T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2023/1082 - 2025/1216
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1082
KARAR NO : 2025/1216
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2023
NUMARASI : 2022/99 E. - 2023/112 K.
DAVACI
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2023 Tarih ve 2022/99 Esas - 2023/112 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin kuruluşundan bu yana bilgisayar oyunu üretimi/pazarlaması hizmetleri ve bilgisayar
programcılığı faaliyetleri alanlarında
hizmet verdiğini,
markaları ve projeleriyle tanınmış yerli ve saygın bir oyun firması olduğunu,
yıllardır üzerinde çalıştığı ve en sonunda tamamladığı "... ..." isimli oyunu
"..." alan adı üzerinden oyunseverlerin kullanımına sunduğunu, bu kapsamda 2020/20375 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin 2017/40120 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili başvurusu arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının sundukları
ürünlerin de farklı olduğunu, ilgili tüketicinin bilinçli bulunduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-407 sayılı kararının iptaline, marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TÜRKPATENT vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkil bankanın 1999 yılından bu yana bankacılık alanında faaliyet gösterdiğini, dava konusu başvurunun ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, bu ibarenin müvekkili markasının da asli unsurunu oluşturduğunu, bu nedenle taraf markalarının karıştırılacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait "..." ibareli tescilli marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2022-M-407 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı TÜRKPATENT vekili, davacının başvuru markasının "..." ibaresinden, redde mesnet markanın ise "..." ibaresinden oluştuğunu, markaların genel görünümleri ve bir bütün olarak bıraktıkları izlenim itibariyle markalar arasında görsel ve işitsel açıdan ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırma ihtimaline neden olacak şekilde benzerlik bulunduğunu, gerek başvuru markasında, gerekse redde mesnet markada asıl unsurun "..." ibaresi olduğunu, emtia benzerliğine ilişkin koşulun da gerçekleştiğini, bu nedenlerle SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Şirket vekili, müvekkil bankanın birçok faaliyet alanında etkin olduğu, davacının ise oldukça sınırlı bir alanda faaliyet gösterdiği hususlarının mahkemece dikkate alınmadığını, davacının tescil talebinde bulunduğu "rıseonlıneworld" markasında, ayırt edici esas unsurun müvekkili adına tescilli olan "rıse" ibaresi olduğunu, bu nedenle davacının markasının tescili halinde markalar arasında iltibas söz konusu olacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden; davacı Şirketin 18.02.2020 tarihinde 2020/20375 sayılı "..." ibaresinin tescili için davalı Kuruma başvurduğu, marka kapsamında 9. sınıf malların bulunduğu, davalı Şirket tarafından 2017/40120 sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak başvuruya itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın yerinde görüldüğü ve SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında başvurunun reddine karar verildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın ise YİDK'in 24.01.2022 tarih, 2022-M-407 sayılı kararıyla reddedildiği, ret kararının 24.01.2022 tarihinde davacıya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu karara karşı davalılarca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Buna göre istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunup bulunmadığıdır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, mobil oyunlarda ve bilgisayar oyunlarında
artan bir şekilde kullanımının bulunduğu, basit bir Google ya da Google Play aramasıyla bile bu kelimenin özellikle arcade tipi oyunlarda çok tercih edilen ve yaygın kullanılan bir kelime olduğunun anlaşıldığı, "... ... ..., ... ..., ... ... ..., ... ... ... ..., ... ... ..." gibi çok sayıda "..." ibareli oyunun piyasada olduğu, bu durumda "oyun sektöründe" ... kelimesinin ayırt ediciliğinin bile tartışılır durumda bulunduğu açıklanmış, buna bağlı olarak da taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde bulunmadığı bildirilmiştir. Belli mal ve hizmetleri tanımlayan, ya da belli mal ve hizmetler üzerinde yaygın biçimde herkes tarafından kullanılan ibarelerin, o mal ve hizmetler yönünden ayırt edicilik taşımayacağı, dolayısıyla karıştırılma tehlikesinin buna göre değerlendirileceği tabiidir. Ancak eldeki dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, "..." ibaresinin, başvuru kapsamındaki hangi mallar için yaygın kullanılan bir ibare olduğu, diğer bir deyişle başvuru kapsamındaki tüm mallar için mi yoksa bu malların bir kısmı için mi piyasada herkes tarafından yaygın biçimde kullanılan bir ibare olduğu, denetime elverişli biçimde tartışılmamış, genel açıklamalarla yetinilmiştir. Bu haliyle anılan rapor hüküm kurmaya elverişli olmadığından, ilk derece mahkemesince içinde bilgisayar mühendisi de bulunan bir bilirkişi heyetinden, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, başvuru kapsamında yer alan hangi mallar yönünden ayırt edici olmadığı hususunda, denetime elverişli ve her bir mal grubu yönünden ayrıntılı inceleme içeren bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, davalılar vekillerinin istinaf itirazları bu yönden haklı bulunmuştur.
Bu itibarla, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususların araştırılması işbu dava yönünden esasa etkili delil niteliğinde bulunduğundan, davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2023 gün ve 2022/99 Esas - 2023/112 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak ayrı ayrı yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcının, istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,
5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.