019/311 Esas sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda "... ..." ibareli başvurunun itiraza mesnet markalarla benzer bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, başvurunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu 2020/08294 sayılı "# ...' ... Yapalım" ibareli 30,35 ve 43.sınıf mal ve hizmetlere ilişkin marka başvurusu ile redde mesnet "...", "..." asli unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira itiraza mesnet markaların asli unsuru olan "..." ibaresinin davaya konu markada aynen ve asli unsur olarak yer aldığı, bu ibarenin ayırt ediciliği çok güçlü değil ise de başvuruda yer verilen diğer ibarelerin davalıların markalarına nazaran yeterli ayırt ediciliği sağlamadıkları, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/09/2024 tarih, 2023/4759 Esas, 2024/6661 Karar sayılı kararında da "... ... ..." ibareli başvurunun itiraza mesnet "..." asli unurlu markalarla benzer bulunduğu, karşılaştırılan markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin de aynı/aynı tür ya da benzer olduğu, ayrıca tarafların farklı alanlarda faaliyet göstermesinin de işbu davanın konusunu oluşturmadığı anlaşılmakla, davacı ... ... ... ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı ... ... ....vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.