T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1010 - 2025/1266
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1010
KARAR NO : 2025/1266
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/04/2023
NUMARASI : 2022/367 E. - 2023/127 K.
DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetinin Tespiti,
Durdurulması ve Giderilmesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/04/2023 tarih ve 2022/367 E. - 2023/127 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin, Ülkemizin önde gelen spor kulüplerinden birisi olduğunu, ulusal ve uluslar arası alanda tescilli çok sayıda markasının bulunduğunu, bu markaların çekim gücü ve güvenilirliği nedeniyle taklit kullanımlara konu olduğunu, davalıya ait işletmede taklit ürünlerin satışa sunulduğu bilgisinin kendilerine ulaşması üzerine işletmeden 1 adet “...” marka ve logolu çocuk forma takımının satın alınarak dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı işyerinden satın alınan bu ürünlerin müvekkili adına tescilli “...” ibareli markalardan doğan haklara tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalı tarafın satışa sunduğu ve/veya ticari amaçla elinde bulundurduğu ürünlerin müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile ihlallerin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 04/10/2022 tarihli bilirkişi raporunun haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu, davanın mahiyeti gereği yazılı yargılama usulüne tabi olduğu dikkate alındığında dilekçeler teatisi tamamlanmadan soyut gerekçelerle alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması gerektiğini, müvekkilinin, bahsi geçen ürünleri kendisinin üretmediğini, tedarikçi firmadan satın aldığını, müvekkilinin söz konusu ürünlerin orijinalliği konusunda tedarikçi firma tarafından yanılgıya düşürüldüğünü, taklit ürün satma konusunda kastı bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişilerce yapılan inceleme sonucunda tespit edilen ve üzerlerinde "..." marka ve logosu kullanılan ürünlerin, davacı adına 2004/30877, 2001/20188, 164619 sayılarla tescilli bulunan marka ve logoların aynısı olduğu, bu ürünlerin davacı markalarının tescili kapsamında bulunan mallarla aynı/aynı türden olduğu, davalı işyerinde tespit edilen ürünlerin orijinal olmayıp taklit ürün olduğu ve davacı markaları ile iktibas suretiyle karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacıya ait marka ve logonun, davacının izni ve kontrolü dışında, orijinal olmayan ürünlerde bu şekilde kullanılmasının tüketicilerin yanılmasına, davacının ün ve itibarından haksız kazanç elde edilmesine ve davacının ün ve itibarının zedelenmesine neden olacağı gerekçesi ile davanın kabulü ile davalı eylemlerinin davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davacının marka haklarına yönelik ihlalin ve haksız rekabetin durdurulmasına, davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasına karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, verilen keşif ve delil tespiti kararının dayanaktan yoksun ve hukuka aykırı olduğunu, bu kararın gerekçesiz olduğunu, zorunluluk hallerinin olayda bulunmadığını, Anayasa'nın 36. maddesiyle güvence altına alınan savunma hakkının kısıtlandığını, davanın mahiyeti gereği yazılı yargılama usulüne tabii olduğu dikkate alındığında dilekçeler teatisi tamamlanmadan soyut gerekçelerle alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması gerektiğini, tedbir mahiyetindeki rapor içeriğinin de kabulünün mümkün olmadığını, eldeki ürünlerde benzerlik olmamasına rağmen itirazlar değerlendirilmeksizin karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetinin tespiti, durdurulması ve giderilmesi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka hakkına tecavüz sayılan hallerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29. maddede düzenlendiği, Kanun'un 29/1(a) bendinde 7. maddeye atıf yapılarak, “marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmanın” marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğunun belirtildiği, ancak bunun için, tescilli marka ile kullanılan işaret arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırılma ihtimali yaratacak derecede benzerliğin bulunmasının gerektiği, dosya kapsamında bulunan delillerden davalının işyerinde bulunan üzerinde "..." marka ve logosu kullanılan ürünlerin, davacı adına 2004/30877, 2001/20188, 164619 sayılarla tescilli bulunan marka ve logoların aynısı olduğunun, bu ürünlerin davacı markalarının tescili kapsamında bulunan mallarla aynı/aynı türden olduğunun, davalı işyerinde satılan bu ürünlerin orijinal olmayıp, taklit ürün olduğunun ve davacı markaları ile karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun belirlendiği, bu itibarla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin somut uyuşmazlıkta olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/07/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.