T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1229
KARAR NO : 2025/1245 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/04/2022
NUMARASI : 2020/330 E. - 2022/127 K.
DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/04/2022 Tarih ve 2020/330 Esas - 2022/127 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2016/40058, 2016/40051, 2016/03577, 2016/03576, 2015/18867, 2014/08697, 2012/18782, 2011/76614, 2011/64899, 2010/19128, 2010/17125, 2010/07404, 2010/07403, 2010/01920, 2010/19519, 2009/06306, 2008/66994, 75909, 82481 Sayılı ve "... ...", "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ... nezdinde gerçekleştirdiği 2019/69972 sayılı başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, müvekkilinin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, alanında lider bir firma olarak ..., ... gibi tanınmış markaların üreticisi ve tescilli hak sahibi olduğunu, Türkiye dahil 110’dan fazla ülkede binlerce "..." kelimesi ve/veya deve şeklinden oluşan tescilli tanınmış markasının olduğunu, davalı markası ile müvekkil markasında tek hörgüçlü, sırt, bacak, boyun, kafa ve diz pozisyonları aynı olan deve figürünün bulunduğunu, davalı ...’in müvekkiline ait markayı kopyaladığını, müvekkil markası tanınmış marka olduğundan iltibas ihtimali araştırılırken markaların aynı veya benzer mal ve hizmet sınıflarında olmalarının aranmayacağını, karıştırılmaya mahal verecek davalı markasının tesciline cevaz veren YİDK kararının iptalinin gerektiğini, müvekkilinin markasının Paris Sözleşmesi bağlamında tanınmış marka olduğunu, tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanılmasının kötü niyete karine olacağını, davalının aynı deve figürünü içeren 2019/69968 numaralı ‘’... ...’’ markasının bulunduğunu, müvekkilinin davalı başvurusunun tescili hâlinde uğrayacağı zararları ispat etmesinin gerekmediğini, müvekkilinin yaptığı yatırımlar sonucu oluşturduğu tanınmışlık ve kalite seviyesine ulaşamayan her davalı ürünün müvekkilinin ‘’...’’ markasının ve deve figürünün itibarını zedeleyeceğini ve markasının değer kaybedeceğini, deve figürünün ‘’...’’ ibaresi ile birlikte müvekkiliyle özdeşleştiğini ve yüksek ayırt edicilik kazandığını, davalının markalarını ‘’... ...’’ ibaresiyle kullandığının sunduğu faturalardan anlaşıldığını ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2020-M-6670 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/69972 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili,Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya aynı türden mal ve hizmetler bulunmadığından markalar arasında iltibas doğmayacağını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin markası ile davacı markaları arasında sınıfsal benzerliğin bulunmadığını, tali konumda bulunan herkesin kullanımına açık deve şeklinin ortaklığı nedeniyle markaların benzer olduğunun iddia edilemeyeceğini, davacı markaları ile müvekkillerine ait markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin farklı olduğunu, davacı markalarının sadece sigara içicilerine hitap ettiğini, 18 yaşın altına satılmama, marketlerde kilitli raflarda bulunma ve reklam yasağı nedeniyle davacı markalarının sadece sigara içicileri tarafından bilindiğini, davacının markasının Türkiye’deki tanınmışlığını ispatlar nitelikte delil ortaya koyamadığını ve davacı markasının yalnız sigara içenler tarafından bilindiğini, müvekkilinin Hindistan’da tescilli olan ve kullanımını gerçekleştirdiği markasını Türkiye’de tescil ettirmek istediğini, salt deve figürünü kullanmasının kötü niyetin ispatı için yeterli olmadığını, ortalama tüketicilerin ‘’...’’ ibaresinin deve anlamına geldiğini bilmediğini, kelimenin anlamı bilinse bile markaların kullanım alanlarının çok farklı olduğunu, Hindistan’da 1982 yılından beri tescilli olan müvekkil markasına davacının bugüne kadar bir itirazının olmadığını, davacı tarafından Türkiye’deki marka başvurularına itiraz edilmesinin kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının itirazına mesnet markaları ile davalının 2019/69972 sayılı markası arasında, mal ve hizmet benzerliğinin bulunmadığı, bu sebeple davacı markaları ile başvuru markası arasında karıştırılma ihtimalinin doğmadığı, davacı markalarının tanınmışlığı sebebiyle SMK'nın 6/5 maddesinde düzenlenen koşulların ortaya çıkacağına ve davacı markasının sulandırılacağına dair yeterli delile rastlanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, SMK'nın 6/5.maddesinden kaynaklanan tescil engelinin varlığı için, zararın ve haksız yararın ortaya çıkma riskinden ziyade fiili zarar, fiili haksız yarar ve ayrıca sınıfsal benzerlik aranmasının kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğunu, mahkeme tarafından SMK'nın 6/5 maddesi şartlarının incelenmesi esnasında, markalar arasında sınıfsal yönden benzerlik bulunmadığı belirtilmişse de, esasen anılan madde kapsamında bu bakımdan bir benzerliğe ihtiyaç duyulmadığını, somut olayda, müvekkili markalarının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin
zedelenebileceği yönündeki ihtimallerin mevcut olduğunu, dava konusu markanın 03, 05, 31, 35. ve 44. sınıflar kapsamındaki mal ve hizmetlere yönelik, oldukça geniş kapsamda tescil edilmek istendiğini, markaların kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında benzerlik aranması gibi ilgili tüketiciler arasında tam bir örtüşme aranmasının da doğru olmadığını, markanın somut olarak sulandırılmasının da gerekmediğini, böyle bir ihtimalin varlığının yeterli olduğunu ve delillerle ispatlandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun son derece eksik bir inceleme sonucu oluşturulduğunu, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde kötü niyete dayanmalarına rağmen mahkemece bu yönden bir değerlendirme yapılmadığını, müvekkilinin özgün ve çok tanınmış markalarının benzerinin, davalı Şirket tarafından tesadüfen seçildiği kabul edilemeyeceğinden başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : 1-Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmadığı, emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, davacı markalarının, tütün piyasasında tanınmış olduğu, ancak taraf markaları arasındaki benzerliğin seviyesi ve dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerle davacı markalarının tanınmış olduğu mallar arasında hiçbir yakınlık bulunmaması, diğer bir deyişle başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin, davacı markalarının tanınmış olduğu sektöre son derece uzak ve farklı olması karşısında, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da somut olayda gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde, diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır.
SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür.
Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında, emtia benzerliği şartı gerçekleşmediğinden, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında bir karıştırılma ihtimali bulunmamaktadır. Kaldı ki benzer marka başvurusunda bulunmak dahi tek başına kötü niyetin varlığını kabul için yeterli değildir. Öte yandan, davacı markasının tanınmış olduğu sektörden tamamen farklı mal ve hizmetler yönünden yapılan dava konusu başvuruda, sırf deve şeklinin ve "..." ibaresinin kullanılması da dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu göstermez. Bunun dışında, davalı başvurusunun kötü niyetli olduğuna dair başkaca bir husus iddia ve ispat edilemediğinden, davacının kötü niyet iddiası yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 28/04/2022 gün ve 2020/330 Esas - 2022/127 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 54,40-TL’nin düşümü ile kalan 561,00-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, ancak istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece mahkemesince davalı taraf yararına belirlenen 7.375,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...