T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/02/2023
NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/02/2023 Tarih ve 2022/110 Esas - 2023/27 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, 1961 yılından beri bisküvi, kraker, gofret, pasta, tart vs ürünlerin imalatı, ithali, ihracatı ve ticareti alanında faaliyette bulunan müvekkilinin "..." esas ibareli çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu, hal böyle iken davalı şirketin 2020/46514 başvuru sayısı ile "... ... ... ... ..." ibareli markanın tesciline ilişkin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, "..." ibaresinin 2007 yılında tescilinden sonra müvekkili tarafından büyük yatırımlarla marka sayısı artırılıp tanınır hale getirildiğini, bu nedenle "..." ibaresinin zayıf ya da tanımlayıcı bir ibare olarak nitelendirilemeyeceğini, davaya konu marka ile müvekkiline ait markanın aynı sınıfta bulunan mal ve hizmetleri kapsadığını, davalı markanın esaslı unsurunu teşkil eden marka içinde müvekkilinin markasının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynen yer aldığını, bu ortaklığın markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal yönlerden markaların ayırt edilmesini önleyecek kadar benzerlik oluşturduğunu, mal ve hizmetlerin benzerliği ve tüketici kesiminin büyük kısmının çocuklardan oluştuğu dikkate alındığında ortalama gıda tüketicisinin işbu dava konusu marka ile müvekkilinin markalarını benzer olarak algılayacağını ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-935 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2020/46514 sayılı markanın 29 ve 30. sınıftaki bütün mal veya hizmetler yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, ... ibaresinin sağlıklı, yağ oranı düşük, düşük kalorili gibi anlamlara gelen zayıf bir ibare olarak davacının tekeline bırakılamayacağını, müvekkilinin markasının görsel ve işitsel olarak davacının markasından farklı olduğunu ve bütünsel olarak değerlendirildiğinde markaların farklı olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı markası ile davacının itiraza mesnet "..." markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ve taraf işaretleri benzer olmadığından 6/5 tanınmışlık koşullarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu "... ... ... ... ..." ibaresinde "... ..." ibaresinin davacının çatı markası ve ticaret unvanını oluşturduğunu, bu nedene markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, "..." ibaresinin ülke içinde bilinen ingilizce bir kelime olarak markaya ayırt edilcilik katmadığı ve "..." ibaresinin coğrafi bir yer adı olarak tanımlayıcı olduğu nazara alındığında ... ibaresinin müvekkilinin markasının birebir aynısı olduğunu, markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzer, hitap ettikleri tüketicilerin aynı kişilerden oluştuğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka niteliğinde olup davalının markasının tescili halinde zarar göreceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 2020/46514 sayılı "... ... ... ... ..." ibareli markanın 29 ve 30. sınıflarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas ve tanınmışlık gerekçeleriyle başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, bu karara karşı yapılan davacı itirazının da YİDK'in 2021-M-935 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 7/2/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın süresi içinde 29/3/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince, davacının itirazına mesnet markaları ile dava konusu başvuru arasında, iltibas koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olup, davacının istinaf sebepleri gözetildiğinde, taraflar arasında uyuşmazlık, taraf markaları arasında iltibas ve itiraza mesnet markanın tanınmışlığı nedeniyle tescil engelinin bulunup bulunmadığı hususunda toplanmıştır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (Karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.
Bu açıklamalardan sonra somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29 ve 30. sınıf malların tamamının davacının itirazına mesnet markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı/benzer olduğundan, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir.
Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru "... ... ... ... ..." ibaresi ile bu ibarenin üzerinde şapka figüründen ve davacının itirazına mesnet markaların asli unsuru a ..." ibaresinden oluşmaktadır. Davaya konu markada "... ..." ibaresi davalı şirketin çatı markası ve "..." ibaresi de İngilizce'de kullanılan bir edat olup ürünün kaynağı olan davalı şirketi işret ettiği ve bu iki ibarenin markada" ... ..." ibaresinin altında kahverengi zemin üzerinde görece küçük ve daha az görülür bir renk ile yer aldığı, markadaki şapka figürünün de renk ve kompozisyon itibariyle arka planda kaldığı ve buna göre davaya konu markanın asli unsurunun "..." ibaresinden oluştuğu kabul edilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarih ve 2018/4202 E. - 2019/5804 K. sayılı kararında, "davalı tarafın marka başvurusunun "..." ibaresi ile ... sözcüğündeki "..." ibaresinin birleştirilmesiyle oluşturulduğu, bir başkası adına tescilli markayı birtakım tanımlayıcı ekler ilave edilerek, markaların ayırt edici kılınmasının mümkün olmadığı, "..." ibaresinin her iki tarafa ait markalarda da markanın asıl unsurları arasında yer almış olması nedeniyle örtüşen mal ve hizmet sınıfları yönünden karıştırma ihtimalini de içerecek şekilde benzer olduğunun kabulü gerektiği" hukuki gerçeğine işaret edilmiştir. Somut olayda davacının markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin aynen dava konusu başvuruda da müstakil biçimde asli unsur olarak yer aldığı, her ne kadar tarafların markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliği düşük olsa da, dava konusu başvuruda yer alan "... . ..." ibarelerinin davalı Şirketin çatı markası olduğu ve "..." ibaresi ile şapka figüründe ayırt edicilik bulunmadığından marka işaretleri arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu ve davaya konu marka kapsamında tescili talep edilen 29 ve 30. sınıftaki malların davacının itiraza mesnet markasının kapsamında tescilli olduğu nazara alındığında, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de ihtiyaç duyulmamıştır.
Diğer taraftan davacı vekili, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların oluştuğunu ileri sürmüşse de, uyuşmazlık konusu olan tüm mal ve hizmetler bakımından taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, Dairemizce davacının tanınmışlık ve diğer fikri mülkiyet haklarına dair iddiaları yönünden inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 01/02/2023 gün ve 2022/110 Esas - 2023/27 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davanın KABULÜ ile, ... YİDK'ın 2022-M-935 sayılı kararının İPTALİNE,
3-Davalı şirket adına tescil edilen 2020/46514 sayılı ve "... ... ... ... ..." ibareli dava konusu markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.400,00-TL bilirkişi ücreti, 151,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 130,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.173,50-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.334,90-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/06/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.