T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2023
NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/01/2023 tarih ve 2022/59 E. - 2023/33 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili asıl ve birleşen davada, davalı firmanın ... markasının, müvekkili firmanın ... markasının serisi/devamı imaji yaratacak düzeyde hatta tıpatıp aynısı olup, müvekkilinin faaliyet gösterdiği aynı sektörde yani 43.sınıf kapsamında tescil ettirmek isteyerek, müvekkili markasının seri imajı yaratarak haksız kazanç elde etmek istemekte olduğunu ve kötü niyetli bulunduğunu, davalı firmanın başvurusunu yapmış olduğu ... markası tüketici nezdinde müvekkili firmanın ... markasının bir uzantısı gibi düşünülecek ve tüketiciler, tanıdıkları şirketi marka ürünlerinin sanki devamı gibi davalı firmanın ... markalı mallarından ve hizmetlerden bilinçsiz olarak faydalanacaklarını, müvekkili markalaşmaya önem veren bir firma olup daha önceki tarihlerde ... markasını taklit eden benzer marka müracaatına kurum nezdinde itirazda bulunulduğunu ve müvekkili itirazları haklı bulunarak markalar ve kapsadığı mal ve hizmetlerin benzer görüldüğünü, müvekkilline ait ... markası ile itiraz edilen ... markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer bulunduğunu, itiraza konu “...” markası, müvekkilinin tescilli “...” ibareli markası ile 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali yaratacak derecede benzer olup, bu marka başvurusunun, müvekkili markalarıyla kompozisyon itibariyle dahi son derece benzer olduğunu ve müvekkili markası ile çağrışım yaratacak nitelikte bulunduğunu, ortalama seviyedeki bir tüketici, gerek görsel, gerekse işitsel olarak ayniyet derecesindeki bu benzerlik sebebiyle müvekkiline ait “...” ibareli markalarını içeren benzer ürünleri satın alabilecek veya her iki markanın da müvekkilinin birbirine benzer markaları olduğu şeklinde bir yanılgıya düşeceğini, dolayısıyla, SMK md. 6/1’in aradığı markaların benzerliği şartının gerçekleştiğini, söz konusu “...” marka başvurusunun tescillenmesi durumunda; aynı sektörde, yani 43.sınıf kapsamındaki emtiaları ile aynı iki markanın faaliyet gösterecek ve müvekkili firmanın bilinirliğe sahip “...” markalarının ve ticaret ünvanının serisi/devamı imajı yaratacağından muhatap kitleyi yanıltarak iltibas oluşturacağını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-12240 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu marka başvurusunun müvekkili adına değil, ... adına kayıtlı olduğunu, davanın yanlış hasıma yöneltildiğini, bu sebeple müvekkiline yöneltilen davanın reddedilmesi gerektiğini, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza mesnet marka arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davalı ... vekili, müvekkiline ait 2020/140827 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna davacı tarafından 2019/55821 sayılı "... ... ... ......." ibareli markası gerekçe gösterilerek itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından verilen başvurunun reddi kararına müvekkili tarafından itiraz edildiğini, müvekkili itirazının YİDK kararı ile kabul edildiğini, söz konusu YİDK kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkiline ait marka ile davacıya ait itiraza mesnet marka arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede bir benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu 2020/140827 sayılı marka başvurusunun malikinin birleşen davalı ... olduğu, davalı .....söz konusu marka başvurusu üzerinde mülkiyet hakkı bulunmadığı, bu nedenle davalı .... yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; her ne kadar kapsamlarındaki hizmetler aynı olsa da, markaları oluşturan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal olarak birbirlerinden farklı bulunduğu, başvuru markasının esaslı unsurunun "..." kelimesi olduğu, davaya konu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliği haiz bulunduğu, itiraza mesnet markanın esaslı unsurunun "..." harfleri olduğu, itiraza mesnet markada her ne kadar "..." ibaresi bulunsa da, söz konusu sözcüğün erkek ismi olarak toplumda kullanılagelen bir sözcük olup tek başına ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarih 2020/92 E 2020/3984 K sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, somut olayda da markaların genel görünümleri itibariyle birbirlerinden farklılaştıklarının söylenebileceği, başvuru markası ile itiraza mesnet markanın baş harflerinin farklı olduğu, bunun da ötesinde itiraza mesnet markada ayırt ediciliği sağlayan "..." harflerinin varlığı tahtında, daha önce itiraza mesnet markayı gören, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusunu, davaya konu hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı itiraza mesnet markadan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle davalı ...... yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılar ......yöneltilen davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkili markasının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, 2019 yılında 43. sınıf mal veya hizmetlerde tescil edildiğini, müvekkilinin gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasının esas unsuru olan "..." ibaresinin başına getirilen "..." sözcüğünün, faaliyet konusunu bildiren anonim kelime olduğundan marka kriteri taşımadığını, ilana çıkarılan "..." markasında, müvekkilinin markasındaki "c" harfi yerine "j" harfi getirilerek farklı bir marka imajı yaratılmaya çalışıldığını, fakat değiştirilen bu telaffuz esnasında birbirine yakın sesler olarak okunduğundan hiçbir ayırt edicilik sağlanmadığını, aksine müvekkili markasının serisi/devamı algısının oluşturulduğunu, ayrıca söz konusu markanın, müvekkilinin faaliyet gösterdiği 43. sınıf hizmetler kapsamında, gıda sektöründe tescil ettirilmek istendiğini, müvekkili markasının serisi imajı oluşturulup, tüketici nezdinde sanki müvekkili markası gibi algı yaratılmaya ve markası üzerinden haksız kazanç sağlanmaya çalışıldığını, bu nedenle aynı sektörde, aynı iki markanın faaliyet gösterecek olmasının, tüketici nezdinde aynı firmaya ait şubeler izlenimi yaratacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "... ..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun, davacı markalarından farklı bir algı yarattığı ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/06/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip